Bahçeli, MİT’i tetikçilikle suçladı


“AKP’nin tetikçisi gibi davranan istihbarat teşkilatı, basına el altından servis yapmayı bırakmalı. Eldeki bilgi ve belgeleri açıklamaları, artık namus ve haysiyet meselesidir!”
MHP’ye aşağılık tertip!
Ülkücü ve milliyetçileri 12 Eylül darbesiyle ilgili olarak zan ve töhmet altına alma girişimlerine sert tepki gösteren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Mağdur olan dava arkadaşlarımızı suçlamaya kalkışmak, tam anlamıyla aşağılık bir tertiptir” dedi.
Kendine gel Erdoğan!..
MHP’yi hedef alan psikolojik operasyonu sert bir dille eleştiren Bahçeli, Başbakan Erdoğan’ı suçladı: Devletin güvenlik birimlerine MHP’yi takip ettirip dinlettirecek kadar küçüleceğine, ülkenin yönetiminden sorumlu olduğunu fark et ve kendine gel.
Hani komplonun failleri?
Milliyetçi harekete yönelik tahrik ve suçlama sürecinin MHP’yi etkisizleştirmeyi amaçladığını belirten Bahçeli, “Kaset tuzağı suikastçılarının ortaya çıkarılamaması, iktidarın yönlendirmesiyle faaliyet gösteren güçlerin varlığını kanıtlıyor” diye konuştu.

MİT, tetikçilik yapmasın ne belge varsa açıklasın
MHP lideri Bahçeli, 12 Eylül’le ilgili hukuki süreçte Ülkücü hareketin zan altında bırakıldığını belirterek MİT’in, Başbakan’ın talimatıyla yaptığı el altından servisi bırakmasını istedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 12 Eylül 1980 darbesi ile ilgili başlatılan hukuki süreçte, Milliyetçi-Ülkücü hareketin zan ve töhmet altında bırakıldığını belirterek “Başbakan Erdoğan’ın sevk ve idaresi altında, Milliyetçi-Ülkücü harekete yönelen tahrik ve suçlama sürecinin geri planında, MHP’yi etkisizleştirme, itibarsızlaştırma ve sıfırlama çabası olduğu net olarak görülmektedir” dedi. Bahçeli, MİT’i AKP’nin tetikçiliğini yapmakla suçladı.

Kepazelik demek yetmez
Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada, partilerinin ve mensuplarının ihtilal şartlarının hazırlayıcısı ve olayların bir numaralı faili gibi sunan “ahlaksız iftiralar” da gözle görülür bir artış yaşandığını kaydetti. Geçmişte, Kahramanmaraş ve Çorum’da meydana gelen olayların, bugünlerde Milliyetçi-Ülkücü hareket üzerine yıkılma çabası olduğunu belirten Bahçeli bu durumu “kepazelikle bile izah edilemeyecek psikolojik operasyon sürecinin bir parçası” sözleriyle değerlendirdi. Bir medya organında bu tür haberlerin ısrarla manşetten verilerek tekrar geçmişin acılarını ve kabul bağlamış yaralarını deşmeye dönük bir takım çabalar olduğuna dikkat çeken Bahçeli “Bu utanmazlığın ve dava arkadaşlarımızı suçlayan pervasızlığın millet vicdanında karşılık görmeyeceği muhatapları tarafından iyi bilinmelidir. 12 Eylül öncesinin şiddet ve vahşet tablosundan dolayı mağdur olan milliyetçi-ülkücü hareketin şerefli mensupları bu müfteriliği asla affetmeyecektir” dedi.

Kaçınılmaz görev
Bahçeli, özellikle Kahramanmaraş ve Çorum olaylarıyla ilgili devletin, bilhassa MİT’in elinde ne belge ve bilgi varsa açıklamasının haysiyet ve namus meselesi haline geldiğini belirterek şöyle devam etti: “AKP’nin tetikçisi gibi davranan istihbarat teşkilatının, değişik basın ve yayın kuruluşlarına el altından servis yapmaktansa, bunu doğrudan doğruya yerine getirmesi kaçınılmaz bir görevi olarak değerlendirilmelidir. Başbakan Erdoğan’ın sevk ve idaresi altında, milliyetçi-ülkücü harekete yönelen tahrik ve suçlama sürecinin geri planında, MHP’yi etkisizleştirme, itibarsızlaştırma ve sıfırlama çabası olduğu net olarak görülmektedir.”

