Header Ads

8 soru ve cevapta varlık fonu tartışmaları


1.Varlık Fonu Nedir?

Ulusal Varlık Fonları, çeşitli finansal varlıklara yatırım yaparak gelirini artırmayı hedefleyen, devletin sahipliği ve yönetimi altında çalışan fonlardır. Bu fonun geliri bütçe fazlalarından oluşur. Bir ülke eğer bütçe fazlası veriyorsa bu fazlayı ya harcamalarını artırarak kullanır, ya mevcut vergi yükünü düşürür ya borçlarını erken ödemeye tabi tutabilir ya da bir varlık fonu kurarak bütçe fazlalarını buraya aktarır. Bu fonla ulusal ya da yabancı bazı finansal varlıkları satın alıp gelirlerini artırmaya çalışarak gelecek kuşaklara refahı aktarma yoluna gidebilir. Örneğin Norveç gibi petrol geliriniz varsa bunu, Japonya gibi ihracat geliriniz varsa onu, bir çatı altında topluyor ve artması için yönetmeye başlıyorsunuz. Varlık fonları iyi denetlendiği ve doğru işletildiği takdirde oldukça faydalı kurumlardır.

2.Dünya Ölçeğinde kurulan varlık fonlarının yapısı nasıl?

Dünya genelinde 40’tan fazla ülkede 80’e yakın Ulusal Varlık Fonu (Soverign Wealth Funds) bulunuyor. Geçmişi 1950’li yıllara kadar gitse de, özellikle 2008 Krizi sonrası popüler oldular. 1998’de dünya genelinde toplam büyüklüğü 2 trilyon doların altında olan bu fonların 2015 itibariyle 12 trilyon dolara çıktığı tahmin ediliyor. Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar, Norveç, Rusya gibi ülkeler petrole dayalı varlık fonlarıyla dünyada ilk sıralarda yer alırken, yüksek ihracat nedeniyle cari fazla veren Çin, Singapur, Hong Kong gibi gelişmekte olan ülkelerin emtia dışı kaynaklardan elde edilen fonları göze çarpıyor. Dünyada Norveç 847 milyar dolarla birinci, Çin 813 milyar dolarla ikinci sıradadır.

3.Türkiye varlık fonunun kaynakları neler olacak?

Fonun kaynakları, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nca özelleştirme kapsam ve programında bulunan ve fona devrine karar verilen kuruluş ve varlıklar ile Özelleştirme Fonu’ndan fona aktarılmasına karar verilen nakit fazlasından oluşacak. Ayrıca Bakanlar Kurulu’nca fona aktarılmasına veya şirket tarafından yönetilmesine karar verilen kamu kurum ve kuruluşlarının tasarrufu altında bulunan ihtiyaç fazlası gelir, kaynak ve varlıklar fona aktarılacak. Aynı zamanda fonda yurtiçi ve yurtdışı sermaye ve para piyasalarından ilgili mevzuat kapsamında yer alan izin ve onay aranmaksızın sağlanan finansman ve kaynaklar da yer alacak. Bu kapsamda örneğin bireysel emeklilik sistemi (BES) gibi fonlar üzerinden aktarmalar da kaynak olacak.

4.Hangi kurumlar varlık fonuna devredildi?

Ziraat Bankası, Türkiye Petrolleri, PTT, BOTAŞ, Borsa İstanbul, Türksat, Türk Telekom'un Hazine hisseleri, ETİ Maden, Çaykur gibi Türkiye’nin köklü kurumları varlık fonuna devredildi. Bu kurumların yanında Antalya, Aydın, İstanbul, İzmir, Muğla ve Isparta illerimizin 2.3 milyon metre karelik turistik hazine arazileri de fona devredildi.

5.Varlık fonu yönetim kurulu kimlerden oluşuyor?

Varlık Fonu’nun Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı Mehmet Bostan yaparken yönetim kurulu üyeleri arasında Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yiğit Bulut, Sabah gazetesi yazarı Kerem Alkin ile birlikte Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ ve Piri Reis Üniversitesi Rektörü Oral Erdoğan bulunuyor. Bu isimlerin belirlenmesi ve atanması Başbakanlıkça gerçekleştirilmektedir.

6. Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi’nin denetimi nasıl sağlanacak?

