AKP’nin İkiyüzlü Mantığı...


Cilalı sözler dönemi sona erdi.

Taşlaşmış görüşleri yontma dönemine girdik.

Meclis ve Komisyon Başkanı Cemil Çiçek yeni anayasanın yazımına başlandığını müjdelediği ve ilk aşamada temel özgürlüklerin alt komisyonlarda tartışılıp yazılacağını açıkladığı gün; laiklik ve devletin resmi dili üzerinde kuşku içeriğindeki açıklamalar izlendi.

CHP’nin komisyondaki temsilcisi Atilla Kart; basına laiklik konusunda belirsizliğin giderilmesi gerektiğini ve… “Devlet düzeninin din esaslarına dayandırılmayacağının” yeni anayasaya yazılmasını istediklerini söyledi.

Kart, bu temel ilkelerin yeni anayasada yer almasını neden dayatıyor?

Dayatıyor, çünkü Atilla Kart, AKP hükümetlerinin, partisinin zamanında yeterince karşı çıkmadığı kimi uygulamalarla laik devleti din kurallarıyla kuşattığını görüyor, biliyor.

Ne yazık ki ana muhalefet; dine karşı olmadığını kanıtlamanın peşine düştü. İktidarın bilinçli biçimde laikliğe vurduğu darbelere beklendiği ölçüde karşı koyamadı.

***

Partiler arası çatışmaların anayasanın ilk üç maddesi üzerinde yoğunlaşacağına işaret eden izlenimler alınıyor.

Örneğin BDP’nin resmi dil Türkçenin yanı sıra Kürtçenin de anayasada yer almasında direneceğini komisyondaki temsilcisi… Sırrı Süreyya Önder açıkladı.

Resmi bayramlarda bile Atatürk adını rafa kaldıran AKP zihniyetinin anayasanın ilk üç maddesindeki Cumhuriyetin niteliklerini saptayan birinci fıkrasındaki “Atatürk milliyetçiliğine bağlı” ifadesinin (diğer partilerin de onayıyla) yeni anayasada yer almayacağına bugünden kesin gözle bakabilir...

... devletin temel görev ve amaçlarını saptayan 5. maddedeki “Türk milleti” sözcüklerinin de yeni anayasada zinhar yer almayacağına bahse girebilirsiniz.

Atatürk’ün, ümmetten ulus yaratırken söylediği, etnik grupları bir bayrak altında toplamayı amaçlayan; “Türkiye’de yaşayanlara Türk milleti denir” sözü iktidar ve muhalefet liderlerinden, yöneticilerden duyulmuyor.

Çoktandır Türk ve Türk’üm sözcükleri de yok ağızlarında; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı var!

***

Yeni anayasanın kimliği AKP’nin dayatmalarının ne ölçüde kırılacağına bağlı.

Partiler arası komisyonun uzlaşmadığı konuların daha sonraya bırakılacağı açıklandı.

AKP’nin uzlaşılmayan konuların çözümünü çoğunlukta olduğu Meclis genel kuruluna bırakmayı öngören bir strateji izlemeyeceğine kim güvence verebilir?..

Köprülerin altından daha çook sular akacağa benziyor...

***

İçerikle ilgili tartışmalar henüz başlamadı.

Ne ki, AKP’nin yeni anayasanın kendine özgü biçimde olması için bugün akla gelmeyen olasılıkları gerçekleştirmeye çalışacağının kanıtı AKP’nin darbeleri araştıracak komisyondaki tutumu.

Darbeler komisyonunda 1960, 1980, 12 Mart, 28 Şubat darbeleri gündemde. Ama AKP’nin yıllarca dilinden düşürmediği, hatta genel seçimlerde koz olarak kullandığı 27 Nisan e-muhtırasının nedenlerini, sorumlularını araştırmayı reddediyor.

Öne sürdüğü gerekçe: 27 Nisan muhtırası başarısız bir girişimdir!

27 Nisan muhtırası başarısız darbe girişimi ise:

Bir seminerdeki görüşmelere, sanal planlara dayanan Balyoz davası, anı ve not defterlerindeki yazımlara, izlenimlere dayanarak, hükümeti devirme iddiası ile yıllardır süregelen 1’inci ve 2’nci Ergenekon davaları…

… tıpkı 27 Nisan e-muhtırası gibi... başarısız girişimler değil mi?..

Ama AKP’nin ikiyüzlü mantığına göre hayır!

***

Falih Rıfkı Atay ve arkadaşları mehtaplı bir gecede Kalamış koyunda kayıktalar. Ressam Çallı; bir ara “Şu anda içimden geçenleri bilseniz, kendinizi denize atarsınız” diyor. Atay, “Sen atsana!” deyince, Çallı’nın yanıtı: “Yooo! Siz bana bakmayın!”

AKP mantığı da bu hesap. İşine gelen darbe, işine gelmeyen başarısız darbe girişimi!


Cüneyt Arcayürek
Cumhuriyet