FETÖ/PDY Üniversiteleri
Türkiye’de üniversiteler kamu ya da vakıflar tarafından kurulur. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından gözetlenir, denetlenir, yönlendirilir. Yaslarda üniversitelerin yönetilmesi, işlevi ayrıntılı olarak belirtilmesine karşın kamuoyunda da değişik açılardan tartışılır. Ebeveynler (anne, baba) üniversite giriş sınavı üzerine… Entelektüeller eğitimin niteliği, üniversitelerin nasıl yönetileceği, işlevi, akademik kaygılar vb. konulara odaklanır. Bugün tartıştığımız gereken konu vakıf üniversitelerinin yönetilmesi/kontrol edilmesi olmalıdır. Çünkü vakıf üniversitelerin önemli bir bölümü “ulusal güvenliği” tehdit edici çalışmaların içine girmiş; ‘Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’nın (FETÖ/PDY) arka bahçesi konumundadırlar. Bu nedenle Yükseköğretim Kurulu’nun üniversiteleri kontrol etmek için ilgili çalışmalarını desteklemeliyiz.
Vakıf/özel/şirket üniversitelerinin kurulması; akademik ve eğitim çalışmalarını eğitimini sürdürmesi yerleşmiş bir olgudur. Fakat evrensel üniversite anlayışından uzaklaşıp “ulusal güvenliği tehdit” eder, eğitim izlencesini akıl/bilimden uzaklaştırıp gençlerin zihinlerini tutsak hale getirmesine izin verilemez.
Bugün vakıf üniversiteleri altında çalışmalarını yürüten FETÖ/PDY kontrolündeki üniversitelerin sürüklendikleri konum evrensel üniversite ve bilim anlayışının dışıdır. Anılan üniversitelerin yeniden kimliğini kazanması için kapatma/kontrol edilmesi bir zorunluluktur. Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na bağlı üniversiteler kapatılması/kontrol altına alınması için iki neden vardır. Birinci neden ulusal güvenliği tehdit edici ve FETÖ/PDY’nin “kara para” aklama faaliyetler içinde olmaları. Bu üniversiteler FETÖ/PDY faaliyetlerini “eğitim çalışması” örtüsü altında yürüttüler. Eğitim kurumlarının başarısı üzerine oluşturdukları sanal algıyla kamuoyundan ciddi destek aldılar. Yurttaşlarımızın milli/manevi duygularını sömürdüler. Ebeveynlerin (anne, baba) çocuklarını okullarına göndermeleri için özendirdiler (karşılıksız burs verme), mahalle baskısı oluşturdular. Öğrenci velileri üzerinden mahallelerde örgütlendiler. Parasal değeri büyük boyutlara ulaşan karşılıksız bağış/yardım topladılar. Üniversite kaynaklarını bağlı şirketlerine/faaliyetlerine parasal kaynak sağlama, kara para aklama aracına çevirdiler. Paralel devlet yapılanmasının merkezi olarak kullanmayı sürdürmektedirler.
Kapatılmalarında diğer neden ise bilinenin tersine üniversitelerin akademik anlamda yetersiz olmalarıdır. Derin ‘akademik yoksunluk’ içerisindedirler. Üniversitelerin akademik yapısı (öğretim elemanı), akademik çalışma ve verdiği eğitim düzeyi ortalamanın altındadır. Yalnızca cemaat gurubuna “adam devşirme” odaklı, ticari faaliyet anlayışı ile yönetiliyorlar. Çok az kısmı dışındakilerin fiziki yapıları, sosyal donatıları, laboratuvarları yeterli değildir. Bilinen üniversiteleri dışında akademik çalışmalar yapılmamaktadır. Akademik kadro genellikle doktorasını yeni tamamlamış ya da emekliliği gelmiş/emekli olmuş öğretim üyeleri ve yüksek lisansını tamamlamış, kontrollerindeki “ne dersi olursa veririm” diyen öğretim görevlileri ile yapılmaktadır. Öğrencilerin durumu daha kötüdür. Öğrenci kaynağı tartışmalıdır. Yeterli puan almayan öğrenciler kaydedilmektedir. Eğitim süreci paralı başarısız öğrencilerin “başarısı” üzerine odaklandığından eğitim beklenen seviyenin altındadır. Bu üniversitelerde dört işlemi
bilmeyen mühendisler, yasaları yorumlama yeteneği sınırlı hukukçular, zihinleri cemaat tarafından teslim alınmış insanlar yetiştiriliyor.
FETÖ/PDY üniversitelerinin gözden geçirilmesini/kontrol altına alınmasını önemsiyoruz. Çünkü ülkemizin insan kaynağı buralardan yetişmektedir. Bunu yapamazsak zihinleri tutsak gençlerle “çağdaş” ülke olmaktan uzaklaşır, günlük yaşama “menkıbelerin” egemen olduğu üçün dünya ülkesi durumuna geliriz.
İrfan O. Hatipoğlu
Mustafa Kemal Üniversitesi
(iohatip@hotmail.com)
