Mehmet Akif tarafından
yazılan İstiklal Marşımızın 12 Mart 1921’de Türkiye Büyük Millet
Meclisi tarafından “Milli Marş” olarak kabul edilişinin 94. yılındayız.
İstiklal Marşımızın ana vurgusu;
Binlerce yıldır bağımsız, özgür yaşamış vatansever bir ulusun hiçbir güç tarafından “zincire vurulamayacağı”,
Kendilerini “medeni” olarak adlandıran, ancak mazlum milletlerin vatanlarını “canavarca” egemenlikleri altına alarak sömürgeleştiren “hayâsız” istilacılara karşı, Türk ulusunun
tek ocak kalıncaya kadar göğsünü siper ederek çarpışacağıdır.
İstiklal Marşımız, dışarıya
bağımlılığın, sömürü, soygun ve zulüm düzeninin değil, ulusal
bağımsızlığımızın, özgürlüğümüzün, yurt sevgisinin, ulusal
egemenliğimizin ve ulusal birliğimizin dillendirildiği
“Vatan türkümüzdür”.
İstiklal Marşımız, bütün ruhuyla ve
özüyle devrimci bir marştır. Gerek doğru bir dünya görüşüyle, gerekse
bunu ifade ederken kullandığı coşkun ifadelerle 94 yıldır Türk ulusunun
antiemperyalist,
tam bağımsızlıkçı soylu duygularını dillendiriyor ve dillendirecektir.
Bu nedenle İstiklal Marşımız en üst düzeyde anayasamız tarafından koruma altına alınmıştır. “TC Anayasası’nın 3. maddesi uyarınca Türkiye Devleti’nin “Millî marşı “İstiklal Marşı’dır. Bu
hüküm de Anayasanın 4. maddesi uyarınca, değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez.
Varlığını ve iktidarını küresel çeteye borçlu olan AKP ve Erdoğan; Kuva-i İnzibatiye artıklarının torunlarını da yanına alarak ülke yönetimine zorla, hile ve aldatma ile el koydu.
Siyaset, medya, üniversiteler, emniyet,
ordu, yargı, diyanet, sendikalar, odalar, tarım, hayvancılık, sağlık,
kısaca Kemalist Cumhuriyetin kurup yücelttiği tüm kurumları, hatta
futbolu bile CFR’nin
senaryosunu yazdığı operasyonlarla ele geçirildi. Milli duyguları
iğdiş edilerek dönüştürülen, direnci kırılarak uyumlu hale getirilen
kurumlar yenidünya düzeninin hizmetkârı konumuna getirildi.
Türk ulusunun yeniden uyanışını
engellemek, milli bilincini yok etmek amacıyla bu milletin kanıyla,
canıyla kazandığı kurtuluş savaşının ve ulusal bağımsızlığımızın,
cumhuriyetimizin simgeleri
olan milli bayramlarımızı yasaklayan, andımızı kaldıran ılımlı İslamcı
çete, şimdi kirli ellerini “vatan türkümüz” İstiklal Marşı'mıza uzatmıştır.
Hiç gereği yokken, İstiklâl Marşı’nı şu ve bu şekilde değiştirme amaçlı girişimler, en hafif söylemle “gaflet, dalalet ve ihanettir”. İstiklal Marşı'mızın değiştirilmeye çalışılması,
alternatif melodiler üretilerek kamuoyunda algı operasyonu yapılması Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik hakkına, bağımsızlığına, cumhuriyetine doğrudan yapılmış bir saldırıdır.
Akif’in 1925’te Mısır’a gitmesinin nedeni “Cumhuriyet Tarihi yalancılarının” dediği gibi şapka devrimine duyduğu tepki değil, Mısır Hıdivi’nin davetlisi olarak çalışmalarına orada
daha rahat devam edeceğini düşünmesidir.
Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı Karşı
devrimci softalarca neredeyse "Atatürk düşmanı" olmakla itham edilen
Mehmet Akif', Mısır'dan Türkiye'ye döndüğünde Atatürk hakkında aynen
şunları söylemiştir:
"Mısır'da onbir yıl kaldım. Fakat
on bir saat daha kalsaydım artık çıldırırdım. Sana halisane (gerçek)
bir fikrimi söyleyeyim mi: İnsanlık da Türkiye'de milliyetçilik de
Türkiye'de Müslümanlık
da Türkiye'de, hürriyetçilik de Türkiye'de. ALLAH BENİM ÖMRÜMDEN ALIP O'NA (MUSTAFA KEMAL'E) VERSİN"
“Milli Marşımız” “Vatan türkümüzün”
kabul edilişinin 94. yılında, Bağımsızlığımızın önderi Mustafa Kemal
Atatürk’ü ve Bağımsızlığımızın anıt destanını yazan Mehmet Akif Ersoy’u
saygı ve özlemle anıyoruz.
YÖNETİM KURULU ADINA :
Mahmut ÖZYÜREK
Ulusal Eğitim Derneği
Isparta Şube Başkanı