26 Ağustos 2016 tarihli resmi gazetede belirtilen kanuna göre; Şirket tarafından kurulacak diğer şirketler, Türkiye Varlık Fonu ve Türkiye Varlık Fonu bünyesinde kurulacak alt fonlar bağımsız denetime tabidir. Bu da şu anlama geliyor fon Sayıştay denetiminden, kamu ihalesi ve sermaye piyasaları denetiminden, devlet memurları mevzuatından tamamen muaf. Bu durum varlık fonunun şeffaflığı ve müdahale edilebilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor.

7. Hangi ekonomik ve siyasi zeminde varlık fonu kuruldu?

AKP’li yıllarda dışa bağımlı hale gelen Türkiye borç batağına saplandı. IMF’nin yayımladığı Türkiye raporuna göre ülkenin yıllık yabancı finansman ihtiyacı milli gelirin yüzde 30’una ulaştı. 2018’de ülkenin dış borçları milli gelirin yüzde 67.8’ine ulaşacak. Aynı yıl bir yıl içerisinde ödenmesi gereken kısa vadeli borçlar da milli gelirin yüzde 27’sini aşacak. Dünyada para bolluğu döneminde dış borçlanmada sıkıntı çekilmezken son yıllarda borç bulmak ise neredeyse imkânsız hale geldi. Borçlanma döneminin sonuna gelen ve para bulmada sıkıntı yaşayan AKP hükümeti yeni kaynak arayışına girdi. Aynı zamanda yeni anayasa ve başkanlık için gerçekleşecek halk oylaması sürecinde halka ekonomik açıdan bir çözüm ve çıkış sunacağı düşünülerek Türkiye varlık fonuna Türkiye’nin köklü kurumları devredildi. Fona ilk aşamada Özelleştirme Fonu ve Savunma Sanayi Fonu gibi kaynaklar aktarıldı.

8.Varlık fonu uygulaması nasıl yararlı olur ?

Tanımda ve ülke örneklerinde görüldüğü üzere bir fonun varlık fonu olabilmesi için bir varlığa dayanması gerekir. Türkiye ise petrolünün, emtiasının, yüksek gelirinin ve tasarrufunun bulunmadığı aksine bütçe ve cari açık veren bir ekonomiye sahip. Dolayısıyla Türkiye'de bir varlık fonu oluşturulabilecek bir varlığının olmayışı fonun büyük projelere finansman bulmak için bir garanti aracı olarak kullanılacağının işaretlerini veriyor. Bu durumun borçlanmayı arttıracağı açık. Dünyadaki yatırım fonlarının amacı bir borçlanma mekanizması kurmak değil mevcut zenginliği ve kaynakları gelecek nesillere aktarmaktır. Türkiye'de yapılan ise bugünkü harcamayı finanse etmek için gelecek nesilleri bugünden borçlandırmak oluyor. Sorun bu borç ile yapılacak yatırımların kısa vadede borçları ödeyebilecek karlı projeler olup olmayacağı noktasında. Kurulan fon bir kaynağı yatırıma dönüştürmüyor, kendi üzerine aldığı kamu kaynaklarını ipotek ederek, yeniden borçlanma mekanizması kuruyorsa fondan beklenenler sağlanamayacak gibi görünüyor.Yani hükümetin  önceliği köprüler, Kanal İstanbul, hava meydanları, konut yapımı gibi altyapı yatırımları olursa ki şuan öyle olduğu görülüyor, borçlanmanın kısa vadede kapatılması mümkün olmayacaktır. Alt yapı projeleri kısa vadede kar getiren projeler değiller. Bunun yerine halkın gelirini artıracak, işsize iş sağlayacak, tarım ve sanayide üretim artışına imkân verecek yatırımlar ülkenin ihtiyacı olan projelerdir. Fonun iç ve dış borçlanmayla bulacağı imkânlar, üretimi artıracak yatırımlarda kullanılmazsa yarardan çok zarar getirecek bir sisteme dönüşebilir.

Sonuç olarak varlık fonun denetimi iyi yapılabilir, çıkar sahibi çevrelerce değil profesyonel kadrolarla yönetilir ve doğru işletilirse Türkiye ekonomisini rahatlatıcı bir etkisi olabilir. Ulusal Varlık Fonlarının tarihini göz önünde bulundurduğumuzda, sürecin henüz ilk adımlarında olduğumuzu görüyoruz. Bunların ne kadarının işleyişte gerçekleşeceğini ilerleyen günlerde takip edeceğiz.

Nuray Kaya
TGB İstanbul İl Yöneticisi
İstanbul Üniversitesi İktisat Politikası Yüksek Lisans öğrencisi

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.