CHP’nin Dinsizlik Algısı Üzerine…



Genel seçimler öncesi Cumhuriyet Halk Partisi din ve inanç konusunda sorgulanır. Bu sorgulama cumhuriyetin ilk yıllarından başlayarak –Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Serbest Cumhuriyet Fırkası- kurulan sağ partilerin özel ilgi alanı olmuştur. 1950 Yılında iktidara gelen Demokrat Parti ve sonrası kurulan sağ partiler ise CHP’nin inançsız/dinsiz parti olduğu algısı oluşumunu düzenli hale getirerek, seçmenlerden kolay oy almanın yolu olarak görmüş ve bu söylemi siyasi ranta dönüştürmüşlerdir. Son olarak Cumhurbaşkanının CHP’nin genel başkanına “ben Kur’an ile büyüdüm, Kur’an ile yaşıyorum. Onu sen kendine söyle. Kendi şahsında Kuran’ın yerinin ne olduğu malum” diyerek algının ulaştığı derinliği ortaya koydu.

Anadolu’da CHP’nin “dinsiz, inançsız” parti olduğu söylemi yaygındır. Buna karşı CHP’nin yöneticileri/takipçileri de “inançlı, dini bütün” olduklarını anlatmak zorunda kalır. Bunun değişik nedenleri var. Öncelikli neden partinin, ülkenin kuruluş döneminde moderniteyi, laikliği savunması ve dinsel doğmalara karşı aydınlanma savaşımının öncüsü olmasıdır. Diğer nedense CHP takipçilerinin aldıkları eğitim, yaşam biçimi olarak dincilerden uzak olmaları, dini ritüellere etkin katılmamaları; kökten dinci guruplarla özlemlerinin, hedeflerinin, öfkelerinin örtüşmemesidir.

Kökten dinciler aydınlanma savaşında yenilmiş; kamusal alandan geriletilmiş, rant alanları daraltılmış ve yurttaşların zihinleri dinsel doğmaların işgalinden kurtarılmıştır. Yenilgi kökten dincilerde kin/öfkeyi getirdi. Sorumlu gördükleri CHP’ne karşı nefret söylemleri geliştirdiler. Oluşturdukları sivil ağlarla Kuran’ı yakıyorlar, ayaklarının altına alıp çiğniyorlar, camileri ahıra çevirdiler, Kur’an kurslarını engelliyorlar, İslam düşmanı vb. söylemlerle mütedeyyin Müslümanlar kışkırtıldı. Anadolu halkının zihinlerinde CHP’nin “dinsiz, inançsız” parti algısının oluşmasına sağladılar. Çok partili yaşamın başlaması ile sağ partilerin tarikat/cemaatlerden oy istemesi siyasallaşmalarının önünü açtı. Cumhuriyet karşıtlıklarını CHP’nin “dinsiz, inançsız” parti olması üzerinden sürdürüyorlar.

CHP yöneticileri “dinsiz, inançsız” parti algısını değiştirmek için çaba harcadılar. Özellikle son on yılda partinin kurucu söylemlerini çağdaş değerlerle zenginleştirmek yerine kökten dincilerle uzlaşı arayışına girdiler. Uzlaşı adına kökten dincilerin istemlerinin gerçekleşmesine katkı koydu ya da sessiz kaldı. Değişik dönemlerde partide dinci söylemlerin öne çıkarılması, kara çarşaflılara parti rozeti takılması, parti yönetim kademelerine dincilerin alınması, okulların imam hatiplere çevrilmesine ve türban serbestliğine sesiz kalınması… Mütedeyyin Müslümanların sıradan, kabul edilebilir isteklerinin karşılanması ile birlikteliğin kurulacağı/sağlanabileceği düşünüldü. Oysa kökten dincilerin birliktelik anlayışı uzlaşmacılığı değil, teslim almayı kapsadığını göremediler.

Çağdaş yaşamı, laikliği savunan CHP’nin kökten dincilerle uzlaşı arayışlarına girmesi öngörüsüzlüğünün sonucudur. CHP’nin yapması gereken kuruluş dönemi söylemlerine geri dönmesi ve çağdaş değerlerle zenginleştirmesidir. Eğer devrimci bir anlayışla emek savunuculuğu, hukukun üstünlüğü, insan hakları, kadın/erkek eşitliği, demokrasiyi, çevrenin korunması vb. konuları öne çıkartamazsa, ortaçağ söylemi olan “dinsiz, inançsız” parti suçlaması ile karşı karşıya kalmaya devam eder.

İrfan O. Hatipoğlu
Denizli Yerel Alternatif Politikalar Platformu Başkanı