Usta gidici olduğunu anladı, saldırıyor!..


Baş­ba­kan Er­do­ğan bu­gün ya­şa­nan­la­rın, 27 Ma­yıs 1960 ön­ce­si sü­reç­te­ki olay­la­ra tı­pa­tıp ben­ze­di­ği­ni söy­lü­yor.
Er­do­ğan “Bu­gün na­sıl bir el, genç­le­ri so­ka­ğa it­mek, üni­ver­si­te­le­ri ka­rış­tır­mak is­ti­yor­sa, 27 Ma­yı­s’­a ka­dar ge­len sü­reç­te de bu­gün olup bi­ten­le­rin ay­nı­sı ya­şan­mış­tı­r” di­yor.
Böy­le­ce “Us­ta­”, olay­la­rın ne­den­le­ri­ni teş­his­te yi­ne bü­yük ha­ta ya­pı­yor.
Ge­zi Par­kı pro­tes­to­la­rı­nı hoş­gö­rü­süz, da­yat­ma­cı, ya­şam bi­çim­le­ri­ne mü­da­ha­le­ci, hat­ta ya­şam hak­kı­nı önem­se­me­yen tu­tu­mu­nun te­tik­le­di­ği­ni dik­kat­ler­den ka­çır­ma­ya ça­lı­şı­yor.
Genç­le­rin ni­çin mey­dan­la­ra çık­tı­ğı­na, so­kak­la­ra dö­kül­dü­ğü­ne ve olay­la­rın bu bo­yu­ta var­dı­ğı­na hiç de­ğin­mi­yor.
O hal­de biz de­ği­ne­lim.
Ve “Us­ta­”ya he­men şu so­ru­yu yö­nel­te­lim:
Ge­zi Par­kı ey­lem­le­ri baş­la­dı­ğın­da po­lis­le­ri bi­ber ga­zı ve taz­yik­li suy­la genç­le­rin üze­ri­ne sal­dırt­mak ye­ri­ne, gi­dip on­lar­la soh­bet et­miş ol­sa, pro­tes­to­cu­la­rın da­ha çok öz­gür­lük, da­ha çok de­mok­ra­si, fark­lı­lık­la­ra da­ha çok say­gı ta­lep­le­ri­ni din­le­yip, bun­dan son­ra­ki ka­rar­la­rın­da dik­ka­te ala­ca­ğı sö­zü­nü ver­miş ol­sa, olay­lar aca­ba bu bo­yu­ta tır­ma­nır mıy­dı?
Hiç san­mam.
Baş­ba­kan 27 Ma­yıs 1960 ön­ce­si­ne ben­zet­ti­ği tab­lo­nun ar­dın­da bir güç arı­yor­sa ön­ce ay­na­ya bak­ma­lı.
“Ey Si­ya­nen… Ey Roy­ters… Ey Bi­bi­si… Ey Ya­hu­di fa­iz lo­bi­si… Ey Di­van Ote­li…” di­ye ba­ğır­ma­dan ön­ce ken­di­si­ne oy ver­me­miş olan­la­rın hak­lı ta­lep­le­ri­ne ni­çin ku­lak tı­ka­dı­ğı­nı sor­gu­la­ma­lı.
Çağ­daş ço­ğul­cu de­mok­ra­si­nin ge­rek­le­ri­ni ye­ri­ne ge­tir­mek ye­ri­ne ço­ğun­luk­çu an­la­yı­şın da­yat­ma­la­rın­da ıs­rar­cı ol­ma­sı­nı eleş­tir­me­li.
Ha­ta­yı ön­ce ken­din­de ara­ma­lı.
Bir ül­ke­de ge­ri­lim, kamp­laş­ma, hat­ta bö­lün­me var­sa bu­nun en baş­ta ge­len so­rum­lu­su­nun o ül­ke­yi yö­ne­ten ik­ti­dar ol­du­ğu­nu unut­ma­ma­lı.

