Acınız bu kadar mıydı? O ses bu ses...


Enkazdaki "o ses"... Ekrandaki "O Ses"...

Türk halkının deprem matemi sadece bir gün sürdü. 80 küsur ölümün olduğunun açıklandığı ilk gün, yayın akışını değiştiren televizyon kanalları, ölü sayısının 300’e yaklaştığının açıklandığı ikinci günde çoktan “vur patlasın, çal oynasın” moduna geçmişlerdi.
Haber kanallarının bazıları, enkaz altından gelecek ve bir hayat, bir umut anlamını taşıyan “o ses”in peşinde canlı yayın yaparlarken, Show TV ekranlarında Acun Ilıcalı’nın sunduğu “O Ses” yarışmasından, jüri üyelerinin ve yarışmacıların ihtiraslı kahkahaları yükseliyordu. Bir gün önce, gerekeni yaptı diye onayladığımız Show TV, sadece bir gün dayanabilmişti, Acun’suz ekrana...
Acun Ilıcalı da, ne kadar pervasız olduğunu bir kez daha kanıtladı. “Kral benim, yas süresini ve zamanını ben koyarım” aymazlığı içinde, getirilen bütün eleştirilere rağmen bildiğini okumaya devam etti. Ekranlarda Beyazıt Öztürk ile birlikte oluşturduğu “halk çocuğu” imajını yerle bir etmek için, Çukurca şehitleri ve Van depremi yetti de arttı bile (Beyaz’ın hakkını yemeyelim: O, cuma akşamki programını sessiz sedasız, reklama dönüştürmeden iptal etti, şehitlerin anısına. Bu akşam da, Van depremzedeleri için yapılacak bir yardım kampanyası için Kanal D ekranlarında olacak.) Show TV ve Acun Ilıcalı günah keçisi de, diğer kanallar masum mu? Tabii ki, hayır. Örneğin, geniş izleyici kitlesine ulaşmayı, büyük kanallar arasına girmeyi hedefleyen TNT, daha depremin ikinci gününde, henüz enkaz altından cesetler ve mucize hayatlar çıkarılırken, Cem Yılmaz’ın “Gora” adlı komedi filmini ekranlarına getirmekten çekinmeyerek, “Şehitlerdi, depremdi derken içiniz çok karardı, biraz eğlenin, bakalım” demek istedi belki de...
Bu arada, hemen not düşelim: Televizyon izleyicisi de hiç masum değil. Depremin ilk günü “Umutsuz Ev Kadınları” ikinci günü “O Ses Türkiye” en çok izlenen programlar oldu. Fazla söze gerek var mı?

Yeniçağ