Memurun farkında olmadığı tehlike
Bugünlerde gerek yazılı gerek görsel basında, son birkaç yıldır ısıtılıp önümüze sürülen, tepki gelince tekrar geri çekilen, devrim(!) niteliğindeki Kamu Personel Reformu haberleri, büyük övgülerle yer almaya başladı.
Vatandaş olarak bilgi almak isteseniz; böyle bir çalışma var veya yok diye yanıt alamayacağınız reform hakkında, malum gazetelerden en ince ayrıntısına kadar bilgilenmeniz olası. Televizyon kanalları da 657 Sayılı Yasa'nın olumsuz etkilerine vurgu yaparak halkımızı aydınlatıyor (!)
657 Sayılı Yasa, 14.07.1965 tarihinde yürürlüğe girdi. Yasada en büyük değişiklik, 25 Şubat 2011 tarihli Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanarak yürürlüğe giren, 6111 Sayılı Yasa ile yapıldı.
Türkiye'nin en önemli sorunuymuşçasına gazetelerin manşetine ve televizyonların haber bültenlerini işgal eden konunun gerekçesini; sözde yaşamlarının her alanında haksızlığın karşısında yer alan demokrat (!), devrimci (!) köşe yazarlarımız, açıklıyor.
Yasa taslağının hazırlanmasında amaç; kamu görevlileri arasındaki ücret dengesizliğini giderme, çalışan memuru ödüllendirme ve çalışmayan memura yaptırım uygulanması olarak özetleniyor.
Anlaşılan, emekçinin düşük ücret almasına dayanamayan, onu enflasyon altında bir ücrete mahkum etmemek için çırpınan, adaletsizliğe hiç mi hiç tahammülü olmayan iktidar, 25.02.2011 tarihinde yayımlanan yasada bunları unutmuş.
Yeni taslağın hazırlanmasında ileri sürülen gerekçeler; yasanın 47 yıllık olması nedeniyle yenilenme ihtiyacı, kamu görevlilerinin özlük ve sosyal haklarının 5 ayrı kanunla düzenlenmesi, kamu görevlilerinin 50 çeşit ücret alması, aynı statüde olan ve aynı işi yapan personel arasında ciddi ücret farklılıklarının olması, örnek; (kadrolu mühendisle, sözleşmeli mühendis, kadrolu işçi ile sözleşmeli işçi arasında 500TL'den 1500 TL'ye varan ücret farkı olması), kamu görevlilerinin izin, kıdem tazminatı ve prim gibi bir çok hakta, büyük uçurum farkı saptanması.
Yapılan bu tespitler sonrası, yeni yasada yapılması düşünülen değişikliler; maaş, temel ücret+görev ücreti+başarı ücretinden oluşacak. Büyükşehirde zor şartlarda görev yapan personele, emsali personele göre daha yüksek ücret ödenecek. Memurların Doğu'ya ve kalkınmada öncelikli yörelerde görev almaları; verilecek maaş farkıyla teşvik edilecek. Çalışan memur ödüllendirilecek, çalışmayan memura yaptırım uygulanacak.
Köşelerini bu konuya ayıran yazarlarımız sanırım yazdıklarını okumuyor, konu üzerine program yapan yapımcılarımız da, programlarını izlemiyorlar veya kendilerine saygılarını yitirmişler.
" Eski yasa, eşit işe eşit ücret verilmesinin önünde engeldi, bu nedenle yeni yasa hazırlanıyor", sonra da " aynı işi yapana sen başarılısın, sana daha fazla maaş ödenecek" diyorsunuz. Sizce; başarının kıstası ne olacak? Sizce, amirine iyi yalakalık yapanın başarı ücreti almayacağının garantisi nedir ? Memur alırken kadro açmayıp, sözleşmeli alacaksın, sonra bunu başkası yapmış gibi durumdan şikayet edeceksin.
Siz ne söyleseniz, ne kadar şirin göstermeye çalışsanız da; hedeflenenin istediğiniz memuru işten çıkartmak olduğunu, anlamamak için saf olmak gerekiyor.
Tüm çabanız bunun için. Biz bu filmi, özelleştirmeler yapılırken çok seyrettik. O dönem iktidar sözcüleri, devletin kibrit, sigara, kağıt yapmaması, küçültülmesi gerektiği konusunda hamasi nutuklar atmışlardı. '' Kar eden kurumları satarmıyız, zarar edenleri satacağız '' diyerek işçilerin birlikte mücadelesini engellediler. Sonuçta; satılmayan Kamu İktisadi Teşekkülü bırakmadılar.
Geçen yıl TBMM'de görüşülerek kabul edilen Sosyal Güvenlik Yasası'nın bazı maddeleri, Anayasa Mahkemesi tarafından, '' Kamu görevlilerinin diğer çalışanlardan farklı bir yapıya sahip olduğu '' gerekçesiyle iptal edildi.
TBMM Plan Bütçe Komisyonu'nda görüşülen reform yasası aynı şekliyle yasalaşırsa; o tarihte işe başlayan memur yeni memur sayılacak, emeklilik yaşından tutun da emekli olduğunda alacağı maaş bile eski memurdan farklı olacak. Eski memur, mevcut yasaya göre değirlendirilecek. Kamu görevlileri arasındaki iş barışı büyük yara alacak.
Özelleştirilmelerde ve emeklilik yaşının yükseltilmesinde olduğu gibi; bu yasa taslağı hazırlanırken de aynı oyun oynanıyor. Önce memur, işçi ve esnaftan soyutlanıyor, ardından da eski memur, yeni memur diye birbirine düşürülerek, keyfi işten çıkarmaların önü açılıyor.
Sendikalara ve demokratik kitle örgütlerine düşen görev; işçi, memur ve esnaf diye ayrışmadan tüm güçleri birleştirmek, taslak meclise gelmeden tepkiyi örgütlemek olmalıdır. Yeni sendika yasasında olduğu gibi geç kalınmamalıdır.
Osman Gazi Oktay Ulusal Eğitim Derneği İzmir Şubesi Başkanı
