Öğrenciler, AKP, Polis, Dayak ve Yumurta



Arınç: Polis Öğrencilere Vurmakla Hata Yaptı!

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, hafta sonunda öğrencilere polisin sert müdahalesini eleştirdi ve 'silahsız öğrenciye aşırı güç kullanıldı' dedi.


Habertürk Televizyonu'nda katıldığı canlı yayında soruları yanıtlayan Arınç şunları söyledi:

Haftasonunda öğrencilere polisin sert bir müdahalesi oldu. Bu bir yetki aşımı mıdır?

Acı bir olay. Bunun yaşanmamasını dilerdim. Polisin protestoculara aşırı güç kullanması, coplamalar, yerde sürümeler... Bunlar üzücü. Hadise bildiğim kadarıyla şudur: Başbakan dekanlarla 2 bölüm halinde toplantı yaptı. YÖK Başkanı da oradaydı. Tamamen üniversitelerle ilgili konular konuşuldu. Kılıçdaroğlu'nun yakışıksız bir benzetmesi oldu. 'Rektörler sanki askerler gibi sıralanmışlar' dedi. Bu toplantıdan güzel ve hayırlı sonuçlar çıkar ancak. Bir grup genç 'Biz bu toplantıya katılmak istiyoruz' diye geldi. İlgisiz insanların 'Biz de geleceğiz' demesini siz de hoş görmezsiniz. Bu gösteri yürüyüşünü yapacak insanlar topluca bir hareket yapacaklarsa kendilerine gösterilen yerde yapmalılar bunu. Ancak gençler ihtara rağmen dağılmıyorlar.Protestocu grup şiddet kullanmamışsa onlara karşı şiddet kullanmak doğru değildir. Bu, topluluğa karşı aşırı güç kullanmaktır. Sanırım İçişleri Bakanlığı ve İstanbul Valiliği de bununla ilgili soruşturma başlatacaktır. Ayrıca bu tür olaylarda da kadrolu elemanlar işbaşında. Bu protesto gösterilerine karşı çıkmak mümkün. Polisimiz eğitimli. Olay üzücüdür.

POLİS SİLAHSIZ ÖĞRENCİYE KARŞI AŞIRI GÜÇ KULLANDI

19 yaşında gencin bebeği düşürmesi cana kast değil mi?

Haklısınız. Yaralama, ölüm ya da sakat kalma gibi durumlarda daha önce de dava açılmıştır. Bir genç kızımız böyle bir olayda evladını kaybetmişse bu suç teşkil eden bir durumdur. 'Madem çocuk taşıyordun. Ne işin var orda denirse' de olayın masum bir eylem olduğunu da kabul etmeliyiz. Silahsız öğrenciye aşırı güç kullanıldı.

WIKILEAKS'TEKİ İDDİALAR

Wikileaks'teki iddialarda sizinle ilgili konular var. Ak Parti'nin kurucularından birisiniz. Şu anda kabinede yer alan Vecdi Gönül'ün Davutoğlu hakkında söylediği sözler, Başbakan ve Cumhurbaşkanı hakkında gerginlik olduğuna dair iddialar var. Siz bunların İsrail kaynaklı olduğunu düşünüyor musunuz? Belgelere bakışınız nedir?

- Belgeler ortaya çıktığında yurtdışındaydım. Orada bir kaç şey söyledim. 2002-2007 arasında Meclis başkanlığı yaptım. Başbakan Yardımcısı olmadan önce de James Jeffrey geldi, uzun uzun görüştüm. Bir defa Assange denilen adamın bir şekilde elde ettiği belgelerin ABD'nin büyükelçilerinin bulundukları yerden gönderdikleri bilgi, analizler. Bunların açıklanmış olması önemlidir. Hillary Clinton 'Belgeler düzmece' demedi. Kabullendi. Bu durumda belgelerim doğru olduğunu kabul etmemiz lazım. Diplomatlar kendi ülkelerine haber vermek adına Türkiye'den bazı belgeler toplamışlar. Biz bunu pek az yapıyoruz. Bu her ülkenin diplomatlarına verdiği bir görevdir. Topladıkları bilgi diyerek karşı tarafa gönderdikleri şeyin hemen hemen hepsi yanlış ve tek taraflı. Doğru rapor göndermek bir büyükelçinin görevidir. Bunu yaparken de şahıslar hakkında çirkin ifadeler kullanmışlar. Benimle, Merkel ile, Sarkozy ile ilgili. Edelman dönemi ABD'nin Irak'a çıktığı dönemdir. Bizim onlarla yaptığımız görüşmelerin tutanakları Dışişleri Bakanlığı'nda da vardır.