* * *

Sev­gi­li okur­la­rım,
Önüm­de bir ki­tap du­ru­yor.
1995 yı­lın­da ba­sıl­mış olan “Si­ya­set Are­na­sı­” ad­lı ki­tap, ka­ri­ka­tür us­ta­sı Bed­ri Ko­ra­ma­n’­ın çiz­gi­le­rin­den olu­şu­yor.
Ön­sö­zü­nü kim yaz­mış bi­li­yor mu­su­nuz?
Bed­ri Ko­ra­man ağa­be­yi­mi­zin en çok ka­ri­ka­tü­rü­nü yap­tı­ğı ki­şi, ya­ni dö­ne­min Baş­ba­ka­nı Sü­ley­man De­mi­rel…
Sü­ley­man Bey “Bir ül­ke­de si­ya­si mi­za­hın gel­di­ği yer, o top­lu­mun ge­liş­miş­lik dü­ze­yi­ni gös­te­rir!” di­ye­rek baş­la­dı­ğı ön­söz­de us­ta çi­ze­ri ye­re gö­ğe sığ­dı­ra­mı­yor.
Ken­di­sin­den 40 yıl­lık yol ar­ka­da­şım di­ye söz et­ti­ği Ko­ra­ma­n’­a te­şek­kür edi­yor.

* * *

Ara­dan ne­re­dey­se 20 yı­la ya­kın bir sü­re geç­miş.
Bir de bu­gün­kü an­la­yı­şa ba­kın!
Hoş­gö­rü ar­ta­ca­ğı­na, de­mok­ra­tik kül­tür da­ha çağ­daş bir de­rin­lik ka­za­na­ca­ğı­na, tam ter­si ol­muş!
Baş­ba­kan bir yan­dan “İ­le­ri de­mok­ra­si us­ta­sı­” ol­du­ğu­nu söy­lü­yor, di­ğer yan­dan yağ­cı­lık yap­ma­yan ya­zar ve çi­zer­le­rin üze­ri­ne hı­şım­la gi­di­yor!
Öy­le­si­ne hoş­gö­rü­süz ki, Tür­ki­ye­’nin en de­ğer­li mi­zah­çı­la­rı­nı ve çi­zer­le­ri­ni mah­ke­me­ye ve­ri­yor.
Ken­di­si­ne ya­la­ka­lık yap­mak ye­ri­ne, hal­kın ha­ber al­ma hak­kı­na hiz­met eden ga­ze­te­ci­le­ri kov­du­ru­yor, iş­ten at­tı­ra­ma­dık­la­rı­nı da de­mir par­mak­lık­la­rın ar­dı­na gön­de­ri­yor!
Tür­ki­ye­’nin “dün­ya­nın en bü­yük ga­ze­te­ci ce­za­evi”­ne dö­nüş­müş ol­ma­sı yet­mi­yor­muş gi­bi, ye­ni tu­tuk­lan­ma­lar için sav­cı­la­ra ta­li­mat ve­ri­yor!
De­mok­ra­si­nin ku­ral­la­rı­nı yer­le bir et­mek­ten hiç çe­kin­mi­yor!
Böy­le­ce tüm dün­ya­nın gö­zü önün­de Türk ha­kim ve sav­cı­la­rı­nı Baş­ba­ka­n’­ın ta­li­ma­tıy­la ha­re­ket eden “bi­rer me­mu­r” du­ru­mu­na dü­şü­rü­yor.
Çağ­daş dün­ya­nın bu­na ve­re­ce­ği tep­ki­yi dü­şü­ne­mi­yor!
Son­ra da kal­kıp “Ben dik­ta­tör ol­sam bun­la­rı ya­pa­bi­lir mi­si­niz?” di­ye so­ru­yor.
Gi­di­ci ol­du­ğu­nu gör­dü­ğü için man­tık hal­ka­la­rı pa­ram­par­ça ol­muş her ko­nuş­ma­sıy­la top­lu­mu bi­raz da­ha ge­rip, ken­di­si­ne oy ver­me­yen­le­re sal­dı­rı­yor!


Uğur Dündar
Sözcü