Batı Trakya Derneği iki etkinliğe imza attı

Batı Trakya Derneği iki etkinliğe imza attı

KIBATEK'in (Kıbrıs-Balkanlar-Avrasya Türk Edebiyatları Kurumu) bu yıl 33.'sünü düzenlediği Edebiyat Şöleni'nin onur konuğu olan Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği hafta sonu iki etkinliğe imza attı. Ege Palas Oteli'nde düzenlenen dayanışma gecesi renkli görüntülere sahne oldu. KIBATEK'in etkinliğine katılan 20 ülkeden aralarında gazeteci, şair, yazar ve Kosova Parlamentosu’ndan Fikrim DAMKA ve Müferra ŞİMİK’in de bulunduğu 25 konuk katıldı.

Geceye,Disk Genel Başkanı Kani BEKO, Disk Genel İş İzmir 1 nolu şube başkanı Engin DEMİR, CHP İzmir Milletvekilleri Musa Çam ve Birgül Ayman Güler, Bornova Belediye Başkanı Kamil Okyay Sındır, Gaziemir Belediye Başkanı Halil İbrahim Şenol'un yanı sıra Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Yalçın Bayer ile çok sayıda davetli katıldı. Gecede konuşan Batı Trakya Derneği İzmir Şube Başkanı Aydın Özcan Batı Trakya'da yaşayan soydaşların yaşadıkları sıkıntıları dile getirerek bu sorunların çözümü için mücadele ettiklerini söyledi. Özcan, Batı Trakya Türklerinin Lozan Antlaşması ile Yunanistan’da bırakıldıklarını, Batı Trakya Türklerinin halen müftülük, vakıf malları, eğitim sorunu gibi önemli ve yaşamsal konularda birçok sorunu olduğunu, sivil toplum örgütlerinin AİHM kararlarına rağmen tam olarak özgür bir şekilde yaşatılamadığını, kaldırılan Yunan Vatandaşlık Yasası 19. Madde mağduru soydaşların halen vatansız olarak yoğun bir şekilde yaşamlarını sürdürmeye çalıştıklarını, uygulanan %3’lük ülke geneli seçim barajı nedeni ile bağımsız milletvekili seçilememesi, azınlık basınının birçok dava ile karşı karşıya kalması ve ekonomik krizin bölgede çiftçilikle yaşamlarını idame ettirmeye çalışan kişileri büyük ölçüde etkilediğini söyledi.

Batı Trakya Türklerinin sadece Yunanistan’da değil, anavatan Türkiye’de de sorunları olduğunu, başta çalışma izni ve buna ilişkin para cezaları, ikamet, Batı Trakya’lı öğrencilerden 3-5 kat fazla alınan okul harçları, SGK sorunları gibi sorunları bulunduğunu belirten ÖZCAN, azınlık olarak hem Yunanistan’da hem de Türkiye’de ciddi sıkıntılar yaşadıklarını ifade etti ve her iki ülkeyi de bu sorunların çözümü konusunda göreve davet etti. Özcan, Yunanistan ve Türkiye’nin ekonomik ve kültürel ilişkilerinin geliştirilerek dış ticaret hacminin mevcut durumdan daha üst seviyelere çıkarılmasını, iki ülkenin turizm alanında ortak hareket etmesi gereğini ve iyi koşuluk ilişkilerini bu sayede üst seviyelere çıkarmaları temennisi ile konuşmasını noktaladı.

Özcan’ın akabinde söz alan BTTDD Genel Başkanı Taner MUSTAFAOĞLU Aydın ÖZCAN’ın yapmış olduğu konuşmada Batı Trakya Türk azınlığının sorunlarını çok iyi bir şekilde dile getirdiğini, bu mevcut sorunlarla uzun yıllardır mücadele ettiklerini, yılmadıklarını ve yılmayacaklarını belirtti. İzmir milletvekilleri Musa Çam ve Birgül Ayman GÜLER ise Batı Trakya Türklerinin gerek Yunanistan’daki gerekse de Türkiye’deki sorunlarının takipçisi olacakları sözünü verdiler.

Ahmet Piriştina Kent Arşivi Müzesi'nde gerçekleştirilen ikinci etkinlikte ise "Lozan'dan Günümüze Batı Trakya Türkleri" konulu panel gerçekleştirildi. Panele BATEV başkanı Selahattin YILDIZ, BTTDD Genel Merkez Teşkilat Başkanı Musa YURT, İzmir Bal-Göç Genel Başkanı Hamdi KARLIOĞLU, İzmir Lozan Mübadilleri Kurucu Başkanı Selim YILDIRAN, Gaziemir Kültür Müdürü Ercan ÇOKBANKİR ve Batı Trakya kökenli birçok hemşehrimiz katıldı. Aydın Özcan'ın sunduğu panele Prof.Dr.Nazif Mandacı, Yrd.Doç.Dr.Türkan Başyiğit, Yrd.Doç.Dr.Turgay Cin ve Dr.Hasan Ahmet ise konuşmacı olarak katıldılar.