BÜYÜKELÇİLER BENDEN MEMNUN DEĞİLMİŞ

Görünen o ki, iki büyükelçi (Edelman ve Jeffrey) benden ve Ak Parti'den memnun değil. Türkiye'de pek çok yazar da benim laiklik açıklamalarına, cumhurbaşkanlığı seçimindeki tutumuma bakarak başlıklar attılar. Büyükelçilerin haber kaynaklarının çoğu da bu başlıkları atan yazarlar. Biz de kapılar kapalı olduğu zaman aramızda birisi hakkında konuşabiliriz. Ama bunu yazıya dökersek o yazıdaki her kelime bizi bağlar. Bu yanlış düşünceler nedeniyle bazı ülkelerde olaylar ABD'ye mal edilmekte ve ABD nefreti oluşmaktadır. Jeffrey'in benimle ilgili kullandığı cümleyi tamamen ona iade ederim. Uluslararası yargı konusunda neler yapılabildiğini araştırıyoruz. Şu ana kadar gördüğümüz kadarıyla pek bir şey yapılacak gibi değil ama imkanlarımızı sonuna kadar kullanacağız. Benimle yemek yerken, otururken, kalkarken benden pek hoşlanmazlar. Veda ederken övücü sözler söyleyen bir büyükelçinin daha sonra 'bilmem kimin neyi' diye ifadeler kullanmasını onun ahlakına veriyorum.

VECDİ GÖNÜL, DAVUTOĞLU İÇİN OLUMSUZ BİR ŞEY DEMEZ

Kabinede Gönül'ün Davutoğlu için böyle bir kelime kullanması mümkün değildir. Vecdi Bey içimizdeki en tecrübeli kişidir. Böyle bir kelimeyi kabine arkadaşı için kullanmaz. Bu belgeler konusunda CHP'nin tutumu yanlıştır. Kılıçdaroğlu belki polemik yapmak istiyor ama polemiğin ötesinde demagojiye gidiyor. 'İsviçre'den belge alırsanız alkışlarız' diyor, 'Sonra alamazsınız ki' diyor, sonra 'Mali siciliniz temiz değil' diyor, sonra da 'Ahlak sizin yanınızdan geçmemiş' diyor. Söyledikleri birbirini tutmuyor ki.. İlk söylediği cümle ile kalsa neyse... Ben bir hukukçuyum aynı zamanda.. Türkiye'de bir Alman yakalansa üzerinde 10 kilo esrarla ve dese ki 'Bunu bana Merkel verdi'. Şimdi biz Merkel'i suçlayabilir miyiz? Ben başka bir politikacı için 'Filan yerde ortaklığı var' desem, bunu araştırmakla mı günlerimizi geçireceğiz.

BAHÇELİ İLE YAŞADIĞI POLEMİK

Bahçeli ile aranızda polemik yaşandı. 'Sokaktan gelen insanlar sizi oraya getirdi' dendi.

Ben Bahçeli'ye geçmişten beri saygı duyarım. Ben evladımı kaybettiğimde Bahçeli evime geldi taziyede bulundu. Unutamam. Bahçeli, kişilerin özel hayatına girmeyen, konuşurken ayağa kalkan, herkese saygı gösteren biridir. Dörtyol'da yaptığı konuşmada 'Bülent Arınç denen şahsın sözleriyle bu karar alınmışsa kınıyorum' diyor 3 generalin açığa alınması olayında. Ben herkese 'Bey' derim. Ben sokaktan geçen bir şahıs değilim. Bu nezaketsizliği uygun görmüyorum. Bana sen halktan bir şahıs değil misin? dedi. Oktay Vural bunu diyebilir de Bahçeli'nin demesi garip geldi. Ben gerçekten bir vatandaşım ama kamuda bir etiketim var. Sayın Arınç demedikçe beni tarif etmiş olmazsınız. Bahçeli'nin edebine, saygılı duruşuna, nezaketine her zaman inanırım. O meseleyi de kapanmış kabul ediyorum. Üzüldüğüm için ona bir karşılık verme ihtiyacı hissettim.


