Header Ads

Ahmet Şık'tan mesaj var: Yine başım dik çıkacağım

226 gündür tutuklu bulunan gazeteci Ahmet Şık, “Ne zaman bilmiyorum ama buradan yine başım dik çıkacağını biliyorum” dedi.


CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba ve CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel, cezaevindeki Cumhuriyet muhabir ve yöneticileri, Alman Die Welt gazetesinin muhabiri Deniz Yücel, Sözcü muhabiri Gökmen Ulu ve internet sorumlu müdürü Mediha Olgun’u ziyaret etti.

Gazetecilerin mesajları şöyle:

Murat Sabuncu: Biz de burada demokrasi nöbeti tutuyoruz

“Burada tüm gün televizyon izliyoruz ve gazete okuyoruz. Yaptığımız gazetecilik için yargılanıyoruz. Biz de burada demokrasi nöbeti tutuyoruz. Dışarıda kimin neler yaptığını görüyoruz. Toplumsal taleplerimiz var. Duruşmada ne kadar haklı olduğumuz bir kez daha ortaya çıktı.”

Akın Atalay: Dava çöktü

“‘Nasıl milattan önce’, ‘milattan sonra’ kullanılıyor, biz de ‘davadan önce’ ve ‘davadan sonra’ diye ifadeler kullanıyoruz, çünkü mahkeme sonrası dava çöktü, mahkeme heyeti de bunu söyledi. Cezaevinde kalanların burada tutulmasının hukuksal bir rasyonalitesi yoktu ve bir ara formül bulundu. Bazı arkadaşlarımız çıktı, bazılarımız burada tutulmaya devam ediyor. Biz, davada sadece Cumhuriyet gazetesini değil, gazeteciliği ve basın özgürlüğünü de temsil ediyoruz. Bu temsili de iyi yaptık. Davanın ardından her birimizin tutumu ve duruşu konusunda olumlu geri dönüşler aldık. Duruşmada her şeyi söyledik. Bize güvenenlerin yüzünü kara çıkarmadık. Geleceğe umutla bakıyoruz.”

Kadri Gürsel: İddianameye inanmayan bir mahkeme heyeti var

“Çökmüş bir iddianame ile karşı karşıyayız. Aynı zamanda iddianamesini savunamayan ve iddianameye inanmayan bir mahkeme heyeti var karşımızda. Ancak birilerinin tutulması gerekiyordu, biz içeride kaldık. Ne tahliye beklentim var, ne de umutsuzum. Bana yönelik hesaplaşmanın sadece Cumhuriyet gazetesiyle ilgili olmadığını, daha önceki televizyon programlarımın ve tüm duruşumun cezalandırılmak istendiğinin farkındayım. Sadece ailem, eşim ve sevenlerim için üzülüyorum. Moralim yüksek. Tarihi bir süreç yaşanıyor, biz de bu süreci burada yaşıyoruz. Demokrasi, basın özgürlüğü mücadelesi bu sınavdan da geçecek.”

Ahmet Şık: Moralim çok yüksek

 ‘Bize bu kumpası kuranların bu mahkemede yargılanıp cezaevinde yattığını görmeden adalet gelmez’ demiştim. Şimdi de aynısını söylüyorum. Bize bu kumpası kuranlar, FETÖ’cülerle birlikte hapiste yatmadan adalet gelmez. Bir çete aranıyor ama Türkiye’yi aradıkları o çete yönetiyor. Organize bir suç örgütüyle karşı karşıyayız. Kendi ayıplarını örtmek için bizden FETÖ çıkarmaya çalışıyorlar ancak bu çıkmaz. Bu kumpası kuranlar da ilk kumpası kuranlar gibi yargılanır. Moralim çok yüksek. Ne zaman bilmiyorum ama buradan yine başım dik çıkacağını biliyorum.

Deniz Yücel: Kayserili tüccar mantığıyla üzerimden siyaset yapmasınlar

“Yaptığım röportajlardan rahatsız oluyorlar. Ama evrensel bir gerçektir, bir haberdeki tırnak içindeki görüş, o görüşü dile getireni bağlar. Ancak yapılan yorumlar gazeteciyi bağlar. Röportaj yaptığım kişilerin tırnak içi ifadeleri nedeniyle suçlanıyorum. ‘Vay efendim sen Cumhurbaşkanı’na şunu dedin, Öcalan’a şunu dedin.’ Ama, bunların tamamı tırnak içi ifadeler. Yaptığım röportajlar habercilik başarısıdır ama burada başıma bela oldu. Bir inatlaşma var ancak ben bu inatlaşmanın mağduru olmayı hak etmiyorum. Tecrit altındayım, 178 gündür iddianameyi bekliyorum. Kimse Kayserili bir halk tüccarı mantığı ile benim üzerimden siyaset yapmaya kalkmasın. Benim iade gibi bir talebim yok, hiç de olmadı ama şu iddianameyi bir hazırlasınlar hele.”

Gökmen Ulu: Her gün inanılmaz şeyler görüyoruz ama şaşırmıyoruz

“Buradan sakin bir gözle Türkiye’yi izliyoruz. Her gün inanılmaz şeyler görüyoruz ama maalesef ülkede bu yaşananlara şaşırmıyoruz. Her gün ülkenin yeni bir felaket ve şok edici yeni bir olayla karşılaşması kimseyi şaşırtmıyorsa, bunun üzerinde düşünmek lazım. Biz gazeteciyiz. Görevimiz toplumun bilgi edinme hakkına hizmet etmek. Sadece doğruları korkmadan söylüyoruz. Maalesef Türkiye’de sadece bu yüzden mesleğimizi yaptığımız için gerçekleri yazdığımız için baskıya ve zulme uğruyoruz. Bizim menzilimiz Atatürk’ün açtığı uygarlık yoludur. Biz neyle karşılaşırsak karşılaşalım bu hedeften dönmeyiz.”

Mediha Olgun: İdam mahkumu muamelesi görüyoruz

“Bir haber için kimse sorumlu tutulmamalıdır. Hiç görmediğim bir haberden mesul tutulmam ise kabul edilir değil. Mavi Marmara gemisindeki gazetecilerden biriydim. O zaman da şimdi de hem mağdurların, hem Türkiye’nin tarafındayım. Ölümü göze alıp yola çıkan bir gazeteci bu ülkenin kötülüğüne hiçbir şey yapmaz. Aile görüşü 35 dakika ile sınırlı, çok kısa. Açık görüş iki ayda, telefon hakkı iki haftada bir uygulanıyor. Ağırlaştırılmış müebbetle yatanlara ne uygulanıyorsa bize de aynısı uygulanıyor. İdam mahkumu muamelesi görüyoruz.”

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.