Alevilerin istekleri nelerdir?
Emperyalizm, Alevileri yaşadıkları ülkeye yabancılaştırmak ve “Türk Kimliği”nden sıyrılmaları için yoğun çaba sarf etmektedir. Mesailerinin önemli bir bölümünü Türkiye’nin etnik ve dini hassasiyetlerine ayıran “batılı uzmanlar” ellerini çekmedikleri müddetçe sorunlar kolay çözülmez.
Türkiye’nin dini haritası içinde roller biçilmeye çalışılan “emperyalizm Aleviciliği” maalesef, PKK bölücülüğünün ağına takılmış, kullanılmıştır. Alevilerimizin önünde duran temel mesele; ABD emperyalizmi ve onun piyonu PKK’yi kovmak ve bölücülüğe karşı vatan mücadelesi safında yerine almaktır.
ALEVİ AÇILIMI VE ALEVİ REFORMU
Alevilerin AKP tarafından ele alınması ve “Alevi Açılımı” adı altında bir sürü girişimi başlatması ilk etapta şaşkınlığa neden oldu. Alevi Çalıştaylarının ilki 3-4 Haziran 2009’da, sonuncusu ise 28-30 Ocak 2010’da gerçekleştirilmişti.
Hükümetten gelen Alevi açılım paketi haberi o tarihte CHP’yi de harekete geçirdi ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu da TBMM Başkanlığı’na 18 maddelik bir kanun teklifi sundu. Tabii aynı tarihlerde MHP’de harekete geçti. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Tunceli’yi ziyaret etmeden önce, Cemevi gerçeğinin kabulü yönünde açıklamalarda bulundu. Başbakan Ahmet Davutoğlu’da Tunceli’yi ziyaret ederek bölge insanına mesajlar verdi.
Gelinen aşamada ise “Alevi Reformu” adı altında bazı somut adımların atıldığını görüyoruz. Ortaçağ tarikatlarını da kapsayacak olan bu girişimin ikinci yönüne karşı çıkmak ve “Devrim Kanunlarını” savunarak durdurmak görevi önümüzde duruyor.
1989 ALEVİ BİLDİRGESİ
Rıza Zelyut, Nejat Birdoğan, Yaşar Kemal, Aziz Nesin, İlhan Selçuk, Tarık Akan, Çetin Yetkin, Ataol Behramoğlu, Atilla Özkırımlı, Emil Galip Sandalcı, Battal Pehlivan, Cengiz Bektaş, Müjdat Gezen gibi dönemin çok önemli isimlerinin yer aldığı 1989 yılında yayınlanan “Alevilik Bildirgesi” günümüz açısından da dikkate değer öneriler getiriyor. İsteklerden bir kısmı şöyle sıralanıyor:
1-Aleviler üzerinde baskının olduğu kabul edilmelidir.
2-Alevi köylerine cami yapmaktan vazgeçilmelidir.
3-Okullarda Alevi öğretisi de tanıtılmalıdır.
4-Hükümetlerin, Alevilere bakış açısı değişmelidir.
5-Aleviler, laik devletin güvencelerinden biridir.
6- Dedelik kurumu, çağdaş anlamda yeniden yapılandırılmalıdır.
7-Yurt dışındaki Aleviler için acil programlar şarttır.
8-Alevilik ile bugünkü İran Şiiliğinin ilgisi yoktur.
Sıralanan öneriler Alevilerin taleplerini karşılamakta ve laiklik çerçevesinde kalınarak çözümler sunulmakta. 1989 Bildirisi içerik olarak Türkiye’nin birliğini titizlikle korumayı amaçlıyor.
CEM EVLERİ
Anadolu Alevileri’ni diğer komşu ülkelerde yaşayan Alevilerle karıştırmamak gerekiyor. Onlar Türkiye Alevisi ve kaderleri Türkiye ile birlikte çizilmiş. Cem Evleri ibadethanedir. Resmiyete kavuşturulması yanlış değil doğrudur ve önlenemez bir aşamaya gelmiş bulunuyor.
Aleviler, ibadetlerini, dini ritüellerini, inançlarının gereklerini, cemevleri aracılığıyla yerine getirir. Ona başka bir yeri göstermek, işaret etmek doğru olmadığı gibi etik de değildir.
