Sonra Hayat Yeniden Başlar!

Artık ben de farkındayım: Haddimi aştım.

Bir yıl arayla ikinci roman; olacak şey değil!

Nasıl olur da her gün sert politik yazılar döktüren bir kalem, bir yıl arayla iki kez böyle bir “hata” yapar?

İlk kitabım “rica etsem saçımı okşar mısınız”ın “Başlarken” bölümünde ipucunu vermiştim aslında bu cesaretin...

Kendimi bildim bileli yazıyordum ve “yapabildiğime inandığım” başka bir şey ne yazık ki... Yoktu!

Nasıl heyecanlıydım o ilk kitap çıktığında bilemezsiniz...

Sizden gelebilecek en küçük bir hoşnutsuzluk işaretine karşı, ne kadar savunmasızdım...

Ama “rica etsem saçım okşar mısınız”ı, hem de çok kısa bir sürede öylesine benimseyip yücelttiniz, o kadar güzel sözler söylediniz, beni duygusallığın labirentlerinde dolaştıran öyle şahane mektuplar gönderdiniz ki... “Bu kitabı yayınlamakla kötü bir şey mi yaptım” sorusunu hiç sordurmadınız bana...


***


Rica ettim, saçımı okşadınız... Düzenlenen 20’yi aşkın imza gününde, 40’a yakın konferansta yalnız bırakmadınız, utandırmadınız, sarıp sarmaladınız...

İzmir TÜYAP Kitap Fuarı’nda o kalabalık salona girdiğimde, davudi bir “baba” sesi olup, “Oğlum” diye kükrediniz, Beyoğlu’ndaki imza gününde şık hediyesini kucağına koyup, belki de yıllarca sonra ilk kez kravat takıp, kuyruğa giren güngörmüş bir beyefendi oldunuz...

Alaçatı’da kucağınızdaki bebeklerinizle saatlerce sırada beklediniz, Caddebostan Kültür Merkezi’nde salon yetersiz gelince benim yüzümden Kadıköy Belediye Başkanı Sevgili Selami Öztürk’e demediğinizi bırakmadınız...

Bodrum’da... Hem de gecenin kör karanlığında saatlerce benimle birlikte terleyip durdunuz...

Kısacası; inanılmaz bir macera yaşattınız bana ve durgun hayatımın fırtınası oldunuz...


***


Bir buçuk yıl aradan sonra, bu kez ikinci romanımla karşınızdayım:

Sonra Hayat Yeniden Başlar...

Gerçekten de...

“Bazen çocukken çıkar karşına o kör karanlık, bazen ellili yaşlarında bulur seni... Ama mutlaka çıkar! Ne yapacağını, nereye gideceğini bilemezsin.

Yapman gereken tek şey, karar vermektir...

Sonra hayat, öyle ya da böyle... Yeniden başlar!”


***


Bilirsiniz ben yazılarımı, romanlarımı, anlatmayı değil onları yaşamayı ve yazmayı seviyorum.

O yüzden nasıl bir “şey”le karşı karşıya olduğunuzu söylemeyeceğim.

Ama şu kadarını bilin ki...

Hayatınızda, ya da en azından benim hayatımda olmayan hiçbir şey yok bu kitapta.

Silaha ömrü boyunca sadece askerlik yıllarında dokunmak zorunda bırakılmış biri olarak; size vurdulu kırdılı, silahlı külahlı kitaplar yazamam ben.

Yazsam da siz inanmazsınız zaten.

Bu yüzden bu kitaptaki her şey sıradan ama özel...

Günlük ama ömürlük...

Küçük ama büyük...

Basit ama zor...

Sığ ama derin...


***


Yaşadığınız her ne olursa olsun... Sakın unutmayın:

Sonra hayat yeniden başlar!


*****


Günün Sorusu

A Milli Futbol Takımımızın Avrupa Şampiyonası finallerine katılma umudu, Almanya yenilgisiyle iyice azaldı. Sorum, bu takımı çalıştırması için yabancı teknik direktöre servet ödeyen Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar’a:

Hesapladınız mı acaba; Hiddink, milli takımımızın aldığı her puan için kaç euro maaş aldı?


***


AKP, bunları yapar mı?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Abant’taki “Milletvekili Çalışma Toplantısı”nda gerçek demokrasiye geçişi sağlamak için, darbe dönemi yasası olan Siyasal Partiler Yasası’nın ve Seçim Yasası’nın değişmesi gerektiğini söylemiş ve bir de çağrıda bulunmuş:

“Dünyada bir benzeri daha olmayan yüzde 10 seçim barajı garabetinden artık Türkiye’yi kurtaralım!”

Peki; sözüm ona “ileri demokrasi” adına tüm kavramların içini tek tek boşaltan iktidar partisi bu çağrıyı duyar mı?

Duysa bile gereğini yapar mı?

“Yapar” diyorsanız, siz öyle sanın!

Yapmaz... Çünkü bunu, kendisi için bir risk olarak görür...

Faşizm yasalarına sığınarak, “demokrasicilik” oynamak varken, gerçek demokrasinin kural ve kurumlarını hayata geçirmez...

Binlerce bahane bulur, gündem değiştirir, ülkede ve dünyada olup bitenleri kesinlikle izlemediği halde sandık başına gidip oy kullanan ve ortak kaderimizi belirleyen en az 25 milyon kişiyi yine bir şekilde “ikna” eder...


***


Gerçek demokrasi için yapılacaklar belli:

Seçim barajını kaldırmak...

Her bir oyun, seçme yeteneğini eşitlemek... Yani İstanbul’daki bir oyla, Bingöl’deki bir oy arasında adaleti sağlamak...

Ön seçimleri zorunlu hale getirmek...

Ve büyük bir ayrımcılığa dönüşen milletvekili dokunulmazlığını, sadece yasama dokunulmazlığına dönüştürmek...

“İleri demokrasi”ci AKP bunların hiçbirini yapmaz...

Sonra da demokrasi diyerek demokrasiyi, özgürlük diyerek özgürlükleri kısıtlar...

Hâlâ aranızda, “Yanılıyorsun, göreceksin yapacaklar” diyen varsa...

Sözüm onlara: Yaptırın da görelim!

Mustafa Mutlu
Vatan