Babacan: Yumurtalı Eylemlerin Arkasında O Var!


Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, öğrenci protestoları için "Eylemlerin arkasında örgütler var, bunun belgeleri de devlette mevcut" dedi.

Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Ali Babacan, son günlerde moda haline gelen üniversitelerdeki yumurtalı saldırılara tepki gösterdi.

Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Ali Babacan, son günlerde moda haline gelen üniversitelerdeki yumurtalı saldırılara tepki gösterdi. "Kavga edeceksek fikirlerle çarpışalım. Yoksa yumurtalar başka şeyler çarpışmasın." diyen Babacan, fikirleri fiziki şiddete dönüştürenleri üniversitelilerin saf duruşundan ayırt etmek gerektiğini belirtti. Babacan, "Bunu fiziki eyleme çevirmek başka ideolojilere hizmet ediyor. Bunların arkasında kasıt var örgütler var. Bunun raporları var." dedi.

Gül, TOBB İkiz Kuleler'de düzenlenen V. Türkiye Ekonomi Sektörler Şurası'nın sonuç raporunu açıklamasının ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevapladı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde AK Parti Milletvekili Burhan Kuzu'ya yapılan yumurtalı saldırıyla ilgili değerlendirmeleri sorulması üzerine Babacan, üniversiteler ve üniversite öğrencilerinin hayatla siyasetle pratikte iç içe olmalarını tavsiye ettiklerini kaydetti. Siyasetin farklı fikirlerin serbestçe çarpışıldığı ortam manasına geldiğine işaret eden Babacan, "Fiili eylemlere şiddete çevirmek, öğrencilerin fikirlerine saygı duysak da arzu edilen tablo değil. Bazı örgütleri bazı küçük aşırı yapılanmaları bu işin içinde görüyoruz. Bunların raporları var. Öğrenci gibi görünüp çok farklı amaçlara hizmet etme amacı var. Öğrencilerin saf temiz duruşundan bunları ayırt etmemiz lazım." değerlendirmesi yaptı.

Siyasetçilerin üniversitelere girmemesi için aynı grupların aynı örgütlerin parti farkı gözetmeksizin eylem yaptığının altını çizen Babacan, "Ne zaman bir bakan milletvekili başka partiden birisi üniversiteye gittiğinde sözlü fiili eylemler oluyor. Bunlar olgun üniversiteye yakışmıyor. Kavga edeceksek fikirlerle çarpışalım. Yoksa yumurtalar başka şeyler çarpışmasın. Bunu fiziki eyleme çevirmek başka ideolojilere hizmet ediyor. Bunların arkasında kasıt var örgütler var. Tüm öğrencilerimizden fikirleriyle kendilerini göstermelerini arzu ediyoruz." ifadelerini kullandı.

BAKAN ERGÜN: DEMOKRATİK HAK DEĞİL

Sanayi Bakanı Nihat Ergün ise fiili saldırıların hak ve özgürlük anlamına gelemeyeceğine dikkat çekerek, "Hakarete sövmeye karalamaya dönüşmemesi ifade hürriyetinde yumurta taş atarak ortaya koymak demokratik hak olmaz. Yumurta birinin gözünü kör ederse demokratik hak olamaz." dedi. Bunu medyanın veriş şekline de değinen Ergün, "Öğrenciler içine sızmış örgütlerin hareketi mi yoksa öğrenci hareketi mi? Medyada öğrenci hareketi gibi verilmesi bütün üniversiteyi bir örgütün temsil ettiği anlamına geliyor. Üniversiteye ve öğrencilerine, demokratik sisteme büyük bir haksızlık." şeklinde konuştu.

BAKAN YILMAZ: ŞİDDETE BAŞVURANLAR KENDİNE VE FİKRİNE GÜVENMEYENLERDİR

Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz da aynı konu hakkında küçük bazı grupların yaptığı bu eylemleri geniş kitleleri temsil makamı gibi gösterilmesinin çoğunluğa haksızlık anlamına geleceğini aktardı. Yılmaz, "Şiddete başvuranlar kendine ve fikrine güvenmeyenlerdir. Sopayla, yumurtayla şiddet içerecek şekle eylemlerde bulunmak demokrasiye inancın zayıflığını gösterdiği gibi özgüvene inancın zayıflığını gösteriyor."ifadelerini kullandı.


