Besle Arap Baharını oysun gözünü!



Türk müdürün gözü oyulmak üzereydi. Müdür, gece elçiliğe sığındı. Sabah uçağa atladığı gibi Türkiye’ye ulaştı.
Otel Libya’ da kaldı.
54 Türk çalışanı vardı.
Onlara ne oldu?
Hiç bir haber çıkmadı.
Kürtajla kapatıldı konu.
Libya’da devlet yok.
Devletleştirme var.
İşte Arap Baharı!
Meyvesini veriyordu.

Havadan savaş uçağıyla destek sunup, denizden savaş gemimizle yardım yağdırarak ve 3 deri bavula doldurulmuş 300 milyon doları elden teslim ederek arkasında durduğumuz “Libya’da Kaddafi’yi deviren Arap Baharı demokrasisi” dünyaya “devletin olmadığı fakat devletleştirmenin yapıldığı yeni bir model” sunuyordu.
Bingazi’deydi otel.
İsyancı milis lider Ali Daw Zintani, Türkiye’nin parasıyla yapılmış, sahibi Türk, Müdürü Türk, çalışanları Türk 7 yıldızlı otelde 6 aydır kral dairesinde kalıyor, krallar ötesi servisle ağırlanıyordu.

Xxx

Libya demokrasiye atlamıştı.
Bütün demokrasilerde aynıdır.
Otelde yatan bedelini öder.
Otelin müdürü Şükrü Koçak, Milis lider Ali Daw Zintani’nin kentin Fellah bölgesindeki ofisine faturayı gönderdi.
Parayı bekliyordu müdür.
Para gelmedi.
Milis lider, kendi geldi.
Beraberinde 16 silahlı adamı vardı. Otelin lobisini bastılar, tavanı delik deşik ettiler, müdürü alıp götürdüler, dizlerine deve derisinden meşin kırbaçla vurdular, yürüyemeyecek hale getirdiler ve otele geri gönderdiler.
Sonra tehdit durmadı.
“Gözünü oyarız”
Müdür, Türkiye’ye uçtu.
Canını kurtardı.
Libya, içinde Türkiye Başbakanı’nın en yakın işadamı arkadaşlarından biri olan Fettah Tamince’ye ait bu otelin de bulunduğu 338 şirketin veya şahsın varlıklarına el koydu. Türk inşaat şirketlerinin Kaddafi döneminde başlayıp bitirdikleri işlerin karşılığı 1 milyar dolar hak edilmiş alacağı vardı. Yeni yönetim, 400 milyon dolar veririz, 200’nü şimdi kalanı da işleri bitirince diyor. Türk şirketlerinin iç isyan sırasında makine ve malzemeleri yağmalanıp yakıldığı için 800 milyon dolar da zararı var. Yeni Libya yönetimi bunu da ödemeye yanaşmıyor.
İtiraz edenin gözünü oyuyor.
Bizim bakan Çağlayan çağlıyor; 9 Türk firmasını Libya’nın kara listesinden çıkarttığını müjdeledi.

Xxx

Türkiye’nin başbakanı ise “ülkeyi konuşarak yönetme modelinin” yaratıcısı olmasına rağmen “Libya’da Türk müdürün gözünün oyulma korkusuna düşmesi” ve Türk şirketlerin varlıklarına el konulması konusunda hiç konuşmadı.
Konuşsa ne diyecek?
İşte Ortadoğu’daki gücümüzün meyvesi: Besledik baharı, oydu gözümüzü mü diyecek?
Diyemez.
Dün Libya’da asi besliyordu.
Bugün Suriye’de isyancı arkalıyor.


(uyan borusu)

Kanal İstanbul,
kalın mı geldi?

İzinden döndüm. Neler yazılmış diye gazeteleri taradım. 10 gün; “ Kadın’da kürtaj cinayettir… THY’de grev ihanettir… Çamlıca’ya Cami gerektir…” gündemleriyle akıp gitmiş. Başbakan müjdelemiş: İstanbul’un 7 tepesinden ve 777 çukurundan bakınca görülebilecek görkemli bir cami projesi yapılacak diye yazılmıştı. Çamlıca, 250-300 metre yüksekliğinde göçmen kuşların gelip konakladığı bir tepe; buraya kurulacak bir camiye 800 metre uzunlukta bir minare, bugünkü inşaat tekniğiyle çok rahat kondurulur. Böylece Çamlıca Camii, İslam’ın kutsal kenti Mekke’den ve Hırisityan Papa’nın şehri Roma’dan çıplak gözle bakınca görülebilir(!) Tamam da adına “çılgın” dedikleri bir “Kanal İstanbul Projesi” vardı, ne oldu? Nerde onun hazırlığı, kazma ne zaman vurulacak? Kanal kalın geldi, cami ile uyutuyor.


Necati Doğru
Sözcü

Yorum Gönder

0Yorumlar
Yorum Gönder (0)