Ruhat Mengi yazdı:"Savaşa hazırlık başladı, ABD’nin oyunundayız!"


ABD uzun süredir Ortadoğu’da çıkaracağı savaşta Türkiye’yi ön saflarda kullanmanın planını yapıyor. Bir yandan Suriye’de Esad’a karşı “Türkiye baskısının ABD’den daha etkili olacağı” masallarıyla Türkiye’yi “tehdide yönelterek” Suriye ile birlikte Rusya’nın karşısına itiyor, diğer tarafta İsrail’le kapışacak olan İran’a karşı da yine Türkiye’yi direkt muhatap yapıyor ki Rusya burada da işin içinde..

Durum böyle olunca Türkiye “Suriye’ye herhangi bir uyarı yaptığı anda Rusya hemen “Ben Suriye’nin yanındayım, füzelerimi o dakika sınırlarına dizerim, Türkiye bunu böyle bilsin” mesajını veriyor. İran’la İsrail (ve tabii ABD) sürtüşmesinde de Rusya o dakika askerlerini Türkiye sınırına yığıyor.

HANİ İSRAİL’E ÇOK KIZMIŞTIK?

Şu sıralarda İsrail’in “İran’a karşı ani bir saldırıya hazırlandığı, bu saldırıyı ABD’nin destekleyeceği ve Türkiye üzerinden yapılma ihtimali” gündemde.. Rusya’da bir gazete askeri kaynaklara dayanarak “ABD’nin desteklediği İsrail’in İran’daki nükleer te-sisleri vurmaya hazırlandığını, Moskova’nın da bu ihtimale karşı hazırlık yaptığını” yazmış. Rusya’nın askerlerini Türkiye sınırına yığmaya başladığı bildiriliyor.

Birkaç gün önce YAŞ toplantısında da “savaşa hazırlık” planları konuşuldu biliyorsunuz. Demek ki biz de hazırlanıyoruz. Durup dururken.. Bizimle hiçbir ilgisi yokken ABD’nin aynen Irak’a yaptığı gibi “kendi çıkarları” için, keyfine göre İsrail’i desteklemek istediği için Türkiye ateşin ortasına atlayacak. ABD de Irak savaşına sokmayı başaramadığı Türkiye’yi bu kez başarıyla öne sürmüş olacak.

İLK HEDEF TÜRKİYE

İran defalarca “Füze Kalkanı’na karşı İran’ın savunma yapma hakkı vardır ve hangi ülke saldırırsa saldırsın İran’ın ilk hedefi Türkiye olacaktır” açıklaması yaptı. Rusya “ilk hedefinin Türkiye olacağı” mesajlarını veriyor. İyi de aklı olan hangi ülke “zarar göreceği, bir savaşın ortasında kalacağı bu kadar net şekilde anlatılıyorken” hala gözü kapalı ABD’nin emrine uyar? Bizden başka bir ülke öne atılıp “Füze Kalkanı’nı ben topraklarıma koyarım” dedi mi? “Nato’nun kalkanı” filan diye yutturdular (diğer ülkeler yine de istemedi), Türkiye üzerine atladı, şimdi kısacık zaman sonra sıra bu düşünmeden verilen kararın cezasını çekmeye geldi.

Ayrıca biz her fırsatta İsrail’e olan öfkemizi haykırırken, ilişkilerimizi koparma noktasına gelmişken neden İsrail’in İran’a saldırma planlarında yer alıyoruz bu çelişkiyi anlamak da mümkün değil.

İki gün önce Brüksel’de AB-Rusya zirvesine katılan Rusya’nın AB Büyükelçisi “ABD’den İran’a saldırı olursa bunun olumsuz etkisi sadece bölgeye değil, dünya geneline yayılır” uyarısı yapmış. Bu da çıkabilecek bir savaşın boyutları hakkında fikir veriyor, böyle büyük bir savaşta neden biz ilk hedef olalım?

