Rıza Zelyut yazdı:"Atatürk Hacıbektaş’ta idi"


Perşembe ve cuma günü Hacıbektaş’ta Belediye Başkanı Ali Rıza Selmanpakoğlu’nun düzenlediği etkinlikte, CHP Milletvekili İlhan Cihaner ile birlikte yer aldım.
Bu etkinlik; Kemal Atatürk’ün Hacıbektaş’a gelişinin 92. yılını anmak üzere düzenlenmişti. Ben; Atatürk ile Hacı Bektaş Veli arasındaki fikir ve inanç benzerliğine değindim; Atatürk devrimlerinin Aleviler için ne kadar önemli olduğunu anlattım. Sayın Cihaner; Türkiye’nin içine itildiği hukuksal tıkanmışlığı ve yeni anayasa çalışmalarını değerlendirdi.
Hacıbektaş halkı, özellikle de bu ilçenin kadınları; o etkinlikte büyük bir canlılıkla yer almışlardı. Koro halinde söyledikleri Atatürk türküleri ile de gönülleri fethettiler. Onları, halk ozanı Haşimi de okuduğu deyişlerle tamamladı.
Devletimizi kuran bu büyük Atatürk’ün başka şehirlerimize de gittiğini biliyoruz. Lakin; Hacıbektaş ziyaretinin niteliği biraz daha farklı...
O günlerde şartlar berbat.. Ordularımız yenilmiş; ülkemizi Batılı sömürgeciler işgal etmişler. Mustafa Kemal, işgal altındaki ülkemizi kurtarmak gibi çok zorlu ve kendisi için de çok tehlikeli bir göreve soyunmuş.19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmış. Havza’da ve Amasya’da toplantılar yapmış, 26 Haziran 1919’da Tokat’a gelmiş.
O TELGRAF
Kemal Paşa; Tokat’tan Konya’daki 2. Ordu Müfettişliği’ne özetle şöyle bir telgraf çekti: “Tokat ve havalisinin İslam nüfusunun yüzde seksenini ve Amasya havalisinin de mühim bir kısmını Alevi mezhebinden olanlar teşkil ediyorlar ve Kırşehir’deki (Hacıbektaş) Baba Efendi hazretlerine fevkalade bağlı bulunuyorlar. Baba efendi de vatanın ve milli istiklalin bugün tehlikede olduğunu çok iyi görmektedir ve kendisinin şu anki düşüncesi de kuşkusuz ki bize pek uygundur. Bu yüzden kendisiyle etkili ve güvenilir bazı kişileri görüştürün ve ondan Müdafaa-i Hukuk-u Milliye ve Redd-i İlhak cemiyetlerini takviye edecek surette birkaç mektup yazdırıp alın ve bu havalideki Alevi ileri gelenlerine dağıtmak üzere Sivas’a gönderin. Bu çok yararlı olacaktır.”
Bu telgraf, o sıralar Kırşehir’e bağlı olan Hacıbektaş’taki Alevi mürşidi Cemalettin Çelebi için çekilmiştir. Anlaşılmaktadır ki Atatürk daha o günlerde Alevileri çok iyi tanımaktadır ve başlatacağı Kurtuluş Savaşı için de bu toplumu bir dost kuvvet olarak görmektedir. Bu yüzden de Erzurum ve Sivas Kongrelerinden sonra, Atatürk, Ankara’ya geçerken, Hacıbektaş’ta Cemalettin Çelebi ile görüşme kararı almış; yolunu değiştirip 23 Aralık 1919 günü Hacıbektaş’a gelmiştir. Cemalettin Çelebi hasta olmasına karşın Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarını çok belirgin bir sevgi ve saygı ile karşılamıştır. İki saat kadar süren akşam yemeğinden sonra sadece özel muhafızı ile Mustafa Kemal Paşa, Cemalettin Çelebi’nin evinde kalmışlardır.
CUMHURİYET BURADA
KONUŞULDU
Hacıbektaş görüşmesinde, en ilgi çekici konuşmayı daha sonraki yıllarda, Cemalettin Çelebi’nin küçük kardeşi olan Veliyettin Çelebi şöyle açıklamıştır: “Baş başa konuşmalarının bir yerinde Cemalettin Çelebi, Mustafa Kemal Paşa’ya diyor ki: ‘Paşa Hazretleri, cesaretli ve basiretli idarenizde Türk milletinin düşmanı kahredeceğine inancım sonsuz. Yüce Allah’ın milletimize müyesser edeceği zaferden sonra Cumhuriyet ilanını düşünüyor musunuz?’
