Yüreğin varsa, yüzde 3 yapın

Kılıçdaroğlu: "Sorun baraj. Yüreğin varsa, yüzde 3 yapın hemen kabul edelim."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hükümetin demokrasi konusunda samimi olmadığını iddia ederek, “Bugün karşımıza getirdikleri önerilerin önemli bir kısmı, bizim önerilerimizin kötü bir kopyası. Bu iktidar henüz muhalefetin önerdiklerini bile kopyalayamıyor. Elleri çünkü bir türlü demokrasiye alışmadı” dedi.

Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısı ile Başbakan Erdoğan’ın kamuoyuna duyurduğu Demokratikleşme Paketini değerlendirdi. Konuşmasının başında, Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan partisinin İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ı ziyaret ettiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, “Böylece bir parlamenterimizi hapishanede ziyaret ederek demokrasimizin ne olduğunu bütün dünyaya göstermek istedik” ifadelerini kullandı.

-ATATÜRK, İNÖNÜ, ECEVİT’İ ANDI-

Kılıçdaroğlu Cumhuriyet devrimleri anlatırken, özgürlük mücadelesini 1919’dan başlatmak gerektiğini ifade ettiği konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve Bülent Ecevit’i de rahmetle andı. CHP Lideri, “Bu devrimler öyle güçlü devrimlerdi ki darbeler bile bu devrimleri silemedi, ortadan kaldıramadı, yok edemedi. Bugün biz cumhuriyetin olmadığı, çok partili yaşamın olmadığı bir Türkiye’yi kâbuslarımızda bile göremeyiz, bugün biz emeğin hakkının korunmadığı bir Türkiye’yi asla kabul edemeyiz.

Çok açık bir şekilde söylüyorum; Türkiye’nin demokratikleşme tarihi dün başlamadı, bu 90 yıllık bir mücadeledir. Türkiye’de yüreği haktan ve halktan yana atanlar, daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük, daha çağdaş bir Türkiye için çok bedeller ödedi. Bu bedelleri yok saymak da kimsenin haddine değildir. Bu 90 yılın içinde işkence hanelerde işkence gören gençler var. Düşünceleri yüzünden hapishanelere düşen Nazım Hikmet’ler, Ahmet Arif’ler, Can Yücel’ler, Sabahattin Ali’ler var. Bu demokrasi mücadelesinde Ahmet Taner Kışlalı’lar, Muammer Aksoy’lar, Ruhi Su’lar, Uğur Mumcu’lar var. Bu mücadelede adım adım yürüdük. Bu mücadele için bedel ödeyen herkesi bir kez daha saygıyla anıyorum” diye konuştu.

-GEZİ PROTESTOLARINDA ÖLEN GENÇLERİ ANDI-

Bugün Türkiye’nin hak ettiği bir noktada bulunmadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, Geçtiğimiz 11 yıl içinde çok fazla zaman kaybettik. Demokratikleşme ve özgürlük için atılması gereken adımları atmadık. Ne yazık ki AKP, bütün demokratikleşme sıralamalarında bizi geriye götürdü ve zemin kaybettirdi” dedi. BM tarafından açıklanan “İnsani Gelişmişlik Endeksi”nde 2002 yılında Türkiye’nin 85. sıradayken, bugün 90. sıraya gerilediğini belirten Kılıçdaroğlu, “Dünyada Özgürlük Endeksinde Türkiye ne yazık ki yarı özgür bir ülke olarak kabul ediliyor” dedi. Basın Özgürlüğü Endeksine göre de Türkiye’nin 2002’de 99. Sırada olduğu, bugün ise 154. sıraya gerilediğini kaydeden Kılıçdaroğlu, “Uluslararası basın kuruluşlarına göre Türkiye, dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi” değerlendirmesinde bulundu.

CHP Lideri, 2002 yılında Türkiye’de tutuklu milletvekili olmadığını, bugün ise 7 milletvekilinin, yüzlerce yerel yöneticinin hapiste bulunduğunu ifade ederek, “Kendine dokunan bir olay oldu mu hemen ‘milli irade’ diyorsun. Seni seçeni milli irade sayıyorsun da bu milletvekillerini, belediye başkanlarını seçenleri neden milli irade saymıyorsun. Bu çite standardın nedeni nedir” diye sordu.