TOPLUMA ANLATILMALI

Madem ki Yüksek Askeri Şura toplantısında da “savaş hazırlığı” planı konuşacak noktaya geldik toplum da bu konuda bilgilendirilmelidir. Şu anda en önemli gündem bu olduğuna göre açıklama beklemek milletin hakkıdır. İş bu kadar ciddiye bindiğine göre kimbilir belki insanlar da “evde ekmek yapmayı öğrenmeye” filan başlarlar, neden olmasın?

*****


Rüya gibi bir Hakko gecesi!

Vakko bugüne kadar yaptığı her organizasyondan, Şen Şapka’dan başlayarak giriştiği her işten yüzünün akıyla çıkmıştır ama giderek daha kusursuzu yakaladıklarına da görerek emin olmak mümkün..

Birkaç gün önce Vitali Hakko’yu anmak için Vakko Moda Merkezi’nde yapılan yemekli geceye katıldım. Aslına bakarsanız; uzun yıllar önce henüz Türkiye’de bugünün mağazacılık düzeyi ve anlayışı “bir hayalden öteye gitmeyecek” günlerde Vitali Hakko’nun “Batı’da ne varsa ben de ülkeme aynısını getireceğim” diyerek küçük bir şapka dükkanıyla başladığı ve kısa sürede geliştirdiği macerasını düşündükçe sadece bir gün değil, sık sık takdirle anıyorum ben onu..

STAR İTALYAN SANATÇILAR

Bu anma töreni de tam onun sanat aşkına, geniş dünya görüşüne, gecenin tanıtım broşüründe de belirtildiği gibi “yenilikten, şıklıktan ve güzellikleri dostlarıyla paylaşmaktan mutluluk duyan” kişiliğine yakışır bir geceydi. Dünyanın en önemli piyanist, besteci ve orkestra şeflerinden biri olan Nicolas Guist, Grammy ödüllü flüt virtiözü Andrea Grimelli ve kulaklarımıza inanamayarak dinlediğimiz genç tenor Piero Mazzocchetti yüzlerce konuğu müzikleriyle büyülediler. Ünlü Napolitenlerden ve Carmen, Turandot gibi ünlü operalardan seçtiği şarkıları dinlerken ‘keşke böyle sanatçıları daha çok dinleme şansımız olsa’ diyor insan zira Türkiye’de opera, bale gibi sanatlar “sahne bile bulamadıkları için” duraklama ve hatta gerileme dönemindeler maalesef.

Ben Vitali Hakko’yu ve ailesini sağlığında da tanıyan ve çok seven dostları arasındaydım. Bugün oğlu Cem Hakko’nun aynı ışıltıyı, aynı başarıyı, aynı sanat aşkını devam ettirmesini de çok takdir ediyorum. Kısacası arkadaşlar, tüm övgüleri hak ediyorlar, ne diyeyim!

*****


Televizyonda 2 bayan!

Dikkatli bir okurumuz “Televizyonda 2 bayan devamlı olarak 28 Şubat bildirisinin tartışılmasını istiyorlar” diye yazmış yorumunda.. O iki bayanın kimler olduğunu tahmin edebiliyorum da “neden sadece 28 Şubat bildirisinin tartışılmasını” istediklerini anlamakta zorlanıyorum.

O iki bayan 28 Şubat’tan önce 12 Eylül darbesinin tartışılmasını istemeliler değil mi? Ama yapmıyorlar çünkü yapamazlar. Referandumda “darbelerle hesaplaşma” sözü verildiği halde kapı gibi 12 Eylül darbesi (aynen 27 Nisan muhtırası gibi) rafa kaldırılmıştır, halı altına süpürülerek unutturulmaya çalışılmıştır. Ve bu bayanlar o çizginin dışına taşamazlar.

Hele “gerçekten olmuş ve hükümetleri indirmiş, binlerce kişinin işkence görmesine ortam hazırlamış darbenin adı bile anılmazken, ‘olmamış ve olacağı da tek bir kanıtla ortaya konamayan’ darbe için insanlar neden yıllardır tutuklu” sorusunu hiç tartışamazlar. Eh, böyle tartışmaya “tartışma” denir mi hiç?

Ruhat Mengi
Vatan