Öğrencilerden Kuzu'ya yumurtalı protesto

ANKARA Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde, ‘Türkiye’de Anayasa Sorunu’ adlı bir panele katılan CHP Genel Sekreteri ve sözcüsü Prof.Dr. Süheyl Batum ile TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı AK Partili Burhan Kuzu öğrencilerin protestosuyla karşılaştı.

CHP'li Batum, bir grup öğrencinin pretostosu sonucu konuşmasını kısa tutmak zorunda kaldı, daha sonra aynı salona gelen AK Partili Kuzu ise yumurta yağmuruna tutuldu.

Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde ilk konuşmacı olarak CHP’li Süheyl Batum öğrencilerin karşısına geçti. Moderatörlüğünü okul öğretim üyelerinden İlker Ertuğrul’un yaptığı ‘Türkiye’de Anayasa Sorunu’ adlı panelde konuşmaya başlayan Süheyl Batum’un İstanbul’daki öğrencilere yapılan polis şiddetini onaylamadıklarını söylemesinin ardından protestoların hedefi haline geldi. Bir grup öğrenci, “CHP de Ak Parti gibi faşist bir partidir. Burada Ak Parti’nin yaptıklarını anlatarak bizleri kandıramazsınız, CHP’nin de faşistçe davranışları var. Sizi bu salonda, Ankara Üniversitesi’nde konuşturmayız” dedi. Ardından bulunduğu masadan kalkarak kürsüde ayakta konuşmaya başlayan Batum, öğrencilere “Bunu bana da yapsanız, Burhan Kuzu’ya da yapsanız adı faşizmdir. Eğer burada Başbakan ya da Egemen Bağış olsaydı çoktan dayak yerdiniz. 500 kişi arasından 25-30 kişi faşist bir davranışla arkadaşlarının burada dinleme hakkını elinden alamaz” diye tepki gösterdi.

Öğrencilerin, “Polisle, çevik kuvvetle geldin” diye tepkisini sürdürmesi üzerine Batum, salondaki öğrencilere “Sizin söylediklerinize tepkim yok. Beni de dinleyin, arada da protestonuzu sürdürün. Ama ben ne çevik kuvvet, ne de polisle gelmedim” sözleriyle yanıt verdi. Batum protestocu öğrencilere “Sizler burada konuşmak isteyen ve paneli dinlemek isteyen herkesin hakkına engel oluyorsunuz” diye konuşmaya çalışırken, sözleri sık sık öğrenciler tarafından kesildi.

10 ARKADAŞ AZINLIK FAŞİZMİ YAPIYOR

“Bana mutluluğun resmini çizebilir misin? Çizemezsiniz. Ama faşizmin resmini çizersin. İşte buradaki 10 arkadaş azınlık faşizmi yapıyor” diyerek öğrencileri eleştiren Batum, “Söyledikleriniz haklı. Öğrencilere yapılan muameleye karşıyız. Hayatımızda hiç bir öğrenciyi dövdürmedik. 30 yıllık geçmişimiz var. Amma velakin bu olayı bana da yapsanız, Burhan Kuzu’ya da yapsanız, bunun adı faşizmdir. Eğer burada Başbakan ya da Egemen Bağış konuşuyor olsaydı çoktan dayak yiyor olurdunuz. Medyanın yüzde 90’ı da ‘bravo’ diyor olurdu. Bizler demokratız. Bahçeşehir’de, Boğaziçi’nde İTÜ’de öğrencilere konuşma hakkı vermeyenlerle bizi aynı kefeye koyamazsınız. İnsaf” diye konuştu.

TBMM’ye gelen mağdur öğrencilere CHP’nin hukuki yardım teklifinde bulunduğunu da hatırlatan Batum’a öğrenciler, “Yalan söylüyorsunuz” diye tepki gösterdi. Batum ise öğrencileri “Yalan mı? Nereden biliyorsunuz yalan olduğunu” sözleriyle yanıt verdi ve kendisini dinleyen ve dinlemek istemeyen herkese teşekkür ederek salonu terk etti.