Cezaevlerinde, 2002’de 59 bin vatandaş varken, bugün bu sayının 135 bine çıktığını belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Adalet Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre 2 bin 776 öğrencimiz hapiste. Puşi takan çocuklar hapsedildiğini gördük, parasız eğitim istediler diye yıllarca gençler hapishanede kaldı. Son 10 yılda Türkiye tam 121 faili meçhul cinayet vakası yaşadı. Hrant Dink’in gerçek katilleri bulunmadı. Sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin tamamı terfi ettirildi, birisi de önce milletvekili sonra bakan oldu. Tam 152 çocuğumuz bu dönemde kolluk güçlerinin orantısız şiddeti nedeniyle hayatını kaybetti. Buradan Ali İsmail Korkmaz’ı, Ethem Sarısülük’ü, Ahmet Atakan’ı, Mehmet Ayvalıtaş’ı, Medeni Yıldırım’ı, Abdullah Cömert’i bir kez daha rahmetle anıyorum. Yine buradan başına isabet eden biber gazı fişeği ile hayatını kaybeden 18 aylık Mehmet Uytun’u da rahmetle anıyorum”

-“BU PAKET BU YARAYA DERMAN OLMAZ”-

Türkiye’de 11 yılda demokrasinin büyük bir erozyon yaşadığını belirten Kılıçdaroğlu, demokrasi kültürünün darbe dönemleri kadar ağır tahribata uğradığını, toplumsal uzlaşı, sağduyu, ortak akıl gibi demokrasinin temel değerlerinin yok sayıldığını ifade etti. Son yılda Türkiye’de çok büyük bir demokrasi açığının oluşturulduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Bütün bunları ileri demokrasi diye yutturmaya çalışıyorlar. Şimdi Türkiye’ye, bütün yurttaşlarıma soruyorum, açıklanan bu sözde demokrasi paketi ile bu yaraya bu paket derman olur mu? Bu paket bu açığı kapatır mı? Bu paket bu açığı kapatmaz, bu paket bu yaraya derman olmaz” dedi.

İktidarın demokrasi konusunda samimi olmadığını ileri süren Kılıçdaroğlu, “Türkiye’de çok ciddi bir iktidar açığı vardır. Türkiye ne yazık ki kendisine yakışan demokratik olgunlukta bir iktidara sahip değildir. Türkiye’nin temel sorunu budur” diye konuştu.

-“AYIP OLAN BU PAKETİN ADIYLA DEMOKRASİYİ YAN YANA GETİRMEKTİR”-

Kılıçdaroğlu, toplantıya bazı basın kuruluşlarının davet edilmemesini de, “Sözde demokratikleşme paketi açıklıyorsunuz, bazı medya organlarına sansür uyguluyorsunuz. Tıpkı OHAL dönemindeki sıkıyönetim gibi. Sayın Başbakan’ın paketi açıklayış tavrına bakın, salona girişine bakın. Kenan Evren nasıl açıklıyorsa, aynı model üzerinden kendisi açıklıyor. Hiçbir fark yok. Karşılaştırın iki görüntüyü de, birisinin apoletleri var, diğerinin yok” dedi.
Paketin hazırlanış biçimini de eleştiren Kılıçdaroğlu şunları kaydetti:

“Bu paketin hazırlanış biçimi bile demokrasiyle örtüşmüyor. Demokrasi demek açıklık demek, şeffaflık demek, hesap verebilirlik demek. Bu paket daha hazırlanırken demokrasinin bu en temel ilkeleri ayaklar altına alındı. Kapalı kapılar ardında, toplumun bütün unsurları hatta kabine üyeleri dışarıda bırakılarak böyle bir paket hazırlandı. Sayın Başbakan sözde demokratikleşme paketi dolayısıyla yeni OHAL Kurumu olan, Kamu Güvenliği Müsteşarlığına teşekkür etmiş. Bu teşekkür paketin hangi düşünceyle açıklandığını gayet net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu paket katılımcılıktan, toplumsal uzlaşmadan ve şeffaflıktan uzak bir şekilde hazırlandı. Ayıp olan bu paketin adıyla demokrasiyi yan yana getirmektir.” CHP Lideri, pakette 12 Eylül darbesinden tek bir cümle bile edilmediğini ifade ederken, “Acaba darbe hukukuna sahiplenmenin bir başka adı mı bu” diye sordu.

