Header Ads

Sabah gazetesi, Cumhuriyet gazetesi hakkında hazırlanan iddianamenin ayrıntılarını paylaştı


‘İçeriden’ aldığı bilgilerle yargı süreçlerini haberleştiren Sabah gazetesi, Cumhuriyet gazetesinin yazar ve yöneticileri hakkında hazırlanan iddianamenin ayrıntılarını paylaştı.

İstanbul başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede 19 isim hakkında ‘silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme,’ ‘silahlı terör örgütüne üye olma’ ve ‘hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma’ suçlamalarının yer aldığı belirtildi.

‘Cumhuriyet, terör örgütlerini ‘sevimli göstermeye’ çalıştı’

Gazetenin son üç yılda 90 yıllık geçmişinin ve kuruluş felsefesinin tam aksi yönde değişime uğradığı öne sürülen iddianamede kullanılan ifadeler şöyle: “Dosyamız şüphelilerinden Can Dündar’ın 08/02/2015 tarihinde Cumhuriyet gazetesinin genel yayın yönetmenliğine gelmesinden sonra, gazetenin yayın politikası radikal şekilde değişmiş, bu değişiklik basit editoryal tercihlerin ötesine geçerek, gazetenin FETÖ/PDY, PKK/KCK ve DHKP/C silahlı terör örgütlerinin amaçlarına hizmet eden, manipülatif haberleri yaygınlaştıran, MİT Tırları hadisesinde olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Cumhurbaşkanı hakkında ‘teröre destek veren devlet ve Cumhurbaşkanı’ imajını yaratan bir yayın organı haline gelmesine neden olmuştur. Öte yandan gazetenin yapmış olduğu yayınlarla terör örgütleri ve faaliyetlerini ‘sevimli göstermeye’, güvenlik güçlerinin meşru operasyonlarını etkisizleştirmeye çalıştığı, bu doğrultuda algı yaratmaya yönelik kapsamlı haberlere imza atıldığı saptanmıştır.”

‘FETÖ’ Cumhuriyet Vakfı’nı ele geçirdi’

‘FETÖ’nün Cumhuriyet gazetesi üzerinden yazı dizilerini kullanarak ‘algı operasyonu’ gerçekleştirdiği savunulan iddianamede, “Atatürkçü çizgisiyle bilinen, TSK mensupları arasında ve bürokraside rahatlıkla kendisine yer bulabilen Cumhuriyet gazetesi, FETÖ/PDY’nin diğer yayın organlarının (Taraf, Zaman, Bugün, Samanyolu TV gibi) itibarsızlaşması ve kamuoyu nazarında güvenilirliklerini kaybetmeleri sebebiyle örgüt tarafından hedef seçilmiş, gazete ve örgütün birbirine bütünüyle zıt çizgileri, öncelikle gazetenin güncel yayın politikasını belirleyen Cumhuriyet Vakfının ele geçirilmesi suretiyle kesişmeye zorlanmıştır” dendi.

‘Gazete, Dündar’dan sonra örgütlerin lehine yayın yapmaya başladı’

Can Dündar’ın genel yayın yönetmenliğine getirilmesinin ardından gazetenin ‘FETÖ/PDY,’ PKK/KCK ve DHKP-C lehine çalışan bir yayın organına dönüştüğü ileri sürülen iddianamede şu ifadeler de kullanıldı.: “Gazetenin yayın politikasındaki değişimin şüpheli Can Dündar’ın genel yayın yönetmenliğine getirilmesiyle başladığı, şüphelinin bu görevi 08/02/2015-06/07/2016 tarihleri arasında icra ettiği, 01/09/2016 tarihinden sonra bu görevi Murat Sabuncu’nun üstlendiği, belirtilen tarihlerde gazetedeki haberleri seçme ve aktarma usulünün esasen bu kişiler tarafından belirlendiği, bununla birlikte Cumhuriyet gazetesinde genel yayın yönetmenin Vakıf Yönetim Kurulu tarafından belirlenip atanması sebebiyle bu süreçte yaşanan yayın politikası değişikliğinden ve haberlerin aktarılış şekillerinden yönetim kurulunda bulunan tüm şüphelilerin sorumluluğu bulunduğu açıktır.”

‘ByLock’ iddiası

İddianamede zanlıların ‘FETÖ’nün mesajlaşma programı olduğu öne sürülen ‘ByLock’ kullanıcılarıyla görüştüğü, Kadri Gürsel’in 92 ‘ByLock’ kullanıcısıyla irtibatlı olduğu da öne sürüldü.

İddianamede yer alan isimler şöyle: Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, eski genel yayın yönetmeni Can Dündar, Yayın Danışmanı Kadri Gürsel, muhabirler Ahmet Şık ve İlhan Tanır, Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Erinç, yazar Aydın Engin, yönetim kurulu üyeleri Hikmet Çetinkaya, Mustafa Kemal Güngör, Hakan Karasinir, Bülent Utku, Önder Çelik, Güray Öz, Turhan Günay ve Musa Kart, Mali İşler Müdürü Bülent Yener, Muhasebe Müdürü Günseli Özaltay ve @jeansbiri isimli Twitter hesabının sahibi Ahmet Kemal Aydoğdu.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.