Çelebi’nin, Cumhuriyet kelimesini böylesine açıkyürekle söylemesi üzerine, Mustafa Kemal Paşa heyecan ve dikkatle Cemalettin Çelebi’nin gözlerine bakıyor, biraz daha yaklaşıyor, onun elini avcunun içine alıyor, kulağına fısıldar gibi yavaş fakat kararlı bir sesle: ‘O mutlu günün ilanına kadar aramızda kalmak kaydiyle, evet, Çelebi Efendi Hazretleri.’ diyor.”
Ne yazık ki Cemalettin Çelebi 1922 yılında Hakk’a yürüyor; Cumhuriyet ilanını görmeye ömrü yetmiyor.
Mustafa Kemal Paşa, o dönemlerde Cemalettin Çelebi’ye olağanüstü önem vermiştir. Büyük Nutuk’unda da, “2 Ocak 1920 günü cemiyetin merkez kurullarına ve Hacıbektaş’ta Çelebi Cemalettin Efendi’ye, Mutki’de Hacı Musa Bey’e ayrıca bir bildirim yaptık.” diye başlayan belge; Kurtuluş Savaşı’na buralardan kuvvetli destek geldiğini gösteriyor. Atatürk bunu anlayınca umutsuz gibi gözüken milli kurtuluş savaşını başlatmaktan çekinmemiştir.
SONRASINDA DA
Hacıbektaş’ta oturan Veliyettin Çelebi de büyük kardeşi Cemalettin Çelebi gibi Atatürk’ü bütün gücü ile desteklemiştir. Türkiye’ye dağıtılan 25 Nisan 1339 (1923) tarihli beyannamesinde şöyle demektedir:
“Anadolu’da bulunan ceddim Hacı Bektaş Veli Hazretleri’ne samimi muhabbeti bulunan bütün sevenlerimize ve bizden yana olanlara duyurulur ki...
Bu milleti yeniden yaratarak bağımsızlığımızın sağlayan; varlığı bütün İslam dünyasına onur kaynağı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi, Gazi namlı Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’nin yayınladıkları bildirge, tümünüzce bilinmektedir. Gazi Paşa’nın vatanın yücelmesi ve yükselmesi konusundaki her arzusunu yerine getirmek, bizlerin en birinci görevidir. Milletimizi kurtaracak, mutluluğumuzu sağlayacak, onun koruyucu düşünceleridir. Bunu inkâr edenlerin bizimle asla ilişkisi, ilgisi yoktur.
Yüce tarikatımızın bütün üyelerine, Gazi Mustafa Kemal Hazretleri’nin gösterdiği adaylardan başkasına oy vermemelerini, vatanımızın kurtulmasının ancak bu yolla gerçekleşebileceğini sizlere bütün önemiyle tavsiye ederim.
Hacıbektaş Çelebisi Veliyettin”
Atatürk bu beyannamenin yayınlanması üzerine Veliyettin Çelebi’ye yolladığı telgrafta şöyle diyor: “Yayınlamış buyurduğunuz, insanlarımıza doğru yolu gösteren koruyucu bildirgenizin suretini okudum. Ulusal zenginliğin doğmasına yardımcı olacak girişiminiz ve çalışmalarınız için, doğru yolu gösteren zatınıza saygılar sunarım.”
Veliyetten Çelebi, Atatürk’ün ölümüne kadar kendisiyle görüşmelerini ve ilişkilerini sürdürmüştür ve Aleviler de Atatürk devrimlerini yürekten desteklemişlerdir.
Çünkü Atatürk’ün kurduğu yeni düzende artık Aleviler eşit yurttaş konumuna gelmişlerdir. Böylece; Osmanlı Devleti’nin 400 yıl boyunca Alevilere karşı yürüttüğü baskı ve kırım politikası da tarihe karışmıştır.
Aklı başında her Alevi bunu bildiği için Atatürk’ü kendisine Hacı Bektaş Veli gibi bir mürşit (aydınlatıcı/büyük öğretmen) kabul etmektedir.
Alevi olsun Sünni olsun; kendi geçmişini merak edenlerin orada çok şey bulacağından da eminim...
Kültür Bakanımızın da Ulaştırma Bakanımızın da Hacıbektaş’a pozitif ayrımcılık yapmalarını rica ediyorum. Çünkü ilçenin buna hem hakkı var hem de ihtiyaaacı var.

Rıza Zelyut
Güneş