Nihayet…


Gözler TV haberlerinde. Kulaklar telefonda.

Meclis’ten gelecek, Başkan Cemil Çiçek’in muhalefet partileri grup başkanvekilleri ile yaptığı ikinci toplantıda.

On aydır bir sorun, Meclis koridorlarında, parti kulislerinde, genel merkezlerde konuşuluyor.

Tutuklu milletvekillerinin tahliyesini sağlayacak bir çözüm aranıyor.

Başbakan 10 aydır; “Sorun bizim değil, tutuklu milletvekilleri olan muhalefet partilerinin” diyor.

Meclis Başkanı Cemil Çiçek, “Çabalarım sonuç vermiyor. Tutuklu vekillerin tahliye sorunu ilgili mahkemeye kaldı” diye sızlandığı gün; Başbakan’la iki saat beklenmeyen görüşmesinden sonra parti grup başkanvekillerini toplantıya çağırdı.

AKP grubu, RTE yörüngesinde toplantıya katılmadı. “Muhalefet öneri getirsin, görelim” dedi.

Muhalefet partileri ilk toplantıda çözüm getirecek bir yol, yöntem bulamadı.

MHP, BDP’nin KCK’den içeride yatan beş milletvekilinin tahliyesine karşı çıktı. AKP, teröristler de yarın vekil olabilir diye tutukluluk süresinin iki yılla kısıtlanmasını içeren CHP yasa önerisini onaylamadı.

***

İlk toplantıda çözümde anlaşamayan partiler; ikinci toplantıya kadar çözüm konularında açıklama yapmadan aralarında görüşmeyi kararlaştırdılar.

Çiçek’in çağrısı üzerine -AKP dışında- parti grup başkanvekilleri dün tekrar toplandı ve…

…nihayet evet nihayet:

Üç partinin aylardır tutuklu vekillerin hemen tahliyesi gerektiğini, hatta zorunlu olduğunu 10 aydır savunan beni ve benim gibi düşünen meslektaşlarımızı mutlu edecek, sevindirecek haberi, toplantıdan hemen sonra Çiçek şu cümleyle açıkladı:

“ …Yapılan görüşmelerde sorunun siyaset malzemesi yapılmadan 4 partinin mutabık kalacağı bir şekilde yasal zeminde çözümlenmesi hususunda görüş birliğine varıldı…”

***

Açıklamaya göre mutabakat, dördüncü parti, AKP’nin katılmasını öngörüyor.

Tabii hemen, çeşitli gerekçeler göstererek AKP yine sorunun çözümüne karşı çıkacak mı sorusu öncelik aldı.

Ulusal iradenin seçtiği ama tutuklu vekillerin tahliyesine, parlamentodaki ulusal iradenin yüklediği görevi yerine getirmelerine çeşitli nedenler ileri sürerek AKP yine karşı çıkarsa...

...ulusal irade konusundaki söylemleri inandırıcı olmaktan uzak, demokrasi çığırtkanı çoğunluk partisi konumuna düşecek. Bu konumda olmayı, bakalım sindirecek mi, sindirebilir mi?

***

İlk haberler, Türk Ceza Yasası’nın 100. maddesine bir fıkra ekleneceğini duyurdu.

Nasıl bir ek? Bizim Ayşe Sayın’dan aldık sorunun yanıtını.

Toplantıda ele alınan olası metni anlattı:

Türk Ceza Yasası’nın 4. fıkrasında yapılacak değişiklikle “…milletvekilleri hakkında tutuklanmaya ve tutukluluğun devamına karar verilemeyecek. Tutuklu ise tutukluluk hali derhal kaldırılacak, yargılanma tutuksuz sürdürülecek ve yargılama sonucu verilecek kararın yerine getirilmesi dönem sonuna bırakılacak” ve bu üç satırlık habere göre:

Tutuklu 8 vekilin tahliyesini öngören yasa, Meclis’ten çıktıktan ve Çankaya’nın onayından sonraki gün… o gün…

…Silivri’de üç yılı aşkın bir süredir tutuklu Mustafa Balbay… dört duvar arasından çıkıp, gökyüzünün ne kadar mavi olduğuna şaşarak… özlemini çektiği özgürlüğe ilk adımını atacak…

***

Tünelin ucundaki ışık göründü; şimdi AKP Grubu ne diyecek derken...

Cemil Çiçek Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile görüştü. Bakanın çıkışta söyledikleri mutabakat diye duyurulan metne, “Böyle bir teklif mi gelmiş?” diye kaygılar çağrıştıran bir karşılık verdi.

Son toplantıda metin oluşturulmadığı; Bakanın dediğine göre “formülasyon üzerinde çalışıldığı” olasılığını akla getiriyor.

Sayın Ergin; adaleti temsil ediyorsunuz. Makul formülün ortaya çıkmasını sağlamak, en azından yardımcı olmak size düşen bir görev değil mi?

***

Ve AKP: Artık pişmiş çorbaya soğuk su katmanın ne mantığı ne de gereği var!

Cüneyt Arcayürek
Cumhuriyet