CEM EVLERİ DİYANETİN BÜNYESİNDE YER ALMALIDIR
Cem Evlerinin Diyanet’e bağlı olarak resmiyet kazanması en doğru yoldur. Diyanet dışı öneriler Aleviliği yeni bir din oluşumuna ve kopuşa iter. Farklılıkların derinleşmesinden en çok emperyalistler memnun kalır. Alman Aleviliği, Fransız Aleviliği vb iğdiş edilmiş Aleviliktir. Bunların yanına Türkiye coğrafyasında “İslam dışı Alevilik” eklemenin mantıklı bir açıklaması olabilir mi?
Alevilerin Diyanet içinde yer almaları bu bünyenin olumlu yönde değişmesi için de önemlidir. Tarikatların cirit attığı mekânlar olmak yerine; Diyanet olarak yalnızca vatandaşlarımıza din hizmeti verir hale gelmesi içinde fırsatlar yaratır.
Diyanet İşleri, İslam’ın sadece Sünni kolunu temsil ediyor. Bu temsiliyet ayrımcılığı derinleştiren ve körükleyen fonksiyona sahip. Artık 1950’lerin Türkiye’sinde değil 2016’ların Türkiye’sinde yaşıyoruz.
DİYANETİN KALDIRILMASI YANLIŞTIR
Özellikle bazı kesimler ısrarla Diyanet İşleri Başkanlığı’nın lağvedilmesini istiyor. Diyanetin yanlış yönlendirilmesi temel alınarak, bu kurumun ortadan kaldırılması öneriliyor. Bunun gerçekleşebilir öneri olmadığı ve bazı tehlikeli sonuçlara götürebileceği açıktır.
İrticacı terör örgütlerinin, “legal” ya da “illegal” tarikatların denetim altına alınmasında, kontrol edilebilir seviyede tutulmasında Diyanet’e ihtiyaç var.
İktidarların değişmesi ve milli yönetimlerin gelmesi halinde böylesi kurumlara daha fazla ihtiyaç duyulacaktır.
DEDELERİN KONUMU
Alevi Dedelerinin statüsü netlik kazanmış değil. Ancak Dedelere maaş bağlanmasına karşı çıkılmasını yanlış buluyoruz. 40 elli yıl öncesini yaşamıyoruz. Her vatandaş gibi Alevi vatandaşlarımızda vergilerini vermekte ve bu vergilerin bir kısmı Diyanet’e gitmektedir. Dün doğru olan bugün doğru olmayabilir ve koşullar da değişmiştir.
Eskiden Aleviler Cemlerini dar alanda gerçekleştirirdi. Şimdilerde ise Cemevlerinde yerine getiriyor ve bu Cem TV’de canlı olarak yayınlanabiliyor. TRT’de Aleviler ve inançları üzerine son yıllarda sıkça programlar yapılmakta. Alevilerin asimile edilme süreci çoktan bitmiştir ve böylesi bir tehlike kalmamıştır.
DİNİ EĞİTİM MESELESİ
Din derslerinin Sünni İslam’a göre verilmesi yanlıştır. Din derslerinin kaldırılması ve yerine dinler tarihini anlatan (etik) derslerin konulması en doğru olan yöntemdir
Şu anki din dersleri verilmeye devam edecekse; o zaman Alevilerde “Alevi din dersi” talebiyle doğal olarak ortaya çıkarlar. Buna gerek yoktur ve bu yol, yol değildir!
SONUÇ YERİNE
Ortak yaşam için ortak kurumlarda bir araya gelinmesi gerekir. Ayrı yerlerde örgütlenme “ayrılıkçılığı” besler. Sünni ve Alevi vatandaşlarımızın, barış içinde bir arada yaşamalarını kolaylaştıracak girişimleri destekliyoruz.
Önümüzdeki günlerde, Cumhuriyet Devrimi Kanunlarını ve özellikle de Laiklik İlkesini öne çıkararak mücadele etmek gerekecek. Bunlara vurgu yapmak hayati önem taşıyor.
24 Temmuz 2015 Vatan Savaşı ile Atatürk rotasına girmek yolu açıldı. Tüm mücadelelerin ana eksenini bu somut olgu oluşturuyor. Ayrımcılık rüzgârı dindi. Şimdi birlik rüzgârları esiyor ve bunu beslemek bizlere düşüyor. Anadolu Alevileri de bu rotadaki yerlerini aldılar ve geri kalanları da alacak.
