"Gazi" kim sayın başbakan?


Tarih 15 Temmuz 2012.
AKP’nin Eskişehir İl kongresi yapılıyor…
Yüz milyarlar harcanarak yapılan il kongresinde kongrenin yapıldığı alanın güzelleşmesi için hiçbir masraftan kaçınılmamış…

Uzun uzun anlatmaya gerek yok…
Halk AKP kongrelerinde olanı biteni televizyonlardan izliyor zaten…
TRT naklen yayınlıyor…

Belli ki kongreler bilerek miting havasına dönüştürülüyor…
Seçimlere yönelik propagandalar şimdiden başlatılmış görünüyor…

Bugün konumuz o değil..

Konumuz Başbakan’ın konuşmalarında üzücü anlamda dikkat çeken bir husus…

Başbakan halka dönük yapmış olduğu bütün konuşmalarında “Atatürk” sözcüğünü hemen hemen hiç ağzına almıyor…

Ara sıra Mustafa kemal der ama kesinlikle “Atatürk” demez…
Dediyse de ya da diyorsa da biz duymadık…

Ayni şekilde “Türk” sözcüğünü de pek kullanmaz…
“Türk” kavramını kullanmaz ama sırası geldiğinde “Türk bayrağı” sözcüğüne yer verir…

Örneğin 14 Temmuz’da Kocaeli, 15 Temmuz’daki Eskişehir il kongrelerinde, CHP’yi eleştirmek adına kullandığı gibi…

Başbakan ne diyor?
“Bu CHP var ya… Hakkari mitinginde varılan mutabakat gereği orada tek bir Türk bayrağı dalgalandırmadan halkın önüne çıktı…”

“Türk” kavramı yok ama “Türk bayrağı” yani Türk’ün bayrağı var.

Gelelim asıl değinmek istediğimiz noktaya…

Diğer kongrelerinde söz ettiği gibi Eskişehir Kongresinde de, Selçuklu’lardan söz etti.
Osmanlı’nın devamı olduğumuzu övgüyle söyledi…
Birçok ünlünün ismini ( Ahmet Yesevi, Yunus Emre vs.) yüksek ses tonuyla haykırdı.
Sonunda, Türkiye Cumhuriyeti sürecinde diyerek, alçalan ses tonuyla “Gazi” var dedi.
O kadar…
Gazi Mustafa Kemal ya da Gazi Mustafa Kemal Atatürk demedi…

Gazi kim Sayın Başbakan?
Ülkede pek çok gazi var…
Orhangazi, Ertuğrulgazi vs gibi…

Gazi sözcünün sonuna coşkuyla ve heyecanla Büyük Kurtarıcı Mustafa Kemal Atatürk ismini de koyarak alanlarda haykırmak size çok mu zor geliyor Sayın Başbakan?

AKP’nin ve Başbakan’ın, Atatürk’e karşı mesafeli olduğunu hatta karşıt olduğunu düşünen ve buna inanan pek çok insan var bu ülkede…

Gün gelecek hem de uzak olmayan bir süreçte dışlanmışlıkta, ötelenmişlikte “Anıtkabir”in de nasibini alacağını söylemek ütopya sayılmamalı…

Sayın Başbakan’ın yaratmak istediği “dindar ve kindar” gençliğe karşı, gönlünde Atatürk sevgisi yatan on milyonlarca insanın da bilene bilene ayni karşıt duyguları, kindarlık içindeki karşı tarafa beslemekte olduğunu söylemek yanlış olmaz… Çünkü süreç bu hale getirdi…

Etki tepki meselesi…

Ne yazık ki, ülke talihsiz biçimde kamplaşmaya ve kutuplaşmaya doğru hızla sürükleniyor…

Bir ülkeyi yıkmak, bölmek, parçalamak, önce o ülkenin kutsallaşmış milli ve manevi değerlerini yıkmaktan başlar…

Aymazlığın, sağduyusuzluğun, boş vermişliğin, emperyalist güçlere bağımlı olmanın sonucunda yıkımın başlamış olduğunu da üzülerek, içimiz yanarak söylemek durumundayız…

Düşüncelerimizde yanılıp yanılmadığımızı anlamak için, önümüzde ki süreçte de Sayın Başbakan’ın miting düzeyinde yaptığı konuşmaları, koşullar elverdiği ölçüde dikkatle izlemeye çalışacağız…