Adaletin tecelli edeceğinden asla kuşkumuz yok.
Sayın savcılardan ve hâkimlerden tek ricamız var:
Lütfen, önünüze gelen dosyayı okuyun, bir adalet kazasına neden olmayın!
***
Dokurcum Değirmeni’ne‘Fransız’ kalmak...
İki gün sonra, Gaziantep’in düşman işgalinden kurtuluş yıldönümü...
“Hangi düşmandan” diyorsanız; okuyun:
17 Aralık 1918: İngilizler Antep’i işgal etti.
29 Ekim 1919: İngilizler Antep’ten çekildi.
30 Ekim 1919: Fransızlar Antep’i kuşattı.
20 Ocak 1920: Fransızlar Antepli bir kadınının çarşafını çıkarmaya kalkıştı. Kadının 12 yaşındaki çocuğu Kâmil onlara taşla saldırdı. Süngülenerek şehit edildi. Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra yaşadığı ilçeye adı verildi.
28 Mart 1920: Fransızlar Bostancı Köyü yakınlarında mevzilenmişti. Çetelerle çatıştılar. Bölgedeki bazı Ermeniler kendilerine yardım ediyordu. Fransızları Antep’e sokmamak için savunan Şahinbey ve yanındaki direnişçiler, bu tarihte şehit düştü. Daha sonra onun adı da yaşadığı ilçeye verildi.
Aynı gün 10-12 yaşlarındaki 14 çocuk, Şahinbey ve askerlerine yiyecek ve cephane götürmek için yola çıkmıştı. Yüklerini Dokurcum Değirmeni’ne indirerek geceyi orada geçirdiler. Sabah kalktıklarında Şahinbey ve arkadaşlarını şehit eden Ermeniler ve Fransız askerler, elleri silah tutmamış bu çocukları Dokurcum Değirmeni’nde yakaladılar. Ellerini bağlayıp, dik kayaların önünde sıraya dizdiler ve kurşun yağdırdılar. Öldüklerinden emin olmak için de süngülediler!
O çocukların mezarları Şıh Camii‘nin bahçesinde duruyor. İnanmayan gidip görebilir!
30 Mart 1920: Antep’i kuşatan Fransızların sayısı 6 bini aştı. Yerli halka yapılan zulüm akıl almayacak boyutlara ulaştı.
01 Nisan 1920: Antep’te halk isyan etti, Fransız askerleriyle sokak savaşları başladı.
23 Nisan 1920: Ankara’da yeni Meclis’in açıldığı gün, Antep’teki Fransız askerler, halkın camilerde olduğu bir sırada Boyacı, Hacı Nasır ve Musullu camilerini top ateşine tuttu... Yüzlerce vatandaş namaz kılarken öldü. On altıncı yüzyılda yapılan Çınarlı Camii’nin avlusunda bulunan asırlık çınar ağaçları yakıldı. Boyacı Camii’ne atılan top mermilerinden biri, caminin hemen arkasındaki bir Antep evinin duvarına saplandı. İnanmayan bunu da gidip görebilir; çünkü o mermi hâlâ o evin duvarında duruyor!
30 Mayıs 1920: Gece yarısından başlayarak ateşkes ilan edildi.
10 Ağustos 1920: Sevr Antlaşması imzalandı.
09 Şubat 1921: Antep, 11 maddelik sözleşmeyle teslim oldu!
Fransızların işgali sırasında 7 bin Türk öldürüldü, on binlerce vatandaşımız yaralandı. Kentteki 10 bin evin 8 bini yıkıldı, yakıldı.
Antep’e, tesliminden üç gün önce, Millet Meclisi tarafından “Gazi” unvanı verildi.
20 Ekim 1921: Fransa’yla Ankara Antlaşması imzalandı.
25 Aralık 1921: Antlaşma sonrası Fransızların şehri boşaltması üzerine Ermenilerle birlikte bazı vatan hainleri ve işbirlikçileri Halep’e kaçtı.
***
Dün Fransız Meclisi, sözde Ermeni soykırımını inkâr edenlere hapis cezası verilmesini öngören yasa tasarısını kabul etti ya; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek buna tepki olarak Fransa‘nın Ankara Büyükelçiliği‘nin önüne Cezayir‘deki Fransız zulmünü anlatan bir anıt dikeceklerini açıklamış...
Gökçek’e sormak isterim:
Neden Cezayir de Gaziantep değil?
Bugün Ermeni Diasporası’na yaranmak için Türkiye’yi karalamaya çalışan Fransızların, Ermeni işbirlikçilerle birlikte Gaziantep’te yaptığı zulüm; Cezayir’dekinden daha mı az önemli?
Dokurcum Değirmeni’nde katledilen 14 çocuğun anısına yapılacak bir anıt, Cezayir Anıtı’ndan daha etkileyici ve bizim açımızdan daha mantıklı olmaz mı?
Yoksa Sayın Gökçek...
Siz, Dokurcum Değirmeni katliamını bilmiyor musunuz?
***
Günün Sorusu
Dün kabul edilen soykırımı inkâr yasasının mimarı Valerie Boyer isimli Fransız kadın milletvekilinin, aslen Cezayirli olduğu ortaya çıkmış... Cezayir’deki Fransız soykırımını sorgulamaktansa, Türkiye’ye çamur atmak gibi kolay bir yolu seçmiş... Sorum size:
Şu “politika” denen şeye hâlâ güveniyor musunuz?
***
Şaka gibi atamalar!
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yüksek Danışma Kurulu üyeliğine Prof. Dr. Necati Polat’ı, Yönetim Kurulu üyeliğine ise Prof. Dr. Mümtaz’er Türköne’yi atadı.
ODTÜ’lü Prof. Dr. Necati Polat ve Zaman Gazetesi yazarı Prof. Dr. Mümtaz’er Türköne, Atatürk‘e “Bu adam” diyerek hakaret etmekten 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Prof. Dr. Atilla Yayla’ya destek için açılan imza kampanyasına katılmıştı...
Şimdi Atatürk’ün adını taşıyan kurumun danışmanlığını ve yöneticiliğini yapacaklar.
***
Dünyanın başka bir ülkesinde acaba, ülkelerinin kurucularını ve onları destekleyenleri bu kadar açık ve sert biçimde eleştiren kişiler, o kişilerin adlarını taşıyan böylesine önemli kurumların başına getirilir mi?
Bizde getiriliyorsa; bu, bizim “ileri demokrasi”ye geçmiş olmamızdan mı, yoksa o kurumların taşıdığı anlamların içini iyice boşaltmak isteyişimizden mi kaynaklanıyor?
Cumhurbaşkanı Gül, bu atamalarla bir kez daha tarihe geçti. Tebrik ederim.
Mustafa Mutlu
Vatan