-“BİZ DEDİK, AKP REDDETTİ”-

Hükümetin demokrasi konusunda samimi olmadığını çünkü bu paketteki birçok noktayı daha önce kendilerinin önerdiğini ve AK Parti tarafından reddedildiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Seçim barajı düşürülsün dedik, milli iradenin önündeki engelleri kaldıralım dedik. TBMM’ye yasa teklifi sunduk, reddeden Adalet ve Kalkınma Partisi. Siyasette dil yasaklarını kaldıralım, farklı dil ve lehçelerde siyaset yapılmasını sağlayalım diye kanun teklifi verdik, bunu da kabul etmediler. Seçime katılan siyasi partilere aldıkları oy oranlarına göre hazine yardımı yapılması için teklif sunduk bu da reddedildi. Nefret suçları para cezasına çevrilmesin, zamanaşımına uğramasın diye öneride kanun teklifleri verdik, yasaksız yepyeni dünya standartlarında bir toplantı ve gösteri yürüyüşleri yasası teklif ettik, AKP bunları da reddetti. Şimdi kişisel verilerin korunması diyorlar. Yasadışı dinlemeler engellensin diye kanun teklifi verdik, buna da geçit vermediler. Şimdi herkes elini vicdanına koyup bir düşünsün, bu önerilerin tamamını reddeden bir parti bu ülkeye demokrasi getirebilir mi? Böyle bir parti demokrat olabilir mi? Böyle bir zihniyetten adalet demokrasi ve özgürlük çıkar mı? Bugün karşımıza getirdikleri önerilerin önemli bir kısmı, bizim önerilerimizin kötü bir kopyası. Bu iktidar henüz muhalefetin önerdiklerini bile kopyalayamıyor. Elleri çünkü bir türlü demokrasiye alışmadı.”


Kılıçdaroğlu konuşurken kürsüdeki çiçekler dikkat çekti. Çiçekleri Sincan Cezaevi'nde yatan mahkumlar hediye etti. Kılıçdaroğlu, bugün Mustafa Balbay'ı cezaevinde ziyaret etmiş ve çıkışta yaptığı açıklamada çiçekten bahsedip, ''Toplantı sırasında kürsüde olacak'' demişti.


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan’ın açıkladığı Demokratikleşme Paketi’ne ilişkin, “Açıkça söylüyorum, Türkiye’nin sorunları makyajla çözülmez. Bu basiretsizliktir, hafifliktir, ciddiyetsizliktir. Kendi hedefleriniz doğrultusunda kurguladığınız bir paketçikle bu ülkenin, bu halkın sorunlarını asla çözemezsiniz. Türkiye’nin topyekün, bütüncül ve kapsamlı bir demokrasi paketine ihtiyacı var” dedi.

Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısı ile Başbakan Erdoğan’ın kamuoyuna duyurduğu Demokratikleşme Paketini değerlendirdi. Bugün, Türkiye’nin en “statükocu” partisinin, değişme en kapalı partisinin Adalet ve Kalkınma Partisi olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, “Mülkiyet duygusuna kapıldılar, ‘Devlet de benim Türkiye de benim’ noktasına geldiler. Bu yüzden Türk demokrasisinin ilerlemesinin önündeki en büyük engel Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ta kendisidir. O noktaya geldiler” dedi. CHP’nin daha özgür ve demokrat bir Türkiye için 17 Maddelik Demokrasi ve Özgürlük Bildirgesi yayımladığını anlatan Kılıçdaroğlu, “Biz içi boş paketler uğraşmadık. Rengarenk bir demokrasi, güzel bir Türkiye için, özgür bir Türkiye için önemli adımlar attık. Yetmedi, yüce meclise kanun teklifi olarak da verdik” dedi.

-“KENDİ YURTTAŞINI ÖLDÜREN BİZE DEMOKRASİ DERSİ VERMEYE KALKIYOR”-

Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:
“Darbe anayasasını istemiyoruz, yepyeni bir anayasa istiyoruz dedik, AKP başkanlık önerisiyle yeni anayasanın önünü tıkadı. Siyasi partiler yasası daha demokratik bir hale getirilsin, lider sultası son bulsun dedik, reddedildi. Düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki barikatlar yıkılsın diye kanun tekliflerinde bulunduk, Türk Ceza ve Terörle Mücadele Yasasındaki bazı maddeleri değiştirelim dedik, bu da kabul görmedi. Din ve vicdan özgürlüğü… En temel hak. Bir insanın diniyle, vicdanıyla devlet kavga eder mi? Neyin ibadethane olup olmadığına devlet karar verebilir mi? Biz Cemevleri de ibadethane sayılsın dedik, kanun teklifi verdik o da kabul görmedi. Basın özgürlüğünü genişletmek için yasa teklifleri verdik. AKP bunu da reddetti. Tutuklu öğrenci ayıbı 21. yüzyılın Türkiye’sine yakışmıyor, dedik. Bernalar, Furkanlar, Ferhatlar, Cihanlar hapishanelerde değil okullarında olsun istedik. Kabul edilmedi. Uludere katliamının aydınlatılması için olağanüstü çaba harcadık, üzerini örttüler. Örten adam şimdi bize demokrasi dersi vermeye kalkıyor. Kendi yurttaşını öldürdü.”

