Hür Adam Said-i Kürdi



Biyografik bir çalışma olan filmde, Bediüzzaman Said Nursi’nin eski Said, yeni Said ve üçüncü Said olarak bilinen üç dönemi yer alıyor. ‘Hür Adam’ daha çok Said’in sürgünler, savaşlar ve kamplarda geçen 40-70 yaş dönemi ağırlıkta.

Said Nursi'nin hayatını anlatan ve 7 Ocak'ta gösterime girecek olan Hür Adam filminin galası henüz yapılmadı. Ancak filmden sızan bazı bilgiler şimdiden tartışma yaratacak gibi. Konuyu Sabah gazetesindeki köşesine taşıyan Mevlüt Tezel, filmin en çarpıcı sahnesinin, "Said Nursi ile Mustafa Kemal'in karşı karşıya geldiği sahne" olduğunun altını çiziyor ve şunları yazıyor:

"Tarihi kaynaklarda, 9 Kasım 1922'de Bediüzzaman için Meclis'te resmi bir 'Hoş geldin töreni' düzenlediği ve dua etmesi için kürsüye davet edildiği yazıyor... Kurtuluş Savaşı mücadelesini destekleyen Said Nursi, kürsüde Kurtuluş Savaşı gazilerini kutlar ve zafere ulaşmaları için dua eder.

"Ancak Said Nursi çok geçmeden Ankara'da dinden uzaklaşıldığını, milletvekillerinin çoğunun namaz kılmadığını gözlemler ve 19 Ocak 1923'te bir bildiri yayınlar...
Bildiride milletvekillerini dine ve namaz kılmaya davet etmektedir...
Atatürk de bu bildirinin yayınlanmasından rahatsızlık duyup Saidi Nursiyi odasına çağırır ve ikili arasında şiddetli bir tartışma çıkar.

Sait Okur'un hayatı üzerine yazılmış bu film şimdiden onu yere göğe sığdıramadıklarının habercisi görünüyor.

Said Nursi Hakkında

Kürt Devleti kurma amacındaki bir yaşam, bu fikrin hayata geçirilemeyeceği anlaşıldığında Din adamı, Din savunuculuğu ile yer değiştiriliyor.

Risale-i Nur Külliyatı'nın yazarı ve Nur Cemaatinin üstadı. Takipçilerine Nurcular ya da "Nurcu cemaatler" denilmektedir. Nurcular, Said Nursi'nin Risale-i Nur eserlerini ve bunlarda anlatılan dini fikirleri duyurmayı görev bilirler.

Saidi Nursi Cahildir: Kendisinden asrın harikası “"Bedîüzzaman" olarak bahseden Sait bir risalesinde radyodan bahsederken dünyanın bir ucundan söylenen bir sözün kilometrelerce uzaklıktaki bir kutudan duyulmasını kutudaki meleklerle açıklamaktadır. Günümüzde beş yaşında bir çocuğa kendini güldürecek iddiaları ve tarihi vesikalar ile sabit olduğu üzere az okur ama yazamaz, imla bilmez biri için cahillik herhalde ağır bir itham olmasa gerek. Saidi Nursi Türk Düşmanıdır: Kürt Sait risalelerinde Ye'cüc Me'cüc denen ve dünyayı yok edecek olan korkunç yaratıkların Özbek, Tatar ve Kırgız gibi Türk boyları olduğunu söylemekte ve soydaşlarımızı "akvâm-ı vahşiyye" (yani vahşi kavimler) olarak tabir etmektedir. Ye'cüc ve Me'cüc kelimeleri Arapça’ya başka bir dilden girmiştir. Frenkler buna "Yagug ve Magug" demişler, Şeytanın zürriyeti olduğuna inanmışlardır.

Saidi Nursi Koyu Bir Kürt Milliyetçisidir: Saidi Nursi’nin 1327 ( 1909 ) yılında, İstanbul'da Vezir hanındaki İkbal-i Millet matbaasında basılmış "İki Mekteb-i Musîbetin Şahâdetnâmesi Yahut Divan-i Harb-i Örfî ve Saîd-i Kürd-î" adlı eserinde açıkça Kürtçülük yapmakta ve Kürtleri uyanmaya ve Kürt milliyetçiliği etrafında birleşmeye davet etmektedir.

"Özgür bir Kürdistan tohumu ekiyorum. Onu geliştirip büyütün” cümlesi de yine Said-i Nursi'ye aittir.

1876 yılında Bitlis’in Nurs köyünde dünyaya gelen Said-i Nursi bağımsız Kürdistan çalışmalarına II. Abdülhamit zamanında başlar. Bu zamanlar, Türk topraklarının birer birer elden çıktığı zamanlardır. Said-i Nursi de bu durumdan yararlanmak için Abdülhamit’e bir dilekçe ile başvurur. Dilekçede Kürdistanın geleceği (!) için Kürdistan olarak adlandırdığı bölgede 3 tane medrese açılmasını ve bu burada Kürt gençlerinin eğitim görmesini ister. II. Abdülhamit bunun altındaki sinsi planı hemen fark eder. Bu dilekçeden sonra Said-i Nursi’yi önce sürgüne göndermeyi düşünür fakat akli dengesinin yerinde olmadığını anladığından tımarhaneye kapatılması kararlaştırılır. Said, “Zalimler için yaşasın cehennem!” sözünü Abdülhamit için söyler.

Mart ayaklanmasında da Kürt Said, Volkan gazetesi ile beraber yeniden sahneye çıkar. İngilizlerin tek bir kurşun atmadan bir Türk toprağı olan Kıbrıs’ı ele geçirmesinden büyük bir sevinç duyarlar. İnsanın midesini bulandıracak şekilde, Volkan gazetesinde İngiliz propagandası yaparlar. Çünkü umdukları şey Kürdistan için İngilizlerden görecekleri yardımdır. 31 Mart ayaklanmasında birçok Türk subayını vahşice katlettikleri halde Hıristiyanların kapısına birer nöbetçi koyarak onları korurlar. Yağmalanan Türkler ise umurlarında değildir. Fakat Mustafa Kemal’in kurmay başkanlığını yaptığı Yıldırım Orduları çok geçmeden bu isyanı bastırınca Isparta’ya sürülür. Bu andan itibaren Kürt Said Mustafa Kemal’i artık unutamayacak ve onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı tüm kinini kusacaktır.

Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkınca Said-i Nursi tekrar sahneye çıkar. İngilizlerin güdümünde Kürt Teali Cemiyeti’ni kurar ve İngilizlerin işgal planlarına uygun olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yeniden Kürdistan düşleri görmeye başlar. “Uyan ey Selahattin Eyyübi’nin torunları Kürtler!” diyerek Kürtleri ayaklanmaya çağırır. 16 Eylül 1919’da İkdam gazetesinde bir bildiri yayınlayarak, Türk Ulusunu Kuvayı Milliye’ye destek vermemeye, hatta onlara karşı mücadele etmeye çağırır.

Cumhuriyet’in ilanından sonra da Kürtlerin isyan dalgası devam eder. Said-i Nursi de bu isyanlara katılır. “Biraderi azamım” dediği Şeyh Sait’in isyanına katıldığından dolayı yeniden sürgüne gönderilir. Onun biraderinin, “Bir Türk öldürmek yetmiş gavur öldürmekten daha üstündür” sözü Said-i Nursi’nin düşünce yapısını dolaylı yoldan bize gösterir. Şeyh Sait Türk Ulusu’na karşı bu hainliğinin bedelini darağacında sallanarak öder.


Sözcü Haber tarafından derlenmiştir