Prof.Dr. Nazif Mandacı- Lozan Antlaşması azınlıklar sorununu Osmanlı İmparatorluğu’ndaki millet anlayışına paralel yorumladı. Etnik ya da ulusal toplulukların sadece dini azınlık olarak görülüp, sosyal hayatlarını dini esaslara göre yürütmelerine dayanan bu sistem aslında Yunanistan ve Türkiye’de dahil Balkanlarda Osmanlı’dan bağımsızlığını almış tüm devletlerin bütün vatandaşlarını eşit gören modern seküler sivil demokrasi seviyesine o dönemde ulaşamamış olmalarından kaynaklanıyordu. Bugün Batı Trakya’daki sorun, Yunan devletinin hala seküler ve sivil demokrasi olmayı başaramamasından da kaynaklanmaktadır. Yunan devleti seküler olmayan bir düzene alternatif sivil demokratik bir alternatif sunamadığından topluluğu siyasal olarak entegre edememektedir. Öte yandan, tüm dünyada ve Balkanlarda gözlemlenen dini anlamda muhafazakarlaşma süreci de sorunların derinleşmesine neden olabilir. Türk azınlığın çıkarları Yunanistan’da kilisenin etkisinin siyaset alanından silinmesini ve Yunanistan’ın gerçek anlamda insan haklarına saygı gösteren bir siyasal yapıya kavuşmasını isteyen siyasal hareketlerinkine paraleldir, dedi.

Yrd.Doç.Dr. Türkan Başyiğit- 19.yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunu yıkmak için şark meselesi ile Türkler önce Avrupa’dan, sonra Balkanlar’dan en son aşamada da Anadolu’dan atılmak istenmiştir. Balkan savaşıyla balkanlardaki topraklardan atıldık, Balkanlarda batı Trakya da yaşayan Türkler bağımsız devlet kurdularsa da Osmanlı devleti bu devleti tanımadı. Duyunu Umumiye teşkilatı ile ekonomik bağımsızlığını Avrupa’ya karşı yitirmiş olması nedeniyle bu bağımsız hükümeti tanımadı. Lozan’da Batı Trakya Türkleri yeniden gündeme gelmiş ve Türk Rum mübadele anlaşması nedeniyle İstanbul’daki Rum ile Batı Trakya’daki Türkler mübadele harici olarak yerlerinde bırakılmıştır. Atatürk, büyük mücadeleler sonunda ulus devleti kurmuş ve batılı güçlerin amaçlarına ulaşmasını engellemiştir. Günümüzde ise ulus devleti yıkarak Büyük Ortadoğu projesi ile Ortadoğu ve balkanların mevcut haritası değiştirilmek isteniyor, dedi.

Yrd.Doç.Dr.Turgay Cin- Yunanistan’daki Müslüman Türklerin hukuki özerkliklerinin –Başmüftülük ve Müftülerinin yargılama yetkisinin- kaynağı Türkiye ile Yunanistan arasında akdedilen antlaşmalardır. Başka bir deyişle bu konudaki Yunanistan’ın yükümlülüğünün nedeni 1881 tarihli İstanbul, 1913 Atina, 1920 tarihli Yunanistan’daki Azınlıkların Korunmasına İlişkin Sevr ve 1923 Lozan Barış antlaşmalarıdır.

Türkiye’deki, Osmanlı döneminin Patriğinin idari ve siyasi yetkileri 1923 tarihli Lozan Barış Konferansında kaldırılmış ve münhasıran İstanbul Ortodoks Hıristiyan Rumların dini konulardaki uyuşmazlıkları konusunda fetva verecek şekilde, sadece dini konularla sınırlandırılmıştır. Lozan Konferansında varılan bu mutabakatın anlamı ise Osmanlı döneminin Patriğinin statüsünün, Başpiskoposluk statüsüne indirgemektir. Fakat Türkiye’de farkında olmadan “Patrik” ya da “Patrikhane” denilerek, Lozan Konferansında varılan mutabakata aykırı bir biçimde “İstanbul Başpiskoposuna idari ve siyasi yetkiler” tanınmaktadır adeta. 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşmasında “Patrikhane” ile ilgili herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Buna rağmen Yunanlılar, “ekümenik Patrikhane”den söz etmektedir. Osmanlı döneminde Fener Patriği, Osmanlı devletinde yaşayan Ortodoks Rum milleti üzerinde idari ve siyasi yetki kullanırken, Lozan Konferansında bu yetkileri sınırlandırıldığı halde, günümüzde İstanbul sınırları ve Türkiye sınırlarını dahi aşarak, Avrupa ve Amerika’da idari ve siyasi yetkilerini fiili olarak kullanmaktadır. Antlaşmalarda var olmayan bir şeyi var etmeye çalışmaktadır. Oysa Yunan yönetimlerinin engellemesi nedeniyle, Yunanistan’daki Müslüman Türkler, yukarıda saydığımız antlaşmalarla sahip olmaları gereken haklarını kullanamıyorlar. Başmüftülük Kurumlarını açamıyorlar, seçimine de Yunanlılar tarafından izin verilmemektedir. Ayrıca yine Yunan yönetimlerince illerdeki Müftülerin de Yunanistan vatandaşı Müslüman Türklerce seçilmesine izin verilmemektedir ve bunların yargılama yetkilerinin kaldırılması düşünülmektedir… Buna rağmen Yunanlılar, Türkiye’den “Ekümenik Patrikhanenin hukuken tanınmasını” talep etmektedirler, dedi.

Dr. Ahmet HASAN ise Batı Trakya’daki Türk edebiyatının Lozan Antlaşması’ndan günümüze kadar geçirdiği evreleri anlatmış ve kendisinin de tıp doktoru olmasına rağmen şair ve yazarlıkla ilgilendiğini, birçok eserinin bulunduğunu söyledi. 33. KIBATEK Uluslararası Edebiyat Şöleni’nde de Batı Trakya Türklerini temsil ettiğini belirtti.
Panel katılımcılara Av. Aydın ÖZCAN’ın sunmuş olduğu plaket töreninden sonra sona erdi.