MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın artan terör olaylarıyla ilgili, “Ciğerim yanıyor” sözlerine “Bu ülkenin ciğerini yüreğini kediye teslim eden kim” diye karşılık verdi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın artan terör olaylarıyla ilgili, “Ciğerim yanıyor” sözlerine “Bu ülkenin ciğerini yüreğini kediye teslim eden kim” diye karşılık verdi.
MHP’li Vural, Başbakan Erdoğan’ın partisinin il başkanları toplantısında artan terör olaylarıyla ilgili yaptığı açıklamalara Meclis’te düzenlediği basın toplantısı ile yanıt verdi. Başbakan Erdoğan’ın “Ciğerim yanıyor” sözlerini değerlendiren Vural, “Türk milleti ailesi bedel ödemekte, ağlamakta. Milletimizin yanan yüreğine ciğerine empati yaparak ‘Ciğerim yanıyor’ demesini kendisi açısından bir kazanç görüyorum. Gerçekten milletin ciğeri-yüreği yanıyor. Başbakan bu yüreği yanan milleti için empatiyi 9 yıl sonra kurabilmişse terörün vahşi yüzünü görebilmişse bu bir kazançtır” dedi.
“CİĞERİ KEDİYE TESLİM ETTİNİZ”
Kirli senaryolar uygulanırken, PKK’yı aklamak için müzakere yapılırken yüreklerinin yandığını, nefeslerinin tükendiğini ifade eden Vural, “Şimdi Başbakan yanan ciğeri ile girdiği bu girdaptan, çıkmaz sokaktan çıkma iradesi içinde diye umutlanmak istiyorum” dedi. Vural şunları söyledi:
“Başbakan’ın ciğeri yanıyor. Eğer Irak’ın kuzeyinde PKK terör örgütü ABD şemsiyesi altında Barzani tarafından semirtilirken uyursanız ciğeri kediye teslim etmiş olursunuz. Terör örgütünün mensupları barış elçisi diye devlet törenleri ile karşılanırsa ciğeri kediye teslim etmişsiniz demektir. Kandil’deki terör örgütü yöneticileri ile pazarlık eder ve bunları meşrulaştırmaya çalışırsanız ciğeri kediye teslim etmişsiniz demektir. Barzani’ye kırmızı halı döşerseniz ciğeri kediye teslim etmiş olursunuz. ‘Ciğerim yanıyor’ diyor ama bu ülkenin ciğerini yüreğini kediye teslim eden kim? Başbakan’a söylenecek tek bir şey var: Ciğeri kediye teslim etme politikasından vazgeçin. Hepimizin ciğeri-yüreği yanar. Bu sonuç ciğeri kediye teslim etmenin sonucudur.”
“BAŞBAKANLIK NUTUK ATMA YERİ DEĞİLDİR”
Vural, Başbakan Erdoğan’ın sert konuştuğu için eleştirildiği yönündeki sözlerine de, “Başbakan, sen konuşma değil icraat makamısın. Başbakanlık nutuk atma yeri değil. Senden sert konuşma değil, terörle mücadele etmeni istiyoruz” yanıtı verdi.
Başbakan Erdoğan’ın, “Bunlara oy verenler bunun hesabını nasıl vereceksiniz” sözleri ile de 3-5 oy hesabı yaptığını ileri süren Vural şöyle devam etti:
“Terörizmin azdırıldığı, muhattap alınıp, müzakere edildiği, İmralı yol haritasına göre çözüm aranan noktada Başbakan aynaya geçip ‘Bana gönül verenlere, bizi destekleyenlere, oy verenlere tarihi hesabı nasıl vereceğim’ diye sorsa daha iyi olmaz mı? Başbakan ‘aldığımız oyun yüzde 90’nını PKK’yı destekleyenlerden alıyorum’ diyen bir siyasi parti oy alabiliyor diye serzenişte bulunuyor. Yüzde 90’ı PKK’yı destekleyenlerden oy alan siyasi partiden serzenişte bulunurken İmralı ile yüzde 95 görüş birliğinde olmayı nasıl yorumlayacaksın. Kim sana serzenişte bulunacak. Ciğeri yanıyor ama burada oy hesabı yapıyor. ‘Nasıl oy alıyor’ diyor. Bir şehidi 550 milletvekiline değişmezdi. Şehide kelle hesabı burada da 3-5 oyun peşinde.”
“VATANDAŞ PKK’YA DİRENDİĞİNDE DEVLET YANINDA OLACAK MI?”
Vural, Erdoğan’ın “Vatandaşa direnin” çağrısını da şu sözlerle eleştirdi:
“PKK’ya karşı direndiğinde devlet yanında olacak mı? Terör örgütü ‘kepengini kapat’ dediğinde, ‘kepengini aç’ diyecek bir irade var mı? Diyarbakır’a gittiğinde kapalı kepenk olduğunda ‘bu kepenkler açılana kadar Diyarbakır’dan gitmeyeceğim’ diyecek yürekle oradaki insanların arkasında duracak mısın? Gereği yapması gereken devlet. Ama devlet vatandaşa sorumluğu atmış durumda. Milleti vatandaşı suçlamaya kimsenin hakkı yok. Devlet milletini korumak hukuku sokağa teslim etmemek durumdadır.”