-“TÜRKİYE’DE MUHALEFET Mİ GÖREVİNİ YAPMIYOR, YOKSA İKTİDAR MI?”-

Kılıçdaroğlu, Ak Parti döneminde yargı bağımsızlığının tamamen ortadan kalktığını ifade ederek, kendilerinin “DGM postu giymiş, Özel Yetkili Mahkemeler bütünüyle kapansın” dediklerini ancak AK Parti’nin sadece bu mahkemelerin ismini değiştirdiğini belirtti. Faili meçhul olayların aydınlatılması için komisyon önerilerinin reddedildiğini, YÖK’ün kaldırılmasına karşı çıkıldığını, Diyarbakır Cezaevi’nin müzeye dönüştürülmediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Şimdi bütün Türkiye’ye soruyorum. Bizim önerilerimiz mi Türkiye’ye demokrasiyi getirir, AKP’nin önerileri mi Türkiye’ye demokrasiyi getirir. Herkese soruyorum, Türkiye’de muhalefet mi görevini yapmıyor, yoksa iktidar mı? Daha da ötesini söylüyorum, Türkiye’de görevini ihmal eden bir iktidar var. Türkiye’de seçim sistemine, siyasal partiler yasasına ve Meclis içtüzüğüne dokunmayan bir iktidar demokrat olamaz. Katılımcılığı, çoğulculuğu sağlayamayan hiçbir düzenleme Türkiye’ye demokrasiyi getiremez” dedi.

-“KLAVYEYE ÖZGÜRLÜK DEĞİL, KLAVYEYİ KULLANANA ÖZGÜRLÜK GETİRECEKSİNİZ”-

“Karşımızda, bütün dünyanın diktatör olarak tescillediği bir Başbakan’ın ve de onun elinden çıkan bir paket var” diyen Kılıçdaroğlu, pakette yer alan düzenlemeleri şu sözlerle eleştirdi:
“Bu paketten gördüğümüz kadarıyla Sayın Başbakan hala Türkiye’nin ihtiyaçlarını ve beklentilerini anlamamıştır. AKP hükümeti Türkiye’nin temel sorun alanlarından kaçmış, toplumsal baskıları savuşturmak için de bu paketi önümüze getirmiştir. Pakette temel sorunlara hiçbir cevap yok. Toplumun fiilen çoktan aştığı ‘w’ harfini kullanmak veya kurban derisini kim toplayacak gibi artık anlamsız konularda düzenlemeleri demokratik bir açılım olarak görmek açıkça halkı kandırmaktır. Klavyeye özgürlük değil, klavyeyi kullanana özgürlük getireceksiniz.

İşte demokrasi konusunda AKP’yle aramızdaki temel farklılık budur. Bir üniversitenin adını değiştirerek yapısal sorunu mu çözdüğünü sanıyorsunuz. Bir üniversite senatosunun 2 saatlik uğraşı ile açabileceği bir enstitünün hükümet tarafından büyük bir devrim gibi sunulması ülkemiz insanına yapılan en büyük haksızlıktır. Dünyanın neresinde hükümet üniversitelere ‘artık şu konuda enstitü açabilirsiniz’ diyebilir? Bu bile hükümetin kafasındaki demokrasinin ne anlama geldiğini gösteriyor.”

-“PENGUEN DİZİLERİNİ KOYARSANIZ HANGİ DEMOKRASİDEN SÖZ EDECEKSİNİZ”-

Kılıçdaroğlu, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’nda değişiklik öngören düzenlemeye ilişkin ise, “Yasayı AB standartlarında getiriyorsanız hemen getirin, biz de ’evet’ diyeceğiz ama ‘ben bildiğim gibi getireceğim, son sözü valiye vereceğim, çünkü vali benim emrimden çıkmaz’ diyorsanız, orada bir bekleyin. Başka bir sorunumuz var; sivil toplum gösterilerinin korku yüzünden televizyon ekranlarına gelmemesi nedir? Korkunun egemen olduğu bir ülkede hangi demokrasiden söz edeceksiniz? Bu ülkenin gençleri özgürlük diye haykırırken penguen dizilerini koyarsanız hangi demokrasiden söz edeceksiniz” diye konuştu.