Moderatör Ertuğrul ve salonda bulunan CHP’liler ile bir çok öğrenci de protestocu öğrencilere tepki gösterdi.

KUZU’YA YUMURTA YAĞMURU

Batum’un ardından salona 20 dakika sonra TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, geldi. Kuzu, toplantı salonuna gelişinde ‘Kollektif Yumurta Şenliğine Hoşgeldiniz’ pankartı açan öğrencilerin, ‘Üniversiteler bizimdir’ sloganı ve yumurta atma girişimleriyle karşılaştı. Öğrencilerin Kuzu’ya yumurta atmak istemeleri, salondaki korumalar tarafından şemsiye açılarak engellenmeye çalışıldı.

SORUMLULAR İSTİFA ETMELİ

Öğrencilerin tepkisinin bitmesini uzun süre kürsüde bekleyen Kuzu, öğrencileri alkışla protesto etti. “Bu üniversitenin rektörü, dekanları, bölüm başkanı istifa etmelidir” diye tepkisini sürdüren Kuzu, öğrencilerin tepkilerinin sürmesi ve yumurta atmaya devam etmeleri üzerine salondan polis kordonu eşliğinde dışarıya çıkartıldı.

Kampüsten ayrılarak aracına binmek istediği sırada gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kuzu, “Yazık, yazık bu ülkeye. O yumurtaları yesinler, zihinleri açılır belki” diye konuşarak, tepkisini dile getirdi. Çok sayıda sivil ve çevik kuvvet polislerinin kampüs içerisinde bekleyişi devam etti.


Şahin: O Yumurtaları Alın, ......

TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde gerçekleşen yumurtalı eylem hakkında değerlendirmede bulundu.

Olayların fakülte adına üzüntü verici olduğunu belirten Şahin, eylemi gerçekleştiren öğrencilere, "O yumurtaları kahvaltıda yesinler ve derslerine çalışsınlar." şeklinde tavsiyede bulundu. Geleceğin vali ve kaymakamlarının bu öğrencilerden çıkacak olmasına hayıflandığını da belirten Şahin, eylemci öğrencilerin tüm okulu temsil ettiğini düşünmediğini de vurguladı.

TBMM Başkanı Şahin, Kazakistan Milli Günü dolayısıyla Sheraton Otel'de düzenlenen resepsiyonda bir gazetecinin Siyasal Bilgiler Fakültesinde TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu'ya yönelik yumurtalı protestoyu nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine, fakültede yalnızca Kuzu'nun değil iki siyasetçinin protesto edildiğini söyledi.

Siyasal Bilgiler Fakültesinin Türkiye'nin en eski, köklü ve nitelikli fakültelerinden olduğunu ifade eden Şahin, ''Bugün televizyonda izlediğim manzaradan sonra Siyasal Bilgiler Fakültesi adına son derece üzüldüğümü belirtmek isterim'' diye konuştu.

Fakültenin binlerce idareci, vali, kaymakam ve diplomat yetiştirdiğini kaydeden Şahin, şunları söyledi:

''Bu görüntüleri izlerken 'geleceğin valileri, kaymakamları, idarecileri, diplomatları bunlar mı olacak' diye hayıflandım. Protesto eden ve yumurta atan gençlerin tüm yükseköğrenim gençlerini temsil ettiği kanaatinde de değilim, hatta Siyasal Bilgiler Fakültesini de temsil ettiği kanaatinde değilim. Yükseköğrenimde 3 milyondan fazla öğrencimiz var. Öğrencilerin yüzde 99'dan fazlasının tek amacı bir an önce iyi bir tahsil yapmak, hayata atılmak, ailesine, çevresine ve ülkeye yararlı hizmetler yapmaktır. Dolayısıyla yumurta atan gençlerimize o yumurtaları kahvaltıda yemelerini, derslerine iyi çalışmalarını, bir an önce hayata atılarak Türkiye'ye en yararlı hizmetleri yapmalarını tavsiye ediyorum.''

Şahin, protestoların provokasyon olabileceğine yönelik söylentilerin hatırlatılması üzerine, ''Onu bu konuları inceleyecek olan ilgililer araştırsın. O benim işim değil'' dedi.



Sözcühaber tarafından derlenmiştir