Kirli ittifakın kumpası
MHP lideri Devlet Bahçeli, “İhtilale giden yıllarda yaşanan vahim komplo ve tezgahlardan dolayı haksız ve yersiz yere hedefe koyulan, olayların zanlısı olarak gösterilmeye çalışılan, bunun sonucunda da mahkumiyetlere ve ölüm cezalarına maruz kalan dava arkadaşlarının, aradan geçen 30 yılı aşkın bir süre sonra bir kez daha suçlamaya kalkışılmasını “tam anlamıyla aşağılık bir tertip” olarak değerlendirerek şunları kaydetti:
“12 Eylül öncesindeki kutuplaşma ve kargaşa nedeniyle herkes cezasını çekmiş ve hukuken aklanmıştır. Darbe döneminin tarafgir ve uzaktan kumandalı mahkemelerinde görev alan, insanlığını kaybetmiş ve darbecilerin dümen suyuna girmiş görevli savcı ve hakimler, zorlama suç ve uydurma iddialarla dava arkadaşlarımızı zindanlara ve darağaçlarına sevk etmiştir. Bu itibarla Milliyetçi-Ülkücü hareketin aziz mensupları adaletsizliğin ve zalimliğin marifetiyle verilen cezaları çekmek zorunda kalmışlardır. Ne var ki, dava arkadaşlarımızı ihtilale neden olan failler olarak bir kez daha gösterme ahlaksızlığı başını kaldırmış durumdadır. Bahçeli, geçtiğimiz yıl Nisan ayında ortaya çıkan partisinin üst düzey yöneticileri ile ilgili kaset olaylarını da bir komplo olarak değerlendirirken şöylekonuştu “Kaset komplosu da bunun bir uzantısı ve tarafları esasen bizce malum olan kirli bir ittifakın rezilce kumpasıdır. Bugüne kadar, partimizi gözden düşürmeye ve marjinalleştirmeye dönük kaset tuzağının vuzuha ermesinde herhangi bir gelişme olmaması, suikastçıların hala ortaya çıkarılamaması, devletin içinde yuvalanmış ve iktidarın yönlendirmesiyle faaliyet gösteren güçlerin varlığını da açıklıkla kanıtlamaktadır. Başbakan Erdoğan; devletin güvenlik birimlerine MHP’yi takip ettirip, dinlettirecek kadar küçüleceğine, ülkenin yönetiminden sorumlu olduğunu fark etmeli ve kendisine gelmelidir. Aksi halde Milliyetçi Hareket Partisi bunun hesabını sormaya muktedir ve kararlıdır. Yeri geldiği zaman da kaset yapımında ve geçmişin acılarını bugüne tahvil ederek milliyetçi-ülkücü hareketi kuşatma altına almaya çalışanlar mutlaka gerekli dersi alacaklar ve hak ettikleri karşılığı hukuk nezdinde göreceklerdir. Herkes bilmelidir ki, bu zaman çok uzak değildir.”

Şiddeti önleme formülü
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Twitter’da 290 bini aşan takipçisi ile artan şiddet olaylarıyla ilgili görüşlerini paylaştı. Bahçeli’nin mesajı şöyle: “Okulda, hastanede, işyerinde, caddede, evde, kısaca her yerde ihtilaf ve ikilikler huzurumuza kastediyor. Gün geçmiyor ki, bir kadınımız cinayete veya vahşi saldırıya kurban gitmesin. Üzülerek görüyorumki, doktorlarımıza, öğretmenlerimize canice kıyılıyor, gözünü kan bürümüş ilkel ve iğrenç yüzler durmadan kan döküyor. Ailenin korunması ve kadına şiddetin önlenmesine dair kanunun caydırıcı olmadığı ve acımasızlıkları önleyemediği görülüyor. Gerekçesi ne olursa olsun, bu rezil ve insanlıkla zerre kadar bağdaşmayan saldırıları kınıyorum. Şiddet aklın durması, kalbin lekelenmesi, duygunun körleşmesi ve merhametin iflas etmesi anlamına gelmektedir. Şiddet kötümserliktir, acziyettir ve hoşgörüsüzlüğün diyalog ve şefkate darbe vurmasıdır. Ve şüphesiz biraz sağduyu, biraz soğukkanlılık, biraz sabır ve olgunlukla üzerimizdeki sinir ve gerilim atmosferini tersine çevirebiliriz. Ben diyorumki, kızgınlıklar 12 saati, öfkeler 24 saati, küskünlükler de 48 saati aşmasın. Peki, siz ne düşünüyorsunuz?”

“Erdoğan artık Big Brother”
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan artık George Orwell’in roman kahramanı Big Brother. Herkesi izler, işinden attırır. Karşısında kim varsa mürebbiye gibi davranıyor” dedi. Vural, düzenlediği basın toplantısında, Erdoğan’ın konuşmalarında, sanattan edebiyata, ekonomiden siyasete her konuyu değerlendirdiğini hatırlatarak, “Sanatçı, sporcu, tiyatrocu oldu oldu herkese ders verdi. Büyük usta o çünkü, her şeyi bilir, her şeyin en iyisini o yapar. Recep Usta, tiyatrocular ve sanatçılar konusunda da haklıdır. Çünkü, Türkiye’de hiçbir oyuncu ondan daha iyi rol yapamaz o oyunları Oscarlık yapar” diye konuştu.

En iyi rol kesici
“Onun oyunları Bağdat’tan Şam’a, Brüksel’den Washington’a kadar kapalı gişe oynar” ifadesini kullanan Vural, sözlerini şöyle sürdürdü: “O her türlü emperyal dekoru getirir, allar, pullar bir de sıkılmadan oyunu ‘İslam’, ’millet’ adına oynadığını söyler. Oynadığı oyunu Papa’dan Washington’a kadar alkışlayanlar olur. Orta Doğu ve Balkanların en iyi rol
kesicisidir.”

Yeniçağ