-“DİKTATÖR LÜTFETMİŞ BİZE DEMOKRASİ PAKETİ HAZIRLAMIŞ”-

Seçim sistemiyle ilgili ise, sorunun dar bölge ya da daraltılmış bölge olmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Sorun 12 Eylül döneminde Kenan Evren ve arkadaşlarının getirdiği yüzde 10 seçim barajı. Yüreğin varsa, bu ülkeye gerçekten demokrasiyi getirmek istiyorsan, 3 mü yaparsın, 5 mi yaparsın… Yardım için yüzde 3 diyorsun, 3 getir hemen kabul edelim. Oturup ahkam kesmeye gerek yok. Getirir yüzde 10’u, 3’e indirirsin hep beraber parlamentodan geçiririz kural budur” dedi.

Bu pakette halkın devleti denetleyebileceğine ilişkin hiçbir düzenleme olmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, şunları dedi:

“Devleti demokratikleştirmeden demokrasiyi getiremezsiniz. Çağdaş demokrasi, vatandaşın devletin baskısını hiç hissetmediği rejimin adıdır yani sokakta yurttaşın en az polisle karşılaştığı devlet demokratik bir devlettir. Adım polis, adım başı cop, adım başı TOMA, adım başı biber gazı, orada demokrasiden söz edemezsiniz. Açıkça söylüyorum, Türkiye’nin sorunları makyajla çözülmez. Bu basiretsizliktir, hafifliktir, ciddiyetsizliktir. Kendi hedefleriniz doğrultusunda kurguladığınız bir paketçikle bu ülkenin, bu halkın sorunlarını asla çözemezsiniz. Türkiye’nin topyekün, bütüncül ve kapsamlı bir demokrasi paketine ihtiyacı var. Türkiye’nin ihtiyacı olan paket, toplumun bütün kesimlerini kapsamak, bütün sorun alanlarına da temas etmek zorundadır.

Diktatör lütfetmiş bize demokrasi paketi hazırlamış, ‘Benim istediğim kadar demokrasi’ diyor. Aklıma bir dönemlerin Ankara Valisi geldi o vali eylem yapan gençlere şunu söylemişti, ‘Bu memlekete komünizm gerekiyorsa ve komünizm yararlı bir şeyse onu da biz getiririz, size ne oluyor?’ Aynı anlayış şuan da hükümette var. Gelen paket, çoğunlukçu otoriter rejimi pekiştirmek için getirilen bir pakettir.”

-AYDINLARA ELEŞTİRİ-

Paketin açıklanmasının ardından televizyon kanallarında “aydınlar” tarafından yapılan bazı değerlendirmeleri de eleştiren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Aydın’ demek, daha çok demokrasi isteyen ve hükümeti demokrasiye aykırı davranışları nedeniyle korkusuzca eleştiren, gerekirse bedel ödemekten korkmayan kişidir. Dünyanın hiçbir yerinde bizde olduğu gibi, hükümetin eksikliklerini yamamaya çalışan bir aydın grubu olmamıştır. Aydın insan kalemini satmaz, hükümete kiralamaz. Daha düne kadar akreditasyon yüzünden belirli kurumlara sokulmayan bazı aydınların, şimdi aynısı yapılırken sesi çıkıyor mu?

Hükümeti yere göğe sığdıramayan, hükümeti övmek için her türlü marifeti ortaya koyanlara sormak istiyorum; YÖK olduğu gibi yerinde duruyor neden eleştirmiyorsunuz? Çağdaş demokrasinin olmazsa olmazı Sayıştay fiilen lağvedildi, neden konuşmuyorsunuz? Hükümetin el koyduğu bir gazete köşesinden sabah akşam muhalefet partisi aleyhine yazılar yazıyorsunuz. Bunun demokrasiyle ne ilgisi var? Bugün fiilen merkezi yönetin güçlü olduğu bir Türkiye var. Devletin ihalesinden, bilmem nesine kadar her şeyine bir kişi karar veriyor. Padişahta bile bu kadar yetki yoktu ve siz ‘demokrasi’ diyorsunuz.

Biz bu ülkeye gelecek her demokrasi için, atılacak her demokratik adım için bütün topluma söz veriyoruz; özgürlüğü ve demokrasiyi getirin sonuna kadar destekleriz. Biz üçüncü sınıf demokrasi, üçüncü sınıf özgürlük istemiyoruz. Birilerinin arzu ettiği kadar demokrasi, birilerinin arzı ettiği kadar özgürlük istemiyoruz.”

Kılıçdaroğlu’nun soru almadan ayrıldığı toplantıya Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyeleri de katıldı. CHP Liderinin konuşma yaptığı masada, Sincan Cezaevi’nde partisinin İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ı ziyareti sırasında mahkumların kendisine hediye ettiği çiçeklerin yer alması da dikkat çekti.

Gerçek Gündem