Header Ads

Bu bir “Varlık Fonu” değil, “Borçlanma Fonu”dur


AKP,  devlet düzenini tarumar etmeye devam ediyor hâlâ…..

Tüm kamu erklerini kontrol edebiliyor olmanın gücü ve güvencesiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin idari, hukuki ve mali yapısı yanında bazen kanun değişiklikleri yoluyla, bazen bu yola dahi başvurmadan adeta paralel bir devlet gibi yapılan uygulamalar giderek yaygınlaşmaktadır.

Bunun son örneklerinden biri, Türkiye Varlık Fonu  (TVF) adı altında başlatılan uygulamadır. 25.08.2016 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6741 sayılı Kanun ile kurulan TVF,  05.02.2017 tarihli mükerrer Resmi Gazetede yayınlanan 9756 ve 9758 sayılı KHK’lar ile hayata geçirilmiştir.

Bu düzenleme, önceki yılların birikimleri satılarak ve borçlanarak bu güne kadar getirilen uygulamanın sürdürülemez hale geldiğinin bir haykırışıdır.

Yurt içinde üretim olmadığı için büyütülemeyen vergi tabanı,  dolaylı vergilerin sırtına bindirilmiş vergi adaletsizliğinin yeni vergi yükünü imkansız kılması, yurt dışından da hem uluslararası konjonktür ve hem de ülke riski nedeniyle sağlanması giderek zorlaşan dış kaynaklar nedeniyle devletimiz “kazanın dibini kazıma” noktasına getirilmiştir.

Getirilen Düzenlemenin Değerlendirilmesi:

1-Varlık fonları  “gelir fazlası”na dayanması gerekirken TVF varlıkları teminat göstererek borçlanma aracı olarak kullanılmak üzere kurulmuştur.  Bu şekliyle TVF “Varlık Fonu” değil, “Borçlanma Fonu”dur.

2-Öncelikle belirtelim ki, üç uluslar arası derecelendirme kuruluşunun Türkiye’ye “yatırım yapılamaz” notu verdiği bir zamanda bu uygulamanın başlatılması talihsiz olmuştur.  Bu durum, Fonun dış kaynaklardan çok İşsizlik Sigortası Fonu, Bireysel Emeklilik Sistemi ve kurulması tartışılan Kıdem Tazminatı Fonu gibi  kaynaklara başvurulmasını gündeme getirecektir. Nitekim, Kanunun gerekçesinde de bu husus “tasarrufların emeklilik sistemi  aracılığıyla ulusal  varlık fonlarına aktarıldığı” denerek bu hususa işaret edilmektedir.

3-Getirilen düzenleme ile şimdilik 31 milyar ABD Doları olarak hesaplanan kamu varlıkları ile Savunma Sanayii Destekleme Fonu’ndan  borç olarak 3 milyar TL bu Fona aktarılmıştır.

Bir kısmı zaten özelleştirme kapsamında olan ve diğerlerinin de özelleştirme yoluyla elden çıkarılması olanağı olan kamu kuruluşlarının TVF kapsamına alınması bunlara ilişkin gelirlerin bütçe dışına çıkarılarak  Hükümete bütçe ve denetim dışı harcama imkanını sağlamaktadır.  Bu uygulama “bütçede birlik” ve “bütçede açıklık” ilkeleri ile uyuşmayan keyfi  ve saklı işlemlere kapı açmaktadır.

4-Planlanan “büyük” projelerin TVF’na aktarılan kurum ve varlıkların teminat gösterilerek temin edilecek kaynaklarla  gerçekleştirilmesi,  şu ana kadar yapılan ve gelecek kuşakları borç ödeme yükümlülüğü altında bırakan diğer “büyük” projeler yanında yer alacak bir uygulamadır.

Düyun-u Umumiye ödenemeyen borçlara karşı sonradan bazı kamu kaynaklarının tahsis edilmesi idi; TVF ise kamu kaynaklarının önceden tahsisi suretiyle borç alınmasıdır. Bu gelinen nokta Cumhuriyetin kuruluş değerlerinden ne kadar uzaklaşıldığının da bir göstergesidir.

5- Kamu kaynaklarının bütçe prensipleri dışında kullanılmasına geçmiş yıllarda da tevessül edilmiş ancak yöneticilere kısa vade için sağlaması muhtemel rahatlıklar yanında uzun vadede ciddi olumsuzluklar göstermesi nedeniyle uygulamalar sürdürülmemiştir. Bu tür uygulamalara örnek olarak Osmanlı zamanındaki Zahire Hazinesi (1789), İrad-ı Cedid Hazinesi (1793), Tersane Hazinesi (1805), Mukataat/ Mansure Hazinesi (1827), Asâkir-i Mansûre Hazinesi (1834) gösterilebilir.  Devlet bütçesinde dağınıklık yaratan bu uygulamalar 1839 Tanzimat Fermanı ile terk edilerek tek bütçe uygulamasına geçilmiştir.

Benzer uygulamalar Cumhuriyet döneminde de Erbakan dönemindeki “Havuz” uygulaması ve  Özal döneminde yaygınlaşan ve 2000 yılında büyük ölçüde sona erdirilen “Bütçe Dış Fonlar” olarak ortaya çıkmıştır.

6-TVF, her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olup, kamu kurum, kuruluş ve ortaklıklarına uygulanan mevzuat, uygulama ve kısıntılara tabi değildir. Bu şekliyle TVF, göstermelik bir bağımsız denetim dışında Türkiye Cumhuriyeti’nin içinde adeta özerk bir idari yapıdır.


Aydın Esen
Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Yönetim Kurulu Üyesi

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.