Savaş yoksa bile ‘ihtimali’ güçlü!


Hükümet “düşürülen Türk uçağının Suriye ile şu anda savaşa neden olmayacağını ama cevapsız da kalmayacağını” açıkladı. NATO Genel Sekreteri de “NATO’nun Türkiye ile dayanışma içinde olduğunu ve gerilimin tırmanacağını düşünmediklerini” söyledi. Bununla birlikte gelişmeler “savaş ihtimali”nin küçümsenmeyecek kadar yüksek olduğunu gösteriyor.

NewYork Times “ABD ve NATO yetkililerinin; Suriye tarafından düşürülen Türk askeri uçağının ‘casusluk misyonunda’ olduğu yönünde kuşkuları olduğunu” yazdı. Demek ki NATO bir yandan “tam dayanışma içinde” olduğunu açıklarken, öte yandan “ama Türkiye de masum değil” tartışması yapıyor. Bir savaş durumunda gerçekten tam dayanışma içine girip girmeyecekleri de kuşku götürür zira bugüne kadar ABD de, NATO da Suriye’ye karşı Türkiye’yi kışkırtıp öne sürmeyi tercih etti hatta ABD “Müslüman ülke olarak Türkiye’nin Suriye konusunda daha aktif rol oynaması doğrudur, bizden daha aza tepki alır” benzeri açıklamalar da yaptı.

SURİYE’DE PKK BAYRAĞI

Dün Suriye’nin Türkiye sınırındaki Suruç ilçesinin karşısına, Halep’in Kobani ilçesinin Ayn-el Arap kasabasının yüksek bir tepesine PKK ile bağlantılı Tev-Dem adlı oluşuma ait (PKK bayrağına benzeyen) sarı-kırmızı-yeşil bir bayrak çekildi ve bu bayrak Suruç’tan kolayca izlendi. Bu da bence Suriye’nin, daha önce Beşar Esad’ın “Siz bana müdahale ederseniz, ben de PKK ile işbirliği yapar, onları desteklerim” sözünün eylem olarak ilan edilmesidir ki ben 8 şehit verdiğimiz (daha sonra da şehitler verdik) son PKK saldırısının da bu çerçevede gerçekleştiğine, Esad’ın parmağı olduğuna inanıyorum.

Suriye daha önce yıllar boyu kendi topraklarında PKK kampları kurdurmuş, onların saldırılarını desteklemiş bir ülke olarak bunu yapmaktan hiç de çekinmez. Ayrıca Türk uçağı düşürmekten çekinmeyenin PKK’yı desteklemekten çekineceği de zaten düşünülemez.

SINIRA GİDEN KONVOYLAR

Türkiye’de ise bir yandan Hükümet “savaşa girmeyiz ama uluslararası hukuk içinde hakkımızı ararız” derken, diğer tarafta, sınırlara askeri araçlar ve uçaksavar gibi ağır silahlar yığılma durumu devam ediyor. Dün de Şırnak’ta 50 araçlık bir konvoy Kuzey Irak sınırına gönderilmiş. O arada Başbakan Erdoğan ilk yerli uçak projesi HÜRKUŞ’un tanıtımı sırasında “Türkiye’nin büyüklüğünü test etmeye çalışanlara haddini bildiririz” demiş.

Şimdi bir yanda Suriye’nin “Türk uçağını düşürmüş olması” durumu varken, bizim tehditlerimize karşılık o son sözü eylemiyle söylemişken bu “haddini bildiririz” ne anlam taşıyor, anlaşılır gibi değil..

SÖYLEM VE EYLEM

Ve ayrıca “Savaşa girmeyiz ama bunu da yanlarına bırakmayız” dendikten sonra bir Türk uçağının tanıtımında “haddini bildirmek”ten söz etmekle ne kastediliyor, o da anlaşılmaz.. Bence anlaşılır bir şey varsa “söylem”le “eylem”lerimizin birbirini tutmadığı.. Ama Ortadoğu’da süper güç olma iddiasında bir ülke yönetiminin artık bu ikilemi yaratmaması, Türkiye’nin uluslararası prestijini, ağırlığını sarsmaması ve ülkeyi bizimle ilgisi olmayan bir “savaşın eşiğine getirmekten” özenle kaçınması gerekiyor.

Her ne kadar kızsalar da tekrarlamak lazım ki bizim öncelikli meselemiz “PKK terörüyle kendi insanlarımızın, gençlerimizin kaybedilmesini acilen önlemeye çalışmak, buna çözüm üretmek”tir. Yine hatırlatayım, kayıp pilotumuzun babası bile o acısı içinde “sakın savaşa girmeyelim, bu bize yakışmaz, hata olur” dedi..

HÜRKUŞ’un içinde insan heyecanla, gaza gelerek “haddini bildirmek”ten söz edebilir ama bu adımların geri dönüşü yoktur, unutmayalım. Hele de “yalnız bırakılma” ihtimali güçlü iken!

*****


Fransa demokrasi örneği değil!

Dün Başbakan Erdoğan’ın Suriye politikamız konusunda farklı görüş bildiren köşe yazarlarına ağır hakaretleri için “Batı ülkelerinde olsa..” demiş ve İtalya’da Berlusconi örneğini vermiştim. Ki aynı gün VATAN’ın birinci sayfasında Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’nin sevgilisi Trierweiler’in “kendisini eleştiren usta bir köşe yazarını Journal du Dimanche isimli gazeteden attırdığı” haberi çıktı.

Bu haber ilk bakışta beni yalanlıyor gibi görünse de öyle değil.. Fransa demokrasi açısından “demokrasiyi özümsemiş ve doğru uygulayan bir ülke olmadığını” daha önce “Ermeni soykırımı yoktur” diyenlere hapis ve para cezası verecek yasası ile göstermiş bir ülke.. Düşünce ve ifade özgürlüğünü bu şekilde cezalandırabilen Fransa’da Cumhurbaşkanı sevgilisinin de bunu yapması olmayacak şey değildir. Bu nedenle “istisnalar geneli etkilemez” diye düşünmek doğru olandır.

Gerçek bir demokraside basının eleştirileri cezalandırılamaz ve hakaret nedeni olamaz. Olmamalıdır!