Güler misin ağlar mısın
Başbakan Erdoğan İmralı canisi ile paslaşmalarını gizlemeye çalışırken trajikomik açıklamalar yapıyor. Erdoğan'ın, "Bizim koyduğumuz bazı şerhler var. Biz dağdaki ile kucaklaşanı İmralı'ya göndermeyiz" şeklindeki sözleri, AKP-BDP ve PKK arasında oynanan ihanet tiyatrosunda ibret veren yeni bir sahne oldu. Başbakanın koyduğu ölçüye göre AKP'nin bilgisi ve onayıyla kucaklaşma sadece terör örgütünün kurucusu ve bütün katliamların baş sorumlusu bebek katili ile yapılabilecek ve bunu adı da "çözüm" olacak.
Erdoğan'ın "İmralı'daki caniyle kucaklaşmak serbest, dağdaki caniyle kucaklaşmak yasak" ölçüsü, Türk milletinin aklıyla alay etmenin nerelere kadar varabileceğini hayret verecek biçimde ortaya çıkardı. Başbakan Erdoğan, İmralı canisi ile görüşmelerin gelişen şartlara göre devam ettiğini, bebek katilinin belli yerlere mesajını ulaştırması için güvenebileceği isimleri talep ettiğini ve Adalet Bakanlığının uygun gördüklerine bu iznin verilebileceğini söyleyerek, aralarındaki derin ve büyük muhabbeti bir defa daha gözler önüne serdi.
Başbakan Recep Tayip Erdoğan, İmralı canisi ile yıkım yolundaki paslaşmalarını gizlemeye çalışırken trajikomik açıklamalar yapıyor. Erdoğan'ın, "Bizim koyduğumuz bazı şerhler var. Biz dağdaki ile kucaklaşanı İmralı'ya göndermeyiz" şeklindeki sözleri, AKP-BDP ve PKK arasında oynanan ihanet tiyatrosunda ibret veren yeni bir sahne oldu. Başbakanın koyduğu ölçüye göre AKP'nin bilgisi ve onayıyla kucaklaşma sadece terör örgütünün kurucusu ve bütün katliamların baş sorumlusu bebek katili ile yapılabilecek ve bunu adı da "çözüm" olacak.
Erdoğan'ın "İmralı'daki caniyle kucaklaşmak serbest, dağdaki caniyle kucaklaşmak yasak" ölçüsü, bugüne kadar defalarca örneğini gördüğümüz Türk milletinin aklıyla alay etmenin nerelere kadar varabileceğini hayret verecek biçimde bir defa daha ortaya çıkardı. Başbakan Erdoğan'ın koyduğu ölçüye göre örgütün kurucusu, lideri ve 40 bin kişinin katilini AKP'nin bilgisi ve onayı ile ziyaret edenlerin kucaklaşmasında, ondan aldıkları talimatı dağdaki katillere ulaştırmasında hiçbir sakınca bulunmuyor.
Ancak, AKP'nin bilgisi ve onayı dışına çakarak, İmralı canisinin emrindeki katillerle kucaklaşmak ağır suç sayılıyor. Başbakan Erdoğan İmralı canisi ile görüşmelerin gelişen şartlara göre devam ettiğini, bebek katilinin belli yerlere mesajını ulaştırması için güvenebileceği isimleri talep ettiğini ve Adalet Bakanlığının uygun gördüklerine bu iznin verilebileceğini söyleyerek, aralarındaki derin ve büyük muhabbeti bir defa daha gözler önüne serdi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Macaristan'ın başkenti Budapeşte'te gazetecilerin sorularını cevaplandırırken İmralı'yı nasıl bir parti genel merkezine çevirdiklerini ve orada yatan bebek katilinin gündem belirlemesine nasıl imkan ve fırsat verdiklerini şu sözlerle itiraf etti:
Başbakan Erdoğan İmralı canisi ile yapılan görüşmelerle ilgili gelişmeleri şöyle anlattı: "Başlattığımız süreci gelişen şartlara göre devam ettiriyoruz. Sürecin tıkanması söz konusu değil. MİT, devletin şu anda süreci yönetmekle görevlendirdiği birimidir. Ve İmralı'nın belli yerlere mesajını ulaştırması bakımından kendisinin güvenebileceği siyasi (isim) talepleri vardır. Ama bu siyasi talepte de bizim özellikle koyduğumuz bazı şerhler vardır.
