Header Ads

“Mutfak yanıyor”


İrfan O. Hatipoğlu Mustafa Kemal Üniversitesi

Yıllık, aylık enflasyon rakamları açıklanırken besin maddeleri fiyatlarındaki artış öne çıkartılır. Uzak yakın öngörülerde bulunularak, fiyat artışı ‘mutfağa ateş düştüğü’ şeklinde dramatize edilir. Besin fiyatlarındaki artışın mutfaklara düşen ateş olarak görülmesinin nedeni insanların yaşamına doğrudan etkilemesidir. Ücretli çalışan, küçük esnaf, zanaatkârların besin maddelerine ulaşmada zorlanmaları. Gelirlerinin büyük bölümünü besin maddesi alımına harcamasına karşın, mutfaklarından temel besin maddelerini çıkmak zorunda kaldıklarından beslenme kaynaklı sağlık sorunlarının yaygınlaşması. Oluşan bedensel/zihinsel gerilik; edilgen, düşünme yetileri sınırlanmış, özgüven yoksunu insanları sayısı artmasıyla insan kaynağının tahrip olması. Besin fiyatlarındaki artışı, mutfaklardaki yangının ulusal sorun haline gelmesidir.

Ülkemizde yeterli besin maddesi üretimi yapılmaktadır. Besin maddesi fiyatlarındaki artış üretici kaynaklı olmaktan çok, üreticiden tüketiciye uzanan süreçteki aracılardan kaynaklanır. Ziraat odasının seçilmiş 34 ürün üzerinden yaptığı 2016 yılı fiyat değerlendirmesi çalışmasına göre; 18 ürünün fiyatı bir yıl öncesine göre geriledi, 16 üründe enflasyon oranı altında fiyat artışı oldu. Seçili ürünler üreticiden çıkıp market raflarına ulaştığında, fiyatlar enflasyon oranının üzerinde artmaktadır. Örnek olarak, bir önceki yıla göre, market raf fiyat artışı; nohutta yüzde 55.22, yeşil mercimekte yüzde 30.79, kuru fasulyede 21.55, tavuk etinde yüzde 20.96, ayçiçeği yağında yüzde 11.16 artış olmuştur. Fiyatlardaki artış dönemsel olarak görülüp, hava koşulları, kur ve akaryakıt fiyatlarındaki artışın nakliye giderleri arttırması olarak açıklansa da mutfaktaki yangın kalıcıdır.

Besin maddesi fiyatları artışının mutfaklarda ateş topuna dönmesinin nedeni, AKP hükümetlerinin uyguladığı ekonomi politikasıdır. Uygulanan ekonomi politikasıyla çalışanlar sistemli şekilde yoksullaştırıldı/alım gücü azaltıldı, gelir dağılımı eşitsizliği derinleştirildi. Besin fiyatlarındaki artış alt gelir gurubunun gelirinin üçte birini besin maddesi harcamasına ayırmak zorunda kalıyor. Olguyu daha iyi kavramak için Birleşik Metal İş Sendikası Sınıf Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan rapora göre, Ocak 2013-Ocak 2017 dönemleri arasında genel TÜFE yüzde 216 artış göstermiştir. En yoksul yüzde 20’lik kesim için bu artış yüzde 256, en zengin yüzde 20’lik için ise artış yüzde 236 olarak gerçekleşti. Yine AKP hükümetleri dönemde ücretli çalışanlar, küçük esnaf, zanaatkar –genel olarak dar gelirliler- ekmek ve tahıllar için yüzde 10.1, et için yüzde 19.3, balık için yüzde 12, sebze için yüzde 36’lık alım gücü kaybına uğradı.

AKP hükümetleri döneminde yaşanan alım gücü kaybı, yüksek enflasyon insanların günlük yaşamını olumsuz etkiledi. İlk öne beslenme alışkanlıklarının değişmesine neden oldu. Sağlıklarına olumsuz etkileyecek kadar yeterli ve dengeli beslenme ilkelerinden uzaklaşılmasına yol açtı. Oysa Dünya Sağlık Örgütü sürdürülebilir sağlığı; sadece hastalık ve sakatlık durumunun olmayışı değil, kişinin bedenen ruhen ve sosyal yönden tam bir iyilik hali olarak tanımlar. Sağlıklılık durumunun sürdürülebilir olması içinde insanların temel besin maddelerine kolay ulaşabilir olmaları gerekmektedir. Yeterli ve dengeli beslenme içinse, erişkinlerde günlük kalori alımlarının yaklaşık yüzde 45-65 kadarı karbonhidratlardan, yüzde 10-35 kadarı proteinlerden ve yüzde 20-35 kadarı yağlardan alınması gerekir. Bu oranlar düzenli tutturulamazsa beslenme kaynaklı hastalıklar artar. Bedensel ve ruh sağlığı bozulur. İnsanların günlük yaşamları zorlaşır. Hareketleri ağırlaşır, isteksizlik gelişir, eğilmiş bir vücut, şişkin bir karın, ciltte çeşitli yara ve pürüzler oluşur. Sık sık baş ağrısından şikayet, iştahsızlık, yorgun hissetme, isteksiz bir kişilik ortaya çıkar. Zihinsel gerilik, hal ve hareketlerde dengesizlik ileri aşamadaki yetersiz beslenmenin işaretlerindendir.

Ülkemizde besin fiyatlarının yüksek olması nedeniyle insanlarımız tek yönlü –karbonhidrat ağırlıklı- beslenir duruma geldi. Gebe kadınlarda demir/vitamin eksikliği, buna bağlı gelişen çocuklardaki bedensel ve zihinsel gerilik ulusal sorun haline gelmiştir. Okuduğunu, söyleneni anlamayan, kavrama/düşünme yoksunu bir toplum haline geldik. Aklı ve bilimi önceleyen bir toplum olmamız için mutfaktaki yangını söndürmek zorundayız. Bunun yolu da siyasal iktidarın dağıttığı ‘gıda paketleri’nden geçmez. Üretilen zenginliğin adil paylaşıldığı, ulusal besin izlencesi olan, üretici/tüketicinin örgütlü olduğu toplumsal yapıdan geçer.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.