AKP'nin Demokrasi Anlayışı
AKP’nin demokrasi diye bir derdi yoktur. O temsili demokrasinin sandık sonuçlarından hareketle otoriter bir yönetime ilerlemektedir. İktidara gelmeden önce “ Demokrasi, 3y olarak tanımladığı, yolsuzluk,yoksulluk ve yasaklarla mücadele” vaatlerinin bir aldatmaca olduğu anlaşıldı.
17-25 Aralık yolsuzluk iddialarının kanıtlarını yok etmek için yaptığı işlemler, yargı ve emniyet görevlileri üzerinde yapılan değişiklikler, dört eski bakanı yüce divana göndermemek için yapılan siyasi atlama hiçbir dönemde bu denli görülmemiştir. Yasaları işine yarayacak şekilde düzenleyen AKP, bu konuda prağmatik olmayı, sonuç almayı düşündüğünden, kurallar getiriyor. Kendisine sadakatla bağlı olmayan siyasi kadroları siyasetten silecek. Bunun için otoritenin tartışılmaz sahibi kim ise ona biat edilmesi isteniyor. AK’nin parti içindeki demokrasi anlayışı böyle işlerse, devlet aygıtında nasıl işlediğini yaşayarak görüyoruz.
Bir dönem demokrasi ve özgürlükler adına “yetmez ama evet” diyerek destek veren liberaller bile bu gerçeği görmüşlerdir. Ancak bunları iki grupta irdelemek gerekir. 1.grupta olanların ulusal ve toplumsal refleksleri tükenmiştir, tuzu-kurudurlar. Ana akım medyasında yer kalmadığından etki alanları kalmamıştır. 2. grupta olanlar, ulusal ve evrensel değerleri içselleştirmedikleri için dinci bir partinin amacı için demokrasiyi araç olarak kullanabileceğini öngörememişlerdir. Şimdi ise kuvvetler ayrılığının, bağımsız yargının, devletin hukuk devleti niteliğinin yok edilme çalışmalarını gördükçe iktidardan desteklerini çekmişlerdir.
Acı ve ağır bedeller ödeyerek sürdürdüğümüz demokrasi mücadelesi yeni bir noktaya gelmiştir. Ekonomist dergisinin aralık 2014’de açıklanan “ demokrasi endeksi” raporunda 167 ülke arasında 89.sırada yer alıyoruz. İktidarın “ ileri demokrasi” diye tanımladığı yer burasıdır.
Demokratik ülkeler demokrasi ve hukuk adına yaşananları bakarak ülkemizi “3.sınıf” bir demokrasi olarak görüyorlar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin en çok tazminat ödemeye mahkum ettiği ülke Türkiye’dir. Mahkumiyetlerin çoğunluğu insan hakları ihlali, basın özgürlüğü ve yargılamanın hukuksuzluğudur. Demokrasinin ölçütü sadece seçimlerin aritmetik sonuçları değil, adaletin, temel hak ve özgürlüklerin nasıl uygulandığıdır.
Siyaset, ülkeyi ve ülkenin sorunlarını yönetme, geleceği ön görme sanatıdır. AKP, demokrasi içinde ülkeyi yönetemediği için otoriterleşmektedir. Karşıtı olan herkese “paralel yapı” ve darbeci diyebilmektedir. Aslında kendi kurduğu, kurgu ve yapılanmalarla ülkemizi tehlikelere sokmuştur. 2015 haziran seçimleri siyasi tarihimizin ve demokrasi güçlerinin en önemli sınavı olacaktır.
A.FUAT ÖZKAN
