Tayyip idam palavrasına mecbur
Koca koca adamlar sanki geri getirilecekmiş gibi idam cezasının Türkiye’ye yakışmayacağını söylüyorlar, pes!
Bunlar ya salak ya da Tayyip’in propaganda görevlisi!
Yahu bizzat Adalet Bakanı Sadulah Ergin, daha önceki gün, “Bu yönde zerre bir çalışmamız yok” demedi mi?
Diyeceksiniz ki o zaman bu gürültü neden?
Hadise, Erdoğan’ın her zaman yaptığı gibi yeni bir ses bombasını patlatmasıdır.
Peki amacı mı?
Eyalet Modelinin alt-yapı inşası olan yeni Büyükşehir Belediye yasasının tartışılmasının önüne geçmek!
Sadece o da değil, Kürtçeyi devletin en önemli kurumuna yani mahkemeye resmen sokmayı geniş kitleler nezdinde “idam gelecek” gürültüsü içinde saklamak ve tepki oluşumuna engel olmak!
Dahası, PKK ile açlık grevi bağlamında “pazarlık yapıyor” gibi bir imajın oluşmasına set olmak!
İlaveten Suriye politikasında son gelişmelerle tescil gören fiyaskoyu gözlerden kaçırmak!
Evet, Tayyip Erdoğan’ın idam söylemi yapay bir gündem oluşturma adına yapılan soyut bir manipülasyondur.
Daha önce de yazdık, Tayyip Erdoğan’ın en iyi bildiği şey algı ve imaj oluşturmaktır ki bunun için gerekli olan araçlara sahiptir.
Buradan hareketle, Başkan olmayı aklına koyan ve milli Anadolu seçmenini ürkütmemeyi amaç edinen Erdoğan’ın idam tüluatı, Habur’da yediği türde siyasi bir vurgunu yememek için son olanları idam palavrası ile sigorta yapma hadisesidir.
Yahu bu Tayyip Erdoğan değil midir, idam cezalarının kaldırılmasına öncülük eden?
AKP’nin 5. kurucu ismi olan Ertuğrul Yalçınbayır, 2001’in sonlarında “idamlar kalksın” diye Erdoğan’ın, Sezer’in huzura çıkıp nasıl yırtındığını bizzat açıklamadı mı?
Hülasa bu konuyu tartışmak bile Erdoğan’a figüran olmaktır.
Angajman ve kuru gürültü!
Ne imiş efendim, angajman kuralları artık değişmişmiş!
Peki o ne demekmiş?
Suriye uçakları sınırımıza 5 kilometre yaklaştığı an vurulacakmış!
Kim açıkladı bu yeni angajman kurallarını?
Recep Tayyip Erdoğan!
İyi de ben Ankara’dan (Televizyondan) gördüm, Suriye uçakları bırakın 5 kilometreyi, sıfır noktasında uçtular. Ne oldu Tayyip’in angajmanlarına, vurabildi mi o uçakları?
Kuşkusuz kastım “o uçaklar vurulmalı” değildir, tersine bize göre Suriye uçaklarının böyle bir operasyon yapma hakkı var yani o bombalamalar kendi vatan savunmaları adına meşrudur. Altını çizmek istediğim şey, Erdoğan’ın kuru gürültücülüğünün bu olayla bir kere daha tescil görmesidir.
Suriye artık bir şeyin farkındadır ve o da Tayyip Erdoğan’ın asla saldıramayacağını bilmesidir.
Evet, üç büyük seçimin arefesinde Erdoğan böyle bir şeyi yapamaz zira ekonominin alt-üst olacağını biliyor ki Fitch’e bile bu konuda verdiği yazılı bir teminat var.
Madem bu durumdasın, iki de bir üfürükten diklenmek neden?
Hadi kendini düşünmüyorsun, Türkiye’nin itibarını yerlere sermek niçin?
Bahçeli ile Kılıçdaroğlu’nda büyük korku
Konuyu bir buçuk yıl önce ilk biz yazdık ve Ulusal Kanal’da gündeme getirdik.
Hakkını teslim edelim, İşçi Partisi rezaletin üstüne gitti.
İlaveten o dönem DP Genel Başkanı olan Namık Kemal Zeybek de hadiseyi sahiplendi.
Evet, kastettiğimYunanlılar tarafından işgal edilen Türk adalarıdır.
MHP ile CHP milletvekilleri nihayet lütfedip konu ile alakadar oldular ve mes’eleyi TBMM’ye taşıdılar.
Mesela CHP’li Bülent Tezcan verdiği soru önergesiyle Eşek, Bulamaç ve Nergizcik gibi Lozan’a göre her biri Türk adası olan vatan topraklarına Yunan bayrağının çekilmesini sordu.
Peki Ahmet Davutoğlu ne cevap mı verdi?
Böyle bir işgalın olduğunu kabul etti!
Tabloya bakar mısınız, adalarımız işgal ediliyor, milletimizin haberi yok!
Biz duyuruyoruz ancak sesimiz bir buçuk yıl sonra işitiliyor!
Pardon pardon hala işitmeyenler de var!
Mesela kimler mi?
Güya siyasi muhalefetin önderleri olan Kılıçdaroğlu ile Bahçeli!
Evet iki lider vatan toprağının işgalini bir kere olsun ağzına almıyor neden yoksa NATO ile ABD ve AB’dan korktukları için mi?
Medya ve sendika ağaları!
Dikkat ediyor musunuz, her şeye muktedir Tayyip Erdoğan iki yapıya hiç dokunmuyor.
Biri medya diğeri sendikalardaki ağalık sistemidir.
İstese yasal bir düzenlemeyle her şeyi ters-yüz edebilir ama yapmıyor.
Örneğin gazetecilik ya da yayıncılık yapacak olan asla başka bir ticari faaliyet içinde bulunamaz diye bir düzenleme yapar ki buna muhalefet de destek olur, iş o gün biter.
Keza sendika ağalıklarına pardon başkanlıklarına da benzer sınırlamalar getirebilir.
Peki niye mi yapmıyor bunu?
Ağaları denetlemek ırgatı ya da marabayı denetlemekten kolay da ondan!
Aydınlık’ta Yıldırım Koç ile Mehmet Akkaya’nın defalardır yazdıkları, bankada 20 milyon doları olan maaşla çalışan sıradan bir hanımın sendika başkanı olan babası, hiç Tayyip’e meydan okuyup sendikasına mensup işçilerin hak aramasına izin verir mi?
