Sayaç

Tüm Yayınlar

Pazar, Ağustos 13, 2017

Ekonomide zorunluluklar dönemi


İstiklalin tamamiyeti ancak istiklal-i mali (ekonomik bağımsızlık) ile mümkündür!

Türkiye, 12 Eylül 1980’den bu yana adım adım borçlanma ekonomisinin inşa edildiği, devletin ekonomiden elini çektiği, özelleştirmelerin, ekonomide plansızlığın yaşandığı bir dönem geçirdi. Şu an gündemimizi meşgul eden tüm ekonomik sorunların (işsizlik, enflasyon, yerli paranın değerinin düşüklüğü, artan bütçe açığı vs.) temel sebebi Yeni Dünya Düzeni ile yerleşen borçlanma ekonomisidir.

1980’den itibaren ve AKP’nin iktidar olmasıyla hızlanarak insanların refah düzeyi borçlanmaya dayanarak arttı. Borçlandık yani birikim yapmadık, birikim yapanların birikimini harcadık. Başka bir deyişle gelecekteki gelirimizi harcadık.

Açıkça söylemek gerekir ki şu an 1980 öncesinden çok daha yüksek bir refah düzeyi içinde yaşıyoruz. Ancak burada esas olan bu refah artışının kaynağını bilmektir. Çünkü dünkü refah artışının kaynağı bugünkü sıkıntıların da kaynağıdır. 80’li yıllardan itibaren devlet ekonomiden elini çekmiş, yerli üretim gün geçtikçe azal(tıl)mış, gümrük duvarları kaldırılarak ülkemiz emperyalizmin açık pazarı haline getirilmiştir. İnsanlar borçlanmaya teşvik edilmiştir. Sokakta yürüyen rastgele 10 yetişkin insan seçsek bu insanların hepsinin borçlu olduğunu öğrenebiliriz. Evimizde taksitle aldığımız beyaz eşyalarımız var. Elimizde taksitle aldığımız akıllı telefonlarımız var. Üniversite öğrencileri öğrenim kredisi ile öğrenciliklerini sürdürüyorlar. Evlenenler kredi çekerek evleniyor. Refah artışımız borçlanarak gerçekleşiyor.

2001 krizinden borçlanarak çıktık. Ülkemiz ne zaman ekonomik darlık yaşasa sıcak para bulanlar iktidar oldular ya da iktidarlarını sağlamlaştırdılar.

Ekonomik sorunlarımızı tedavi etmek için önce bu sorunun sebebini tespit etmek gerekir. Sebebini anlayamayanlar aynı yöntemlerle ekonomiyi düze çıkarmayı düşünebilirler. Ancak bunun mümkün olmadığını görüyoruz.

Deniz Tükendi
Sıcak para bağımlılığı uyuşturucu bağımlılığı gibidir. Sizi rahatlatır ama korkunç bir zarar verir. Sürekli dozu arttırırsınız ve kurtulma süreci çok sancılıdır. Elbette sıcak para ekonomisinden çıkış da sancılı olmaktadır daha da sancılı olacaktır.

Türkiye artık BOP eşbaşkanlığıyla yönetilmiyor. BOP eşbaşkanlığıyla yönetilirken borç bulunuyordu. Kredi derecelendirme kuruluşları puan düşürmüyor, yabancı yatırımcılar Türkiye’yi daha çok tercih ediyordu. Amerika daha güçlüydü, ekonomik sorunlarımız bu kadar derinleşmemişti. Ancak o günler geride kaldı!

Ekonominin böyle gidemeyeceğini 2014 Kasımından bu yana hükümet yetkililerinin ağzından duyuyoruz. Kasım 2014’te dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun Yapısal Dönüşüm Hamlesi açıklaması, Başbakan Binali Yıldırım'ın her fırsatta yaptığı açıklamalar, istihdam seferberliği, ekonomide seferberlik açıklamaları ekonominin eskisi gibi gitmediğinin itirafıdır. Özellikle seferberlik açıklamaları çok önemli. Seferberlik ancak olağanüstü durumlarda ilan edilir. İşler her zamanki gibi gitmezse seferberlik ilan edersiniz.

Hükümet yetkililerinin üretime önem veren açıklamaları mutlu edici. Ama sadece  açıklamalarla ekonomiyi yönetemezsiniz. Evvela hangi sınıfa dayanarak ve hangi programla ekonomiyi değiştireceğinizi belirlemeniz gerekir. Bu sorunun cevabı ideolojinizi belirler.

İhale rantçıları, döviz ve borsa vurguncuları ile üretim ekonomisi inşa edemezsiniz. Üretim ekonomisi milli burjuvazi, işçi sınıfı ve köylülerin omuz omuza çalışmasıyla, devlet planlaması ve yönlendirmesi ile kurulur. Bu da Kemalist Devrim programı ile mümkündür.  

Ülkemizin varlığını tehdit eden iç ve dış güçlere karşı milli direnme ekonomisi yapılandırılmalıdır. Devletin öncülüğü ve özel kesimin dinamik katılımıyla karma ekonomi modeli uygulanmalıdır.    

Vatanseverlerin önünde bölücülüğe karşı mücadeleden, vatan savunmasından sonraki ilk görevi üretim ekonomisinin inşasıdır. Yazımıza büyük devrimci önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün sözleriyle son verelim:

“İstiklalin tamamiyeti ancak istiklal-i mali (ekonomik bağımsızlık) ile mümkündür.”


Deniz Oktay

TGB GYK Üyesi

Bursa İl Başkanı

Hiç yorum yok:
Write yorum