“Söz Kişinin Namusuysa Eğer”
İsimli, bir önceki yazıda seçimlerden önce verilen
sözlerden, söyleyenin dahi tekrar okuduğunda elini çenesine götürüp “bu sefer biraz abartmışım galiba”
diyeceği vaatlerden dem vurmuştuk. Tabi bol keseden vaatlerde bulunanların
etraflarına sinek misali toplanan kalabalık sorgulama yetisine sahip olmadığı
için onları suçlamıyoruz.
Bırakın ağızdan çıkan cümleleri; onlar mikrofona yansıyan nefes alıp vermeleri
dahi alkışlamaya programlanmış bir güruh… Onlar için gün bugündür, geçmişte
ne söylenmiş? Söylenenlerle uygulamalar tutarlı mı? Hiçbir önemi yok…
Hatırlayınız lütfen:
12 Aralık 2010 Nimet Ç.’nin açıklaması: “Önümüzdeki yıl 55 bin öğretmen alımı yapılacak ve Ağustos ayında
atamalar gerçekleşecek, Eylülde okullar açıldığında görevlerinin başında olacaklar.”
Peki;
Kısa süre sonra Nimet Ç.’nin yerine gelen Ömer
Dinçer’e “Ne oldu 55 bin öğretmen
ataması” diye sorulduğunda verdiği cevap ne olmuştu: “o bizden önceki Milli Eğitim Bakanının sözüydü, bizi ilgilendirmez,
gidin kendisine sorun.”
Elleri bir müddet havada kaldı tabi, tam olarak
neresini alkışlayacağını bilmeyen, birbirinin suratına bakanların…
Riya ve hayadan bahsetmiştik değil mi?
CNN Türk’te Hüseyin Çelik konuşuyor: “Efendim atamaları seçimden önceye yetiştirin
diyorlar bize, Türkiye şuna alışmalı; seçime endeksli bir şey yapmak ‘popülizm’
işidir. Atamalar illa seçime yetişsinmiş, niye kardeşim, niye yetişsin! Biz
halkı mı kandıracağız, göz mü boyayacağız!”
Alkış, kıyamet…
Peki ya sonuç?
Seçimden 11 gün önce;
1 Haziran 2011
Çarşamba günü saat 9.30’da öğretmen ataması yapıldı.
Gelelim Sayın
Başbakanın “merak etmeyin biz geldiğimizde üniversiteyi
bitirdiğinizde ‘Ne yapacağım, sınavı ya kazanamazsam.’ korkun olmayacak çünkü
sınav olmayacak.” Diyerek yüreklerimize su serptiği ve olmayacak dediği
sınava:
Yıl 2010;
Yusuf Ziya Özcan: “Birbirleriyle ilişkisi olan 3227 KPSS
katılımcısının takibe alındığını, bunların usulsüzlükleri ortaya çıkınca
sınavlarının iptal edileceğini ve bir daha da devlet hizmetinden
faydalanamayacaklarını söyledi. Artık çok açık ki sorular 3227 kişi arasında
elden ele gezmiş.” diye devam etti. Ancak aradan iki yıl geçmesine rağmen ortada
hiçbir sonuç yok.
Yıl 2012;
Yaşananlar herkesin malumu… Sınav
soruları sabahtan servis edilmiş olsa da, fotokopileri çoğaltılıp dağıtılmış
olsa da, bir yayın evi deneme adı altında 60 sorunun 57sini harfi ve noktalamasına
varana dek yayınlasa da, sınavdan önceki gün sorularda ki şıklar arasında yer
alan “derbent”, “kut”, “minber” gibi
kelimeler google’de aranma rekorları da kırsa da, Emniyet yüzlerce kişiyi “joker” sistemi ile başkasının yerine
sınava sokup kazandırdıklarını tespit edip tutuklasa da…
Ali Demir: “Tertemiz bir sınav oldu. İptali
gündemimizde yok”
İptal olur mu? Ya da birileri
haya edip istifa eder mi? Suçlular, soruları servis edenler yakalanır adalet
yerini bulur mu?
Cevapları “meçhul!”
Her zaman olduğu gibi ezberden
vaatler verilecek, binlerce insan gözyaşlarıyla avuçlarını patlatırcasına alkış
tutacak, o esna da bazıları oturup hiçbir zaman “hakkıyla” kazanamayacağı bir sınava hazırlanıyorken, bazıları ise
hiçbir zaman “hakkıyla”
kazanamayacağı bir sınavı, birileri sayesinde kazanmış, tıkır tıkır maaşını
alıyor olacak.
“Adalet”
ve “kalkınma” var
gücüyle devam edecek…
Sineklerse ampulün etrafında
amaçsızca dönüşünü sürdürecek…
Yazıları Facebook’tan takip etmek için : http://www.facebook.com/mryldz46
Sayfa: http://www.facebook.com/omeryildizyazilari
