Sayaç

Tüm Yayınlar

Cumartesi, Nisan 22, 2017

AKP'li Aktay'dan referandum değerlendirmesi


AKP Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay'dan, dikkat çeken referandum değerlendirmesi...

AKP Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay, AKP Genel Merkezi'nde BBC Türkçe'den Mahmut Hamsici’ye verdiği röportajda referandum sonuçlarını değerlendirdi. “İlk başladığımız zaman, anketler yüzde 40'ın biraz altında 'Evet' oylarını gösteriyordu” diyen Yasin Aktay, oy kaybı yaşamadıklarını da ifade ederek, firenin daha çok MHP’den olduğunu öne sürdü. AKP’nin içinde FETÖ’cü olup olmadığı konusundaki soruya “Olabilir” diyen Yasin Aktay, AGİT raporunda yeni bir çözüm sürecinin başlayıp başlamayacağı konusundaki birçok soruya da yanıt verdi.

Yasin Aktay’ın BBC Türkçe’ye verdiği röportajın ilgili bölümleri şöyle:

“Neden daha iyi olmadığını da tartışırız dediniz. Son MYK ve MKYK toplantılarında o bağlamda tartışmalar oldu mu?

Bir defa şöyle bir değerlendirme yapıldı... Biz zor olanı savunuyorduk. Biz, henüz geleceği pazarlıyorduk.

Öbür taraf ise mevcut olanın daha iyi olduğu üzerinden hareket ederek, bizim sunduğumuzun bir takım riskler içerdiğini anlatmaya çalışıyordu. Aslında bir anlamda psikolojik üstünlük veya söylemsel üstünlük 'Hayır' cephesindeydi.

O yüzden bizim kampanyamızın başarılı olduğunu düşünüyoruz. İlk başladığımız zaman, anketler yüzde 40'ın biraz altında 'Evet' oylarını gösteriyordu. Kampanya esnasında, çok önemli sayıda insanı ikna etmiş olduk.

Eleştirdiğimiz taraf şu: Neden daha ikna edici olamadık? Belki daha iyi enstrümanlarla, daha iyi bir anlatım tarzıyla bu sistemin daha iyi olduğuna insanları ikna etmek mümkün olabilirdi.

Bu anlamda anketleri çok iyi yaparız ve yaptığımız anketler çok isabetli anketlerdir. Mesela biz bu neticeyi görüyorduk. Bu bizim için çok sürpriz olmadı.

AKP seçmenlerinin bir bölümünün 'Hayır' vermesinin nedeni sizce nedir?

Bir defa bu bu tek adam klişesi çok fazla tutuyordu. Biz de buna karşı sadece savunma konumunda kalıyorduk.

Biz toplumda onunla boğuştuk, onunla mücadele etmeye çalıştık. Bunun, büyük şehirlerde daha da fazla etkili olduğu anlaşılıyor.

Ama buna rağmen büyük şehirlerde bir seçim olsa yine yüzde 48,5, yüzde 49 oranında bir oyumuzu muhafaza ettiğimizi görüyoruz. O açıdan da bizi çok daha endişelendiren bir netice değil.

İstanbul ve Ankara genelinde ya da Eyüp, Üsküdar gibi mahallerdeki AKP seçmeninin bu seçimde 'Hayır' oyu veren seçmenlerin genel seçimlerdeki tercihinin yine AKP olacağını mı değerlendiriyorsunuz?

Anketlerde genel eğilimler çıkıyor. Normalde bize oy verecek bir kesimin, partimiz içerisinde yüzde 8,9'a yakın bir kesimin bu pakete ikna olmamış olduğu için, bu pakete 'Hayır' demiş olduğunu anlıyoruz. Demokrasi anlayışımız içerisinde, şu anda aldığımız oyları çantamızda keklik gibi görmüyoruz, o oyları hak etmek için her gün çalışmamız, güven tazelememiz gerektiğini çok iyi biliyoruz.

O zaman buralarda, MHP'den gelen oylarda mı sizin açınızdan büyük bir sıkıntı var?

Bizden bir fire var. Milliyetçi Hareket Partisi'nin hiç oy vermemiş olduğunu söyleyemeyiz, çünkü verdiler, bayağı verdiler. Ama ne kadar verdi, kaç kişi verdi, onlar belki anketlerle ortaya çıkarabilir. Ama bu saatten sonra referandumun sonucu açısından hiçbir önemi yok.

Tabii ki seçmen eğilimlerinin nereye doğru gidiyor olduğunu önemseyen taraflar açısından önemli. Oy oranımızda bir düşüklük yok. Referandumun tabiatı dolayısıyla orası haritada siyaha boyanmış oluyor ama aslında partiler yarışıyor olsa gene biz birinci partiyiz, hem de açık ara birinci partiyiz.