Nedir bu? Bir, biz dağdaki ile kucaklaşanı bir defa İmralı'ya göndermeyiz. İki, şu ana kadar verdikleri mesajla bu ülkenin hassasiyetlerine darbe vuranları bu noktada aracı olarak kabul edemeyiz. Çünkü onların, oradan aldıkları mesajı farklı şekilde götürme ihtimalleri olabilir.
Dolayısıyla biz hassasiyetlerimizi koruyoruz. Adalet Bakanlığımız ve MİT tüm hassasiyetleri göz önünde bulunduruyor. Ve bu şekilde bir sürecin içindeyiz. Mesela illa eşbaşkanlar diye bir mecburiyet söz konusu olamaz. Adalet Bakanlığımız, bu konuda yapılan müracaatları alıyor. Bunlar değerlendirme akabinde karara bağlanıyor. Yani her isteyenin oraya gönderilmesi söz konusu olamaz. Kendi akrabaları, ağabeyi, kardeşi, annesi, babası, eşi gidebilir tabii ki. Ama siyasilerin gidişi izne tabi bir konudur. Uygun görülene izin verilir, görülmeyene de izin verilmez."
HASSASİYETE BAK HİZAYA GEL
Başbakan Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: "Geçenlerde iki siyasetçi gönderildi nitekim. Kardeşi belli aralıklarla gidiyor. Biz gerilim olmaması için olumlu yaklaşımın önemli olduğunu düşünüyoruz. Mesela (Paris'teki hadisenin akabinde) o gün üç cenazeyi Diyarbakır'a getirmek zorunda değildik. Ama gerek ailelerin, gerek siyasilerin talebine, bir gerilim olmasın anlayışıyla olumlu yaklaştık. Olması gereken neydi? Defnedileceği yere direkt gitmeleriydi.
Bununla birlikte gösterdiğimiz anlayışı dillendirenler olduğu gibi hiç dillendirmeyenler de oldu. Kimileri cenaze üzerinden rant sağlama derdine düştü. Bunları umursamadık. Biz, sadece herhangi bir eyleme fırsat vermeden mesele hallolsun istedik. Bu da başarıldı. Güvenlik güçlerinin olayı kontrol altında iyi tutuşu, karşı tarafın da bu anlayışa aynı şekilde mukabele edişi sayesinde o süreç atlatılmış oldu. Bunun anlayışla karşılanması gerekirken, takdir edilmesi gerekirken, biri orada yaptığı konuşmada, 'Barışı isteyen Başbakan, Kürt kardeşlerimizi bombalıyor'diyebiliyor!
Biz Kürt kardeşlerimizi niye bombalayayım, biz teröristi bombalıyoruz. Zira o terörist benim vatandaşlarımı, güvenlik güçlerimi öldürüyor, arkadan vuruyor. Onlara karşı eli kolu bağlı mı duracağız. Bu sorumluğumuz bize bu görevi yerine getirmeyi emrediyor. Dolayısıyla, bu tür konuşmalar karşısında, ister istemez hassasiyetimizi korumaya mecburuz. O tür bir konuşmayla bir yerlere mesaj verme gayretine girilmesi elbette son derece yanlış. Tüm bunlara karşılık biz doğru olan neyse onu yapmak durumundayız."
FEVKALADE BİR DURUM OLMAZSA SÜREÇ SÜRER
Fransa İçişleri Bakanı'nın hemen bu olayın ardından Almanya'ya gitmesi, Alman İçişleri ile bu işleri görüşmeleri, bunlar tabii manidar gelişmeler. Bu olayın içinde teröristin önce Almanya'da olması, bizim iadesini istememiz, ondan sonra Fransa'ya gelmesi, aynı şekilde teşkilatlarımızın duyarlı olmaları, hep göz ardı edildiği için bu noktaya gelindi. Müşterek çalışmalar var.
ABD BÜYÜKELÇİLİĞİ'NE SALDIRI?..
Geçmişine yönelik uyarılar var, talepler var. Burada da yine Batı'nın başta Almanya'nın bir duyarsızlığı söz konusu. Bu hassasiyetler olmadığı için de sürekli olarak ortaya bu tür şeyler çıkıyor.
FRANSA, DHKP-C, SALDIRILAR VS. İMRALI SÜRECİNE DİNAMİTLEME OLABİLİR Mİ?
Kısmen olabilir tabii. Her ne kadar bunların bölücü terör örgütü ile aynı değilse de stepnesi. İktidarımızı çok fazla etkilemez ama bu konuda ürkek, korkak bir yapıda olursanız, ya bu işi bırakalım havasına girenler de olabilir. Girdiğimiz yolda fevkalade bir durum olmazsa süreci planladığımız gibi sürdürme konusunda kararlıyız.
Ortadoğu
