SON DAKİKA
Gündemden en sıcak gelişmeler anlık olarak burada akacak... Son Dakika: Gündem yoğun, detaylar birazdan...

Zor bir demokratik süreç yaşıyoruz

|

Sivil toplum örgütlerinin en önemli işlevi toplum sorunları ile ilgilenmek, bu konularda açıklamalar ve etkinlikler yapmak, gerektiğinde de yasaları çiğnemeden gösteriler düzenlemektir.
Sivil toplum kuruluşlarının varlık nedeni budur.
Meslek kuruluşlarının işlev ve görevleri sivil toplum örgütlerine oranla daha da ağırdır. Çünkü onların hem temsil ettikleri meslek gruplarına, hem de topluma karşı sorumlulukları yanında bir de yükümlülükleri vardır.
Üniversiteler de öyledir.
Üniversiteler toplumun en dinamik kurumları olmak durumundadır. Bilimsel düşüncenin doğup büyüdüğü kurumlardır üniversiteler. Ülkeyi yönetenleri gerektiğinde uyarmak, rejimin işleyişindeki aksaklıkları dile getirmek, düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda duyarlı davranmak, kurum içinde özgür tartışmanın yapılmasına özen göstererek bilim üretimini arttırmak, bilimsel çalışmaların niteliğini yükseltmek üniversitelerin temel işlevleridir.
Üniversiteler daima toplum dinamiklerinin öncüsü olmak durumundadır.
Sendikalar da ağır sorumluluklar taşır. Emekçi kesiminin hakları, ülkedeki gelir dağıtımının adil bir şekilde işlemesi için mücadele ederler.
Basın da düşünce ve ifade özgürlüğünü kullanarak toplumun gerçekleri öğrenmesini amaçlar. Görsel ve yazılı basın yasama, yürütme, yagıdan sonra demokrasinin ayakta durmasını sağlayan dördüncü kuvvettir.
Bütün bu kurumlar sağlıklı bir demokraside bu işlev ve sorumluluklarını eksiksiz yerine getirirler. Ülkeyi yöneten iktidar da bu kurumların çalışmalarını ve işlevlerini yerine getirmelerine her türlü yardımı ve anlayışı gösterir.
***
Ancak bugün Türkiye’deki iktidar demokrasinin gereği olan bu kurumlara karşı engelleyici bir tavır sergiliyor.
Medyaya karşı Başbakan’ın takındığı tutuma hepimiz tanık oluyoruz. Hiçbir demokraside bir başbakan medyaya karşı böyle bir tavır içinde olamaz.
Buna toplum asla izin vermez.
Demokratik sistem içinde her birinin önemli işlevleri olan öteki kurumlar da tıpkı medya gibi başbakanın sert tepkisiyle karşı karşıyadır.
Son örneği biraz irdelemekte yarar var.
Sanayicilerin bir araya geldiği TÜSİAD (Türkiye Sanayici İş Adamları Derneği) , Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan ve kesintisiz zorunlu eğitimi kesintili hale getiren yeni eğitim sistemi taslağı hakkında bazı haklı eleştirilerde bulundu.
TÜSİAD 4+4+4 sisteminin ilk 4 yılından sonra öğrencilere açık öğretime devam olanağı tanınmasından endişe duyduklarını, çünkü bunun kız öğrencilerin evlerine kapatılmalarının yolunu açacağını belirterek buna karşı çıktı.
Başbakan TÜSİAD’ın bu açıklamasına çok kızdı ama alel acele açık öğretime devam koşulu ikinci dört yıldan sonraya alındı.
TÜSİAD’ın bu çıkışı hemen hemen bütün kurumlar tarafından haklı bulundu.
Bu, Başbakan’ı daha da kızdırdı ve TÜSİAD’a ağır şekilde yüklenmeye başladı.
TÜSİAD’ı imam hatiplere karşı olmakla suçladı. Sonra dönüp 15 yıl önce yaşanan 28 şubat’ın destekciliğini yaptığını söyledi.
Başbakan’dan sonra AKP Grup Başkanvekili Nurettin Canikli de garip bir konuşma yaparak TÜSİAD’ın kendi işene bakmadığı, eğitim sistemini eleştirdiği, bunun için ringe çıktığı ve bir yumruk savurduğu filan gibi bir takım anlamsız ifadeler kullanarak şöyle dedi:
“Eğer ringe çıkıp bir de yumrum atarsan, yumruk yemeyi göze almışsın demektir.”
Yani yakında TÜSİA’ın iktidardan bir yumruk yiyebileceğini ima etti.
Hem başbakanın, hem Canikli’nin tehdit havası içeren bu konuşmalarının demokrasiyle bağdaşmadığını sanırım AKP’liler dillendirmeleseler bile kabul etmek durumunda kalırlar.
Hepimiz biliyoruz ki, Türkiye demokrasi açısında hiç de parlak bir süreç yaşamıyor. Önemli olan bu süreçden demokrasimizi sağlıkla çıkarabilmek.
Türk toplumu bu olgunluğu göstermek zorunda. Aksi takdirde yıpranan demokratik rejimin onarımı çok zor olacak.

Tufan Türenç

YORUMLAR

TÜM ETİKETLER

MENÜ