Bu soruları Başbakan’a da sorun
28 Şubat süreci ile ilgili başlatılan soruşturmaları ve başta Çevik Bir olmak üzere yapılan tutuklamaları sonuna kadar desteklediğimi bu köşede aktardım. Elbette ki bizim de “amalarımız” vardı bunları bu köşede her fırsatta aktarmaya devam edeceğiz.
“28 Şubat ruhu” başlıklı yazımızda asıl sorunun 28 Şubat’ın getirdiği baskıcı ve totaliter tavır olduğunu, bunun ortadan kaldırılmadığı müddetçe 28 Şubat’ın devam edeceğini yazdık.
Bu satırları kaleme aldığım saatlerde, tutuklanan Çevik Bir’e savcılık sorgusunda sorulan sorular basına sızdı.
Savcı şu soruyu da sordu emekli generale:
“Batı eylem planında, İran’daki 24 milyon Türk’ün bağımsızlık düşüncesini harekete geçirmek, muhalifleri desteklemek bulunuyor. Planda ayrıca İran’daki rejimin zayıflatılması için faaliyette bulunulması da isteniyor. BÇG başka ülkenin içişlerine karışma yetkisine sahip mi? Talimatları kimden aldı?”
Demek ki 28 Şubat’ı yapan generaller “başka bir ülkenin içişlerine karışmak, o ülkenin rejimini zayıflatmak, bu amaçla o ülkedeki muhalifleri desteklemek için” faaliyetlerde bulundular ve bunun için de savcı tarafından sorgulanıyorlar. Savcı bey, “Kim verdi size bu talimatı?” diye soruyor.
“Hangi ülke Türkiye’yi İran’ın içişlerine müdahale konusunda yönlendirdi?”
Demek ki bu bir suç!
Yani Türkiye’nin komşu bir ülkenin içişlerine müdahalesi, o ülkenin muhalefetine desteklemesi suç!
İyi de bu suçu bugün AKP hükümeti davul zurna çalarak işliyor.
Suriye muhalefetini açıkça destekliyor, onlara silah veriyor, eğitiyor. Suriye’deki, muhalif teröristlerin Türk topraklarına girmesine, sınırımızdan Suriye’ye saldırmalarına izin veriyor. Bütün dünya basını bu konudaki haberlerle çalkalanıyor.
Hata son olarak Times Gazetesi ve Reuters Haber Ajansı tarafından yayınlanan haberde Türk topraklarında kurulan 4 adet Kızılay çadırında Suriyeli silahlı isyancı grupların barındığını, eğitim gördüğünü, Türkiye’nin bu duruma göz yumduğunu yazdı.
Hatta bu konuda Suriye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Beşar Caferi’nin İstanbul’da düzenlenen “Suriye’nin dostları” toplantısını eleştirerek “Türkiye’nin komşu bir ülkenin egemenliğini ihlal etme amaçlı bir toplantıya ev sahipliği yaptığını ve bunun savaş ilanı sayılacağını” söylediğini biliyoruz.
Yani Türkiye gerek Libya’da gerek Suriye’de Arap çetecilere her türlü desteği veren bunu gizleme gereği dahi duymayan politikalar uyguluyor bugün.
Bu politikaların yani “komşularımızın içişlerine karışma politikalarının” ABD’nin talimatı ile uyguladığını da biliyoruz.
Tıpkı Çevik Bir’in İran’ın içişlerine karışma politikasını ABD’nin emri ile uyguladığı gibi.
Emir veren yer dün “Çevik Paşa’ya” emrederek İran’ı karıştırmak istedi bugün Tayyip Bey’e emir vererek Suriye’yi karıştırıyor.
İyi de Çevik Paşa’nın yaptığı suçsa, Tayyip Bey’in yaptığı neden kahramanlık oluyor?
Çevik Bir, ABD’den emir almakla yanlış yapmışsa Tayyip Bey’in Beyaz Saray kapılarında “ ne olur bizi kullanmaya devam edin” diyen kurmayları neden masum?
Kedi buysa et nerede, et buysa kedi nerede?
Türkiye bir hukuk devletiyse “cesur savcıların” bu garip durumu da sorgulaması gerekmez mi?
Muharrem Bayraktar
Yeni Mesaj