Ülkede iyimserlik var dediniz ancak 'Hayır' oyu verenler de bir karamsarlık içinde. Parti olarak siz, usulsüzlük ve hile iddialarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Her seçimden sonra sonuçlar üzerine böyle tartışmalar oluyor. Seçimlerin özellikle birbirine yakın olduğu yerde tarafların itirazları durmaz. Bütün itirazlar kabul edilse bile, o 1 milyondan fazla olan fark zaten kapanmıyor.

Ama muhalefet burada da bir uyanıklık yapıyor. Bu farkın, tamamen bir hileyle veyahut usulsüzlükle oluşmuş olduğu algısını yaratmaya çalışıyor. Seçimlerde usulsüzlük olmuşsa, bütün partiler beraber yapmış.

Şimdi mühür vurulup vurulmaması, seçimin tabiatını çok da etkileyen bir şey değil ama yasal gerekliliği var. Oy vermiş seçmeni, halkı cezalandırmak gibi bir sonuç doğurmasın diye, ki halkın bir kabahati yok, gitmiş sandıktaki görevliler kendilerine bu zarfın mühürlü olarak verilmesi gerektiğini söylememişler.

Doğrusu ben bana verilen zarfı hatırlamıyorum. Ve bu oran çok düşük.

Küçük olması halinde bile yüzde 49 oy veren yurttaşların seçimlere yönelik meşruiyet algısı açısından önemli değil mi?

Niye yüzde 51'i hesaba katmıyorsunuz? O yüz bin oyun hepsini 'Hayır' mı zannediyorsunuz? Yine orantılı olarak o oyların hepsi sonuca etki etmeyecek şekilde çıkar.

Onların bir kısmı hayırdır, bir kısmı evettir. Muhalefet sadece abartıyor. Bir kaşık suda fırtına koparmaya çalışıyor. Maalesef dışarıdakiler de, dış basın da bunu hemen satın alıyor.

AGİT temsilcileri zaten PKK'cı, zaten fanatik hayırcıydılar. Bunlar sahada militan gibi çalıştılar. Militan gibi çalışan adam, gelmiş rapor tutmuş diyor ki, hile var.

Ama daha önceki seçimlerde aynı AGİT'in çok farklı raporları vardı...

AGİT gözlemcisi olarak gelmiş milletvekilinin PKK paçavraları altında verdikleri pozları da gördük, parlamentolarındaki mücadeleyi de gördük. Bal gibi PKK'nın Avrupa'daki temsilcileri gibi davranan insanlar bunlar. Bunlardan herhangi bir şey olur mu?

Şimdi mühür vurulup vurulmaması, seçimin tabiatını çok da etkileyen bir şey değil ama yasal gerekliliği var. Oy vermiş seçmeni, halkı cezalandırmak gibi bir sonuç doğurmasın diye, ki halkın bir kabahati yok, gitmiş sandıktaki görevliler kendilerine bu zarfın mühürlü olarak verilmesi gerektiğini söylememişler.

Doğrusu ben bana verilen zarfı hatırlamıyorum. Ve bu oran çok düşük.

Referandum sonrasında Gülen Hareketi'ne yönelik soruşturmaların derinleşeceği konuşuluyordu. Soruşturmaların derinleşmesini beklemeli miyiz?

FETÖ'yle ilgili tabii ki mücadele devam edecek. Bu yapı, dünyada görebileceğimiz en ezoterik, en sırcı yapı. Dolayısıyla bunların hala sağda solda, devlet içinde gizlenmiş çok kritik noktalarda elemanları varsa, bunları orada bırakmak çok doğru değil. Bu tehlikeyi bertaraf etmek için gereken yapılacaktır. Ancak bu, kendi içimizde kendi, toplumsal güvenimizi de çok fazla zedeleyecek bir aşamaya da varmamalı.

Adalet ve Kalkınma Partisi içinde hâlâ bu yapıdan birilerinin bulunuyor olabileceğine dair şüpheleriniz var mı?

Olabilir. Biz de tespit ettiklerimizi ayıklıyoruz. Ayıklayacak mekanizmalarımız var. Ama piyasada oluşturulmaya çalışılan bir algı var: AK Parti bunlarla dolu, hem de milletvekili düzeyinde. Kılıçdaroğlu dedi ki 120 ila 180 tane milletvekili var. Eğer 120-180 arasında milletvekili olsaydı zaten anayasa geçmezdi, darbe yapılmasına da gerek kalmazdı.”

Hiç yorum yok:
Write yorum