Header Ads

İşsizin parasına el koyup işverene vermek ne 'helal'dir ne de 'hoş'!


Yeni KHK ile işverenlere sağlanan teşvikler hakkında DİSK Yönetim Kurulu Adında Genel Sekreter Arzu Çerkezoğlu’nun açıklaması
Başbakan Binalı Yıldırım 15 Şubat 2017 tarihinde AKP TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmasında yeni KHK’da da yer bulan “istihdam teşvikleri”nden de söz etti. Başbakan konuşmasında toplam 1,5 milyonu bulan TOBB üyelerin her birinin en az bir işçi çalıştırmaya karar verdiğini, toplum yararına çalışma programı kapsamına özel sektörü de aldıklarını, burada da 500 bin istihdam sağlanacağını ve böylece 2 milyon yeni istihdam sağlanacağını iddia etti.
Başbakan bu 2 milyonluk yeni istihdam hedefinin kaynaklarını açıklarken ilginç ifadeler kullandı: “Onlar bunu yaparken biz boş mu duracağız? Tabii ki değil onların diğer maliyetlerini karşılayacağız. Onlar sadece maaşı verecek, sigorta primini ve maaştan kesilen vergiyi devlet olarak biz karşılayacağız bir yıl boyunca. Bu ne demektir? Bu konuda yanında bir işçi çalıştıran ve toplam 1,5 milyon çalışan için hükümet, devlet olarak 12 milyar liralık katkı sağlıyoruz. Helali hoş olsun yeter ki vatandaşımız iş-güç sahibi olsun.”
Başbakana tane tane anlatmak istiyoruz:
  • Söz ettiğiniz teşvikleri devlet ve hükümet olarak siz karşılamıyorsunuz. İşçilerin ve işsizlerin parasına onlara sormadan el koyuyorsunuz ve işverenlere teşvik olarak aktarıyorsunuz.
  • Sözünü ettiğiniz TOBB tarafından sağlanacağı iddia edilen yeni istihdamın kaynağı İşsizlik Sigortası Fonu’dur.
  • 500 bine çıkaracağımız ve özel sektörde de uygulamayı planladığınız toplum yararına çalışma programının kaynağı da İşsizlik Sigortası Fonu’dur.
  • İşsizlik Sigortası Fonu hükümetin ve devletin parası değildir. O fondaki paralar işçilerin ve işsizlerin parasıdır. Milletin parasıdır.
  • İşsizlik Sigortası Fonu kaynaklarını amaç dışı kullanıyorsunuz. Geçmişte de yol ve inşaat yatırımları için Fon’dan milyarlarca liraya el koymuştunuz.
  • 12 milyarlık katkıyı siz sağlamıyorsunuz. İşsizlik Sigortası Fonu’ndan işçilere, işsizlere sormadan, sendikalara sormadan 12 Milyar TL’ye el koyuyorsunuz.
  • Kurulduğu 2002 yılından bu yana işsizlere sadece 14,3 milyar TL ödeme yapan İşsizlik Sigortası Fonundan bir çırpıda 12 Milyar TL’ye el koyacaksınız.
  • Sizin “helali hoş olsun” demeye hakkınız yok. Kimin parasını kime veriyorsunuz? Bu kaynağı hükümet sağlamıyor. Bu kaynağı bütçeden sağlamıyorsunuz. İşsizin parasını alıp işverenlere vermek ne helaldir ne de hoş!
  • İşçilerin parasını helal etmiyoruz.
  • 4447 sayılı yasaya göre İşsizlik Sigortası Fonu bütçe kapsamı dışındadır. Ancak hükümet olarak bütçeden yapmanız gereken harcamaları Fon’un amacına aykırı bicimde Fon’dan yapıyorsunuz.
  • İşsizlik Sigortası Fonu’ndan elinizi çekin!
  • İşsizlik Sigortası Fonu amacına uygun kullanılsın. İşsizlik ödeneğinden yararlanma koşulları iyileştirilesin ve işsizlik ödeneği artırılsın.
  • Fon’dan daha önce hükümet tarafından el konulan kaynaklar iade edilsin.
İşsizlik Sigortası Fonu’ndaki kaynakları sermayeye aktarınca istihdamın artmayacağını da Başbakana tane tane anlatmak istiyoruz:
  • Bu yöntemlerle istihdam artmaz. İstihdam artışı için yatırımların artması gerekir.
  • Bu teşviklerle işsizlik sorununun çözülmediği ortadadır. Yıllardır işverenlere yapılan ve bütçenin yüzde 4’üne yükselen yüzde 5’lik işveren SGK prim desteği işsizlik sorununu çözdü mü?
  • Türkiye’de mevcut durumda sağlanan istihdam teşvikleri işsizliği çözdü mü? Tersine teşviklerin arttığı dönemlerde işsizlik de arttı.
  • Gündeme getirdiğiniz teşvik yöntemleri olsa olsa kısmi bir yapay istihdam sağlar. Üretken bir istihdam sağlamaz. Pek çok küçük işletmede fiilen çalışmadan eş, dost, akraba işe alınmış gibi gösterilir.
  • İstihdam artışı için güven, istikrar ve demokrasi gerekir. Vatandaş harcama yapmak için siyasal ve ekonomik istikrara bakar. Yatırımların artması için de siyasal ve ekonomik istikrar gerekir. Hükümetin öncelikle yapması gereken güven ve istikrar sağlayacak bir demokratik ortam tesis etmektir.
  • İstihdamı artırmak için en güvenli ve gerçekçi yollardan biri çalışma saatlerinin kısaltılmasıdır. Türkiye AB ve OECD ülkeleri ile karşılaştırıldığında en yüksek çalışma saatlerine sahip ülkelerden biridir. Çalışma saatlerinin düşürülmesiyle daha çok insana iş sağlanabilir.
  • Tek başına istihdam artışı önemli değildir. İstihdamın, işin “insana uygun” olması gerekir. Kısaca sağlanan iş güvenceli ve güvenli olmalı, işçiler sendikalı ve toplu iş sözleşmeli olabilmelidir.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.