Bir tivit attı ortalık karıştı
Aydın Doğan’a verilen “gönderilecek yazarlar” listesinin 2 numarasıydı. “Ankaralı’yı yazmasın” uyarılarına kulak asmadı; “birini asacaklar” metaforunun kahramanı asıldı! Adının özdeşleştiği Hürriyet’le yolları ayrıldı. Umutla başladığı Habertürk serüveni Türkiye’yi demokratikleştirmeyi vaat eden “12 Eylül referandum” sürecinde “darbe” yedi. Referandum arifesinde gazete yönetimi “biletini kestik” diyemedi “bir süre izin yapması”nı istedi!
İki yıldır Cumhuriyet’te yazıyordu Bekir Coşkun. Önceki gün tivıtır hesabından bir mesaj attı ortalık karıştı. “Artık yazı yazmak istemiyorum. Oturduğu yerden konuşanlardan bıktım. Yakında izin isterim sizden…” diyordu.
Herkes aynı soruyu sordu:
Yazarlığı bırakıyor mu?
***
“Bu ülkeyi başkası mı kurtardı diyorum düşmanlarından çoğu zaman…
Bu kadar mı vurdumduymaz olur…
Bu kadar mı sağır, kör ve dilsiz…
Her şeyini elinden alırlar da; cebindeki emeğinden çocuğunun geleceğine… Adaletinden, demokrasisinden cumhuriyetine, çağdaşlığına, bütünlüğüne, marşlarına, kahramanlarına kadar, hiç mi sesini çıkarmaz insan…
İşte o zaman…
Hayal kuruyorum; koşup koşup uzun eşek niyetine ve milletim adına, sırtına binmişim bir dürzünün…
Biraz adam olaydım…” diye bitirdiği dünkü yazısına hakim olan “umutsuzluğu” görünce, belki de bu sorunun doğrusu şu:
“Göbeğini kaşıyan adam”ın son eseri “kalemini kıran adam” mı oldu!
Mustafa Balbay’a yeni bir koğuş arkadaşı verildiğini ve artık kendisi gibi gazeteci olan Odatv davası sanığı Barış Terkoğlu ile birlikte kalacağını öğrenince “Aman Nazlı Hanım duymasın” dedim kendi kendime… Müyesser Yıldız’ın cezaevi personelinden şikayeti olmadığını söylemesi üzerine “Bakın hiç de öyle kötü koşullarda kalmıyorlarmış” minvalli bir yazı yazan Ilıcak, Balbay’a da “arkadaş da geldi daha ne istiyorsun” diyebilir pekala!
Selcan Taşçı
Yeniçağ
