Header Ads

Atatürk başı sıkışanların, zorda kaldıklarında sığınacakları bir liman değildir | ADD



“Egemenliğinizi asla bir şahsa vermeyiniz…”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Show TV – Habertürk TV – Bloomberg HT ortak yayınında, “Atatürk şu anda kalksa o da bizim hazırladığımız bu düzenlemeye kendisi de böyle yaşadığı için ‘evet’ derdi“ buyurmuş…

Hem Cumhurbaşkanı Erdoğan hem de AKP, başlarının her sıkışmasında Atatürk’e sığınmayı alışkanlık haline getirmiş bulunuyor. 15 Temmuz’daki CIA güdümlü Fethullahçı kalkışmaya karşı AKP Genel Merkezi’ne dev bir Atatürk posteri asılmıştı. Şimdi de, referandumda “HAYIR” rüzgârını tersine çevirebilmek uğruna Atatürk’ün tek kişi yönetimine “evet” diyeceği öne sürülüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP’nin son dönemde Atatürk’e sığınmak zorunda kalması sevindiricidir. Ancak, Atatürk’e sığınanların Atatürk’ü çarpıtmaktan kaçınmaları yaşamsaldır. 13 Ağustos 1923 günü Meclis’te Türkiye’yi “bir halk devleti” olarak tanımlayan Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nde “tek kişi yönetimi” ve “diktatörlüğe” yol açacak her girişime şiddetle karşı çıkmış ve millete şu tarihi uyarısını yapmıştır: “Egemenliğinizi asla bir şahsa vermeyiniz.”

Atatürk bir konuşmasında “padişahlıktan yeni kurtulduk. Başınıza yeni padişahlar mı arıyorsunuz” diyerek başkanlık sistemini reddetmiştir. (Taylan Sorgun, “Atatürk’ün Başkanlık Sistemine Tepkisi”, Bağımsız Dergi, Sayı 1, 25-31 Ocak 2013)

Celal Bayar, Atatürk’ün başkanlık sistemi ile ilgili düşünceleri hakkında şöyle konuşmuştur: “…Cumhuriyetin ilan edildiği günlerdi. Beş mebus bana geldiler….Gazi Paşa’dan bir talepte bulunacağız ve diyeceğiz ki, Amerika ’daki gibi başkanlık olsun, siz de başkan olunuz. Sizin düşüncelerinizi almak isteriz. Kendilerine şu cevabı verdim: “Sakın haa, böyle bir teklifte bulunmayınız. Çok sert cevap alırsınız. Çünkü O meclis ve parlamento sistemini kabul eder.” (Taylan Sorgun, “Atatürk’ün Başkanlık Sistemine Tepkisi”, Bağımsız Dergi, Sayı 1, 25-31 Ocak 2013)

Atatürk, kendisini ziyaret eden gazetelerin Ankara temsilcilerinin, “Farz edelim ki, size böyle bir teklif (Başkanlık rejimi) yapıldı. Yanıtınız ne olurdu? ” sorusuna şu yanıtı vermiştir: “Bana öteden beri bu ve buna benzer tekliflerde bulunanlar çok olmuştur. Siz ve efkârı umumiye bilmelisiniz ki, bu yoldaki teklifler hoşuma gitmemiştir ve gitmez. Benim gayem Türkiye’de, Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nde millet hâkimiyetini egemen kılmak ve ebedileştirmektir. Dediğiniz gibi bir teklifi, benim idealimi cidden rencide eden bir manada telakki ederim. Bu noktada şu veya bu tefsirlere giden sözlerin manasını, beni iyi tanımış olan Türk milleti, benden daha iyi takdir eder.” (Orhan Çekiç, 1938 Son Yıl, sayfa 66-67)

Atatürk, kendisine “tek kişi yönetimi” önerenler hakkında Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak’a şöyle yakınmıştır: “Şaşarım, o efendilerin aklı perişanına. Hep biliyoruz ki, memleketimizin başına gelen felaketlerin çoğu şahsi idareden gelmiştir. Bu kadar geri kalmamızın başlıca amillerinden biri de budur. Biz öteden beri, böyle bir idareyi bertaraf etmek için mücadele ettik. Şimdi nasıl olur da benim aynı yola gitmekliğim, yeniden devlet hayatında tarafımdan böyle bir çığır açılması istenebilir. Hadi diyelim ki ben bu gaflete düştüm. Vekâletlerin yürütmekte oldukları işlerin büyük kısmı bilgi ve ihtisas isteyen konular olduğuna göre… benim ortaya atacağım yanlış mütalaalar vazife sahibini şaşırtabilir, tereddüde düşürür. Bu suretle mutlaka aksi tesir yaparak memlekete fayda yerine zarar getirir.” (Orhan Çekiç, 1938 Son Yıl, sayfa 69-70)

Çıkarılacak ders; Atatürk başı sıkışanların, zorda kaldıklarında sığınacakları bir liman değil, görüşlerini okuyup, anlayıp onun yolunda ilerleyenlerin yanındadır.

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.