
Almanya’dan 2 arkadaş, birisi türk, diğeri arap, iş arkadaşlarıdır bir firmada. İş için yolları Türkiye’nin bir kasabasına düşer, ortak dilleri almanca’dır. O sıra cuma namazı vaktidir,
ikiside müslüman, Koşar abdest alıp camiye girerler. Bu sırada hoca kuran-ı kerim’den ayetler okumaktadır. Tam da arap’ın 3 sıra yanındaki ihtiyar hıçkıra hıçkıra ağlamaktadır. Ayeti okuyan imam, her sesini yükselttiğinde, ihtiyarda hıçkırık seviyesini artırmaktadır..
Arap olanı alır bir gülme..
Türk sorar; “yahu ne gülüyorsun millet bize bakıyor”
İhtiyar ne kadar güçlü ağlıyorsa, arapta o kadar güçlü güler..
Neticede cemaat ayaklanır, Türk’ü ve Arap’ı döverek camiden atar..
Türk sinirlidir, Arap hala gülmektedir..
Türk, “gülmen yüzünden bir sürü dayak yedik, bir de camiden attılar bizi” der
Arap, “sen arapça biliyor musun” diye sorar..
Türk, “hayır bilmiyorum” der..
Arap, “işte o ihtiyarda bilmiyordu” der..
“imam bakara suresi 222. ayeti okuyordu.. o sırada ihtiyar hıçkırıklara boğuldu.. oysa imamın bahsettiği şeyi bilse, ağladığından utanıp, kızarırdı”. Bakara suresi 222. ayet der ki, “Sana, kadınların aybaşı hali hakkında da sorarlar, de ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır)”. aybaşı halinde iken kadınlardan el çekin, temizlenmelerine kadar onlara yaklaşmayın.. temizlendikleri zaman, Allah’ın size buyurduğu yoldan yaklaşın.. Allah şüphesiz daima tevbe edenleri sever, temizlenenleri de sever..” işte senin ihtiyar bu cümleleri dinleyerek gözyaşı döküyordu..
Arapçayı, kutsal dil sanan yurdum insanın gözünü açabilmek için zamanında ortaya “Türkçe ezan” mevzusu bile atılmıştı.. Ama Türkiye’de laiklik konu olunca, pişirilip, pişirilip bu mevzunun gündeme getirilmesini halka “saçmalık” olarak anlatıyordu yobazlar..
Bu konunun sıkıntı veren tarafı, din ile kutsal dil arasındaki çelişkidir.. hristiyanların latinceyi kullanıp, dini kutsallaştırdığı gibi; islamiyet’le ilgili alim görünenler de, arapça ile yarattığı bilinmezlik dünyasını, yurdum insanı üzerinde hakim kılmaya çalışmıştır yüzyıllarca.. kutsal dil, bilinmezlik, cemaati yönetme bağlamlarında değerlendirilmesi gereken bir konudur türkçe ibadet.. Yani ezanda “Tanrı uludur” demekle, “Allah-u ekber” in galibi, arapça olmuştur..
“ezan Türkçe okunsun, Türkçe ibadet yapılsın, insanlar bilinçli müslüman olsun, anlayarak ibadetlerini yapsın” dendiğinde, “kaç kere camiye gittin! önce camiye git, sonra yorum yaparsın diyen bir yığın ses duydum!!
Yani türkçe ibadet, türkçe ezan istedim diye önce camiye gitmeliymişim!
neyse artık.. biraz bekleteceğim sizleri.. çünkü hükümetin tarım politikasıyla alakalı yazı yazıp, görüş bildirmek için, tarlaya gidiyorum.. cumaya görüşürüz..
Mehmet Tanrıverdi.
yorgoangelopoulos