Ülkemizin seçkin ekonomi ve dış politika uzmanlarından Prof. Dr. Erol Manisalı, yakın dostu Rauf Denktaş’la olan anılarını “Denktaş’ın Öbür Yüzü” (Kırmızı Kedi Yayınları, Ekim 2011) adıyla kitaplaştırdı. Manisalı, KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’la siyaset dışı anılarına yer verdiği çalışmasında hem Denktaş’ın politik mücadelesine ve onunla özdeşleşen Kıbrıs davasına ilişkin ilginç bilgiler veriyor, hem de Kıbrıs Türklerinin “Denktaş Bey” diye seslendikleri liderlerinin özel yaşamından ilginç gözlemler aktarıyor.
Manisalı’nın kitabında Denktaş politik mücadelesiyle birlikte fotoğraf merakıyla, hayvan sevgisiyle, odasında beslediği çeşit çeşit kuşlarla, boğazına düşkünlüğüyle, doktoru ve garsonundan gizlice bozduğu diyetiyle, üç evladını kaybetmiş bir baba olarak acılı yüreğiyle karşımıza çıkıyor. Denktaş’la 1975 yılında tanışan Manisalı, uzmanlık alanı ve Denktaş’la olan yakınlığı nedeniyle pek çok kişinin kendisini “Denktaş’ın danışmanı” sandığını belirterek, “Hiçbir zaman danışmanlığını yapmadım. İlişkimiz tamamen dostluk temellidir. Bazı yılbaşı akşamlarını birlikte geçirecek kadar samimiyizdir. Denktaş’ı bir dost, bir aile büyüğü olarak görmenin yanında fikirlerini her zaman kararlılıkla savunan bir devlet adamı olarak da gördüm” diyor. Denktaş’ın nüktedan, muzip, duygusal, inançlı, kolay ağlayan, alaycı yönünü anlatan Manisalı, Türkiye’nin Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında ve Annan Planı’na en üst düzeyde verdiği destekle değişen Kıbrıs politikasının, Denktaş’la olan ilişkilere de yansıdığını vurguluyor.
Denktaş, istismar edilmeyeceğini bildiğinden, Manisalı’nın yanında son derece rahat ve açık davranıyor. İki dost Avrupa’da, İngiliz parlamentosunda, televizyon ekranlarında birlikte konferanslar veriyor, sohbet ediyorlar. Fotoğraf makinesini elinden düşürmemesiyle bilinen, uluslararası sergiler açacak kadar bu alanda başarılı olan Denktaş’ın, müzakerelerden önce Rumların ünlü lideri Makarios’un fotoğraflarını çektiğini de öğreniyoruz kitaptan. Manisalı, Denktaş’ın fotoğraflarında insan- doğa- kültür üzerinden Kıbrıs’a has unsurların çok net görüldüğünü söylüyor.
Hitler Almanya’sının zulmünden kaçarak Türkiye’ye sığınan ünlü bilim insanı Fritz Neumark ile Rauf Denktaş’ın 1987 yılında Almanya’daki Türkiye – Avrupa ilişkileri seminerinde yollarının kesiştiğini anlatan Manisalı, taş oymaya ve taştan kemer yapmaya olan merakını da anlatıyor. Lefkoşe’deki başkanlık sarayının bahçesine, Manisalı’nın çabasıyla İstanbul’dan eski bir Osmanlı çeşmesi gönderildiğini ve Denktaş’ın Manisalı’nın evine şoförsüz, korumasız kendi kullandığı arabayla gittiğini öğreniyoruz. Kendi kendisiyle dalga geçmeyi seven Denktaş Bey’in adaya gelen Türk turistler için “Önce Lefkoşe’deki müzeyi ziyaret ediyorlar, sonra da beni” dediğini okuyoruz.
KKTC’nin tanıtımı için çabalarken İslam dünyasıyla bağları yoğunlaşan Denktaş’ı özde Atatürkçü ve Cumhuriyetçi olarak tanımlayan Manisalı, dostu için şöyle diyor: “Kıbrıs Türklerini ezmeye yönelik baskı ve emperyalist girişimlere karşı Fidel Castro ve Hugo Chavez’le özdeşleşen bir tutum sergilemiştir”.
Barış Doster
İLK KURŞUN