Kıbrıs’ı İngilizler’e Ulu Hakan! II. Abdülhamit Han elleriyle teslim etti.
Yıllardan beri çözmek için çırpındığımız ama bir türlü başaramadığımız Kırıs sorununu kim nasıl yarattı?
Bunun tarihsel hikayesi hüzün doludur ve akıl almaz aymazlıklar ve yanlışlarla doludur.
Kıbrıs 1570 yılında Padişah II. Selim tarafından Osmanlı topraklarına katıldı ve Osmanlı mülkü oldu.
300 yıldan fazla bir süre Osmanlı egemenliğinde barış ve huzur içinde yaşayan Kıbrıs Adası 12 Temmuz 1878 yılında Ulu Hakan! II. Abdülhamit Han tarafından İngilizlere teslim edildi.
Üstelik savaşmadan, gönül rızasıyla verildi ve İngiltere’nin sömürgesi oldu.
Bu hazin olayın öyküsünü özetleyelim.
Osmanlı Devleti Rusya’nın Batı’dan ve doğudan saldırısı sonucunda zor durumda kaldı.
Bunu fırsat bilen Yunanistan Mora yarımadasında isyan başlattı ve isyan kısa zamanda Kıbrıs’a sıçradı.
Osmanlı Devleti Kıbrıs’a müdahale edecek durumda değildi. Bunun üzerine II. Abdülhamit Han Kıbrıs’ı İngilizler’in yönetimine bırakmaya karar verdi.
Sami Paşa, Ulu Hakan! tarafından adaya gönderildi. Sami Paşa Ada’nın valisi Besim Paşa’ya Padişah’ın fermanını okudu.
Acı gerçek şuydu: Osmanlı İmparatorluğu Kıbrıs’ın yönetimini bazı şartlarla İngilizlere bırakıyordu.
Besim Paşa da Padişah’ın fermanı üzerine Ada’nın yönetimini İngiliz Amiral Hay’a devretti.
Şart şuydu:
Ruslar Batum, Kars ve Ardahan’dan çekilirlerse bu anlaşmanın sona ermesi demekti. Bu durumda İngiltere de Kıbrıs’ı Osmanlılara geri verecekti.
1917 yılında Ruslar ihtilal nedeniyle geri çekildiler. Ancak İngiltere’nin anlaşmaya uyması söz konusu olmadı çünkü 1914 yılında Kıbrıs’ı topraklarına kattığını dünyaya ilan etmişti.
12 Temmuz günü Amiral Hay öğle üzeri Magosa Kapısı’ndan Lefkoşa’ya girdi. Hıristiyanlar amirali sevinç içinde karşıladılar. Türklerin çoğu cuma namazındaydı.
Hay,vali konağına gitti ve devir teslim töreni yapıldı. Hüzünlü bir tören oldu.
Törenden sonra Baf Kapısı’ndaki kışlaya gidildi. Türk bayrağı törenle indirildi yerine İngiliz bayrağı çekildi.
50 bin şehit, binlerce gazi pahasına direğe çekilen Türk bayrağı indirilirken bu hazin tabloyu izlemek zorunda kalan Türkler’in gözleri doldu.
23 Temmuz 1878′de Ada’nın yeni yöneticisi Yüksek Komiser Sir Garnet Wolseley Kıbrıs’a geldi.
Lefkoşa’nın Baf kapısında Rumlar tarafından coşkuyla karşılandı.
Yeni yöneticiye hoşgediniz konuşması yapan Piskopos Kiprianos şöyle dedi:
“Biz adanın idaresinin değişmesinden memnunuz. Kıbrıs’ın milli bakımdan bağlı bulunduğu Yunanistan’a katılmasına (Enosis) İngiliz hükümetinin yardımcı olacağına inanıyoruz.”
Bu sözler Türkleri kızdırdı.
Türk cemaatinin ileri gelenleri, Kıbrıs’ın hiçbir zaman Yunanistan’a bağlanmasına izin vermeyeceklerini açıkladılar.
Kıbrıs Türklerinin Enonis’e karşı dirençleri 1878′de böyle başladı.
Hala da sürüyor.
Kimsenin kuşkusu olmasın sonsuza kadar da sürecek.
İngiliz yönetimi Ada’yı devraldıktan sonra hiç zaman yitirmeden kolları sıvadı ve Kıbrıs’taki Türk egemenliğini sildi.
Osmanlı’nın atadığı bütün yöneticiler görevden alındı yerlerine İngilizler ve Rumlar atandı.
Türkçe ve Rumcaya ek olarak İngilizce de resmi dil ilan edildi.
İngiltere Ada’yı sömürgeleştirerek kendi yasalarını geçerli kıldı.
Yasalardan, kimliklerden Türk sözcüğü silindi. Yerini İslam sözcüğü aldı.
Türk lisesinin adı bile İslam Lisesi’ne çevrildi.
Din kalkan yapılıp milli olan her şeyin kökü kazındı.
Özetle Kıbrıs’taki Türk varlığı her geçen gün eridi ve yok olmakla karşı karşıya kaldı.
1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatı yapılmasaydı bugün Kıbrıs’ta tek bir Türk kalamayacak, Enosis gerçekleşmiş olacaktı.
Tıpkı Girit’te olduğu gibi…
Tufan Türenç