Terörün çözümü noktasında muhalefetten önerinin gelmediği yönündeki açıklamaları da eleştiren Vural, “Çözüm getiriyoruz, ‘bunların aklına ihtiyacımız yok’ diyor ya da görmüyor. Ne diyelim gözler var görmüyor, kulaklar var duymuyor” dedi.
“ÇALIŞMA OFİSİMİZ OVAL OFİS DEĞİL”
MHP’li Vural Başbakan Erdoğan’ın “Arap Baharı" ziyaretiyle ilgili MHP'nin eleştirilerine verdiği cevabı da değerlendirdi. Erdoğan’a “Oval ofisten değil Ankara’dan bak" çağrısı yapan Vural şunları söyledi:
“Türkiye’nin menfaatlerini koruyan her politikanın yanındayız. Başka ülkelerin menfaatleri için taşeronluk yapmak bize oy verenlerin iradesi değil. Biz dış siyaseti yabancılar için değil millet için yapın diyoruz. Türkiye’den bakan bir dış politikaya ihtiyaç var. Başbakan ‘Çalışma odalarından Gazze görünmez’ diyor. Bizim kalp gözümüz açık. Buradan Somali’yi de Gazze’yi de görürüz. Bizim çalışma odamız Başkent Ankara’dır. Önce Türkiye’yi, Türk milletini, Ayşe, Fatma, Mehmet’i, onların gözyaşlarını, kardeşliğini, geleceğini düşünürüz. Çalışma ofisimiz oval ofis değil. Beyaz saraydan bakarsan Gazze’yi oval ofis gözüyle görürsün. Sana Başkent Ankara gözüyle bak, bu milletin gözüyle gör, duygusuyla duygulan, yüreği ile çarp diyoruz.”
TUTUKLU MİLLETVEKİLLERİNİ HATIRLATTI
Vural açıklamalarından sonra gazetecilerin de sorularını yanıtladı. Vural BDP’nin 1 Ekim’de yemin etme kararıyla ilgili şunları söyledi:
“CHP de yemin etmediğinde ‘Türk milletinin egemenliği ve iradesini kullanmak için seçimlere girip seçiliyorsan bu iradeyi TBMM’de kullanacaksın’ dedik. Başka yerde irade egemenlik aramaya kimse yeltenmesin. Türk milletinin iradesi ve egemenliği Meclis’tedir, Başkent de Ankara’dır. Boykotlarla Türk milleti egemenliğinin tehdit ve şantajla alınamayacağını ifade ettik. TBMM’yi dayatma ve tehditlerle kimsenin yönlendiremeyeceğini ifade ettik. Meşruiyet içinde temsil yetkisi olanların sahip oldukları iradeyi temsil edecekleri yer TBMM’dir. Verdikleri karar kendilerinindir. Gönül isterki seçilmiş tüm milletvekillerinin iradelerini kullanacakları bir ortam hasıl olsun. Bizim de iradesini kullanamayan milletvekilimiz var. Bütün vekiller parlamentoda görüş ve düşüncelerini ifade etsinler. Burası devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü savunan milli egemenliği yol haritası olarak gören TBMM’dir. Bütün milletvekillerini bu milletin egemenliğine iradesine sahip çıkmasına davet ediyoruz.”
"ÖĞRETMENLERİN ÖĞRETTİKLERİNİ DE YOK ETMEK İSTİYORLAR"
MHP’li Vural kaçırılan öğretmenlerle ilgili soru üzerine de “2002 yılında etkinliği kaybolmuş bir örgüt öğretmen kaçırma noktasına nasıl geldi” diye sorulması gerektiğini belirterek şu yanıtı verdi:
“Terör örgütünün asıl amaçlarından biri milleti eğitimden yoksun bırakmak ve Anadolu’da Türk milletinin her ferdini eğiterek kendi kabiliyetleri ölçüsünde pay almasından kopartmak istiyorlar. Bunlar neden hedef alındı, çünkü bunlar doğruyu yanlışı öğretiyorlar. Öğretmenlerin hedef alınması paralel devlet uygulamaları ile bu devleti yok sayan zihniyetin yansımasıdır. Öğretmenleri yok etmek istemeleri gibi öğretmenlerin öğretmek istediklerini de yok saymak istiyorlar. Bunu silahla yok etmek isteyenler olduğu gibi siyaseten yok etmek isteyenler de var. Türkçe dışında eğitim verilmesini siyaseten doğru gören anlayış ile öğretmenleri yok etmek isteyen anlayış aynı eksende buluşup rol paylaşımı yapıyor.”
(ANKA)