Header Ads

Cumhuriyet davası | Turhan Günay: Terör övücü yayın yapmadım


Cumhuriyet gazetesinin 11’i tutuklu 17 çalışanının yargılandığı davanın bugün üçüncü duruşması görülüyor.

İçlerinde gazetenin eski genel yayın yönetmeni Can Dündar, halefi Murat Sabuncu, yayın danışmanı Kadri Gürsel ve muhabir Ahmet Şık’ın da olduğu, 17’si Cumhuriyet çalışanı 19 kişi, çeşitli suçlamalarla İstanbul 27’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yargılanıyor.

Davanın ilk iki gününde Kadri Gürsel, Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, karikatürist Musa Kart, okur temsilcisi Güray Öz, avukatlar Bülent Utku, Mustafa Kemal Güngör ile Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Önder Çelik savunma yapmıştı.

Yurtdışından basın ve uluslararası kuruluşların da yoğun ilgi gösterdiği davanın ikinci gününde Diken gelişmeleri dakika dakika aktarmaya devam ediyor:

16.10 Cumhuriyet kitap eki yayın yönetmeni Turhan Günay savunmasına başladı: “Terör hepimizin sorunu. Terörü övücü yayın yapmadım. Benim için kitabın iyi yazılıp yazılmadığı önemlidir. ‘Dahi’ anlamındaki ‘de’yi ayıramayan yazarın kitabını hemen bırakırım.”

15.53 Hakan Kara’nın savunması tamamlandı. Turhan Günay savunma yapacak.

15.50 Mahkeme başkanı Kara’ya “Yayın politikası konusunda vakıfta ‘Ya keşke şu haber yapılmasaydı’ gibi konuştuğunuz olmuş mudur?” diye sordu.

Kara şöyle yanıtladı: “Hayır olmadı. Vakfın yaklaşımı böyle değildir. Senet çerçevesinde bakar. Yayın müdürü görevini yapamıyorsa görevden alır… Bir vakıf üyesi gelip bu haberi niye yaptınız, detayında ne var diye sormaz. Sorarsa istifa etmem gerek. Cumhuriyetin geleneklerine uymaz.”

Başkanın diğer sorusu şu: “FETÖ dışında DHKP-C ve PKK ile ilgili olarak bir savunma yapacak mısınız?”

Kara: “Tüm terör örgütlerine karşıyım. Hiç biriyle ilişkim olmadı. Ama ortada başka bir somut bir şey görmediğim için bununla yetindim.”

15.40 Hakan Kara, iddianamede ETS Turizm ile telefonda görüştüğünün de yazılı olduğunu hatırlattı.







15.22 Hakan Kara savunmasında Cumhuriyet’teki yazılarında çevre ve bilişim konularına odaklandığını, şu zamana kadar 2 bini aşkın haber ve röportajının yayınlandığını belirtti.




Hakan Kara: “Daha Bylock programı yazılmadan 12.2.2013’te E. A. adlı kişiyle görüştüğüm söyleniyor ama E. A. da Bylock’çu değil. 2013 yılında Fethullah Gülen Cemaatinden olan bir kişiye mesaj geçmek suç mu? Fethullah Gülen o tarihte örgüt lideri olarak mı görülüyor? Onunla konuşmak, telefon etmek, bağlantı kurmak suç mu? 2013 yılı Eylül ayında Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Fethullah Gülen’i Pensilvanya’da ziyaret etti. Görüşme iki saat sürdü. Neler konuşuldu tam olarak bilmiyoruz. Bu durumda FETÖ ile görüşen Ahmet Davutoğlu şimdi suç mu işlemiş oldu? Örgüt lideri ile görüşmekten dolayı suçlu mu? Bu iddianamede gerçekten niyet okumak diye bir şey var. ‘FETÖ’cülerle irtibat suçtur’ diyen mantığa ben niyet okursam, ‘Bu iddiayı öne sürenler Türk yargısını çökertmeye çalışıyor’ derim. TR’de 200 bin Bylockçu var. Her biri 2014’ten beri 60’ar telefon kaydı oluştursa şu anda 12 milyon suçlu eder.”

15.10 Tutuklu Cumhuriyet yazarı Hakan Kara savunma yapıyor.

Kara söze şöyle başladı: “Teröre, şiddete karşıyım. FETÖ’yü tanımam. Aynı sokakta yemek yemedim, fotoğrafım yok. Ne benim, ne ailemin boğazından FETÖ’nün tek kuruşu geçti. Buna rağmen ben örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmekle suçlanıyorum. Tescilli FETÖ’cü Hüseyin Gülerce tanık, bense sanık koltuğunda oturuyorum. Telefonumda Bylock yok. Hiçbir Cumhuriyet yazarı veya yöneticisinin de yok. İddianamede FETÖ ya da herhangi bir terör örgütüyle ilişkim olduğuna dair tek bir kanıt yok. Buna rağmen dokuz aydır hapisteyim.”

15.00 Duruşma gecikmeli olarak başladı. Mahkeme başkanı duruşmanın başında “Dün bir avukat burada anlamsız bir eylem yapmış. Yere 100 dolar atıp gitmiş. Ne demek bu şimdi?” diye sordu.




İddianameden

İddianamede, eski genel yayın yönetmeni Can Dündar, halefi Murat Sabuncu, yayın danışmanı Kadri Gürsel, yazar Aydın Engin, mali işler müdürü Bülent Yener ve muhasebe müdürü Günseli Özaltay’ın ‘silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme’ suçundan ayrı ayrı 7.5 yıldan 15 yıla kadar; Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Erinç ve yönetim kurulu üyesi Önder Çelik’in ‘silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme’ ve ‘hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma’ suçlarından ayrı ayrı 11.5 yıldan 43 yıla kadar; yönetim kurulu üyeleri Bülent Utku, Musa Kart, Hakan Karasinir, Mustafa Kemal Güngör ve Hikmet Çetinkaya’nın ‘silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme’ ve ‘hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma’ suçlarından ayrı ayrı 9.5 yıldan 29 yıla kadar, muhabir Ahmet Şık’ın ayrıca ‘PKK ve DHKP/C silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etme’ suçundan 7.5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edilmişti.

Cumhuriyet, terör örgütlerini ‘sevimli gösterme’ye çalışmış

Gazetenin son üç yılda 90 yıllık geçmişinin ve kuruluş felsefesinin tam aksi yönde değişime uğradığı öne sürülen iddianamede yayın politikasının değişmesi suç unsuru gibi anlatılıyor.

Ayrıca gazetenin terör örgütlerini sevimli göstermeye çalıştığı ileri sürülürken ‘FETÖ’nün gazetenin yönetim kademesini ve Cumhuriyet Vakfı’nı ele geçirmeye çalıştığı savunuluyor.

Dahası gazeteci Kadri Gürsel’e darbe girişiminden yıllar önce gelen telefon aramaları bile irtibat olarak kabul edilerek, bu aramaların içinde ‘ByLock’ kullanıcıları olduğu aktarılarak, bu da örgütle temasın kanıtı diye gösteriliyor.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.