“Suriye'nin Dostları” Kimin Dostu Kimin Düşmanıdır?
Dış İşleri bakanı Ahmet Davutoğlu Şubat 2012’de ABD ile Suriye hakkında yaptığı görüşmenin hemen sonrası Reuters haber ajansına bir açıklama yaparak Suriye yönetimine karşı yürütülen harekatın ayrıntılarının belirleneceği Uluslararası bir konferansa ev sahipliği yapacağını belirtmiştir. Esad rejimine karşı uluslararası emperyalist gücün sergileneceği “Suriye’nin Dostları” toplantısı 1 Nisan 2012 tarihinde yapılacak.
Davutoğlu açıklamasında bu toplantıya ev sahipliği yapmadaki istencinin ne kadar büyük olduğunu belirtirken aynı zamanda bölgedeki rolünün hassasiyetine dair vurgular yapmıştır.
Davutoğlu’nun diğer ifadeleri ise uygulanması düşünülen yeni politikalar için ipucu niteliğinde. Davutoğlu, eğer BM Güvenlik konseyi Suriye’de sivilleri korumada başarısız olursa benzer mentalitede ülkeler olarak bölgedeki ölümleri durdurmak ve muhaliflere yardım göndermek adına işbirliği yapacağız demiştir. Davutoğlu, ayrıca yeterince gözlemci olduk artık Suriye halkına güçlü mesajlar göndermek zamanı diyerek kararlılığını belirtmiştir.
Toplantı için 80 kadar ülke ve uluslararası örgüte davetiye gönderildi. Yine “Esad cephesinde” yer alan diğer önemli bölge ülkesi İran’a ise İstanbul toplantısına Türkiye tarafından davet edilme cüreti gösterilemedi. Rusya, Çin ve İran toplantıya katılmayacak. Zirvede tam 74 ülke temsil edilecek. Toplantıya katılacak isimlerin başında ise ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton geliyor. Konferansa BM ve Arap Birliği’nin Özel Temsilcisi Kofi Annan’ın gelip gelmeyeceği konusu ise henüz netlik kazanmadı. Toplantıda, BM ve Arap Ligi Özel Temsilcisi Kofi Annan’ın ortaya koyduğu 6 maddelik plan ile ilgili son durumun da ele alınması öngörülüyor. Dünya basının yakından takip ettiği İstanbul Kongre Merkezi’ndeki toplantıya Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlık edecek.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Aleksandır Lukaşeviç geçtiğimiz günlerde düzenlediği basın toplantısında, davetli olmalarına karşın İstanbul’daki konferansa katılmayacaklarını söylemişti. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hong Ley de, Pekin yönetiminin “Suriye’nin Dostları” adlı uluslararası konferansa katılmayı düşünmediklerini duyurmuştu.
Toplantının eylem kanadını ise yine İslamcı dernek ve vakıflar üsleniyor.
İnsani Yardım Vakfı İHH, Özgür-Der, Medeniyet Derneği, Araştırma Kültür Vakfı, Anadolu Platformu, İnsan ve Medeniyet Hareketi, Hikmet Vakfı’nın da aralarında bulunduğu Suriye Halkıyla Dayanışma Platformu, Pazar günü Harbiye Orduevi önünde toplanarak basın açıklaması yapacak.
“Türkiyeli Müslümanlar” olarak kendisini tanımlayan bu guruplar ise somut eylem planının sözcülüğünü yapacaklar. Bu guruplar toplantının önceki toplantılar ve zirveler gibi anlamsız tartışmalarla heba edilmemesi gerektiğini ve muhaliflerin silah taleplerinin acilen karşılanması gerektiğinin altını çiziyorlar. Davutoğlu’nun dilinin altındaki baklayı bu Müslüman guruplar açıklamakta ve Türkiye’den muhalif kanada askeri teçhizat yardımını meşru zemine çekmeye çalışmaktalar. Türkiye-Suriye arasında oluşturulması düşünülen tampon bölgenin ayrıntılarının da toplantıda tartışılacağı anlaşılmakta.
Rusya Başkanı Dimitri Medvedev 23 Mart’ta Moskova’da yapılan Avrupa Güvenlik Konferansında aldığı tutumla BM’in Suriye’ye karşı otoriter, tehditkar yaklaşımının çözümsüz olduğu konusunda Güvenlik Konseyinin elemanlarının ikna etmiş durumda. BM Güvenlik konseyinin Kofi Annan’ın planına tam destek vermesi ve Suriye ile iç diyalogların başlatılması kararı ABD ile Rusya-Suriye cephesinde ilk raundu Rusya’nın kazandığı anlamına gelmekte.
Annan planının devreye sokulduğu bir süreçte Türkiye’de BM konseyinin kararı dışındaki bir takım terörist eylemleri destekleyen bir toplantıya Annan’ın gelmeyeceği malum görünmekte. ABD emperyalizminin taşeron işçisi olup kendini İslamcı Türkler olarak tanımlayan guruplar aldıkları kararlar ve eylemler ile adeta ABD’nin terörist gurupları olarak hareket edecek görünüyorlar. Kendilerini Müslüman ve Türk olarak tanımlayan bu yapıların kendilerini tanımladıkları terminolojiler ise adeta Müslümanlığa ve Türklüğe bir küfür gibi. ABD taşeronluğun sınırını ABD’nin terörist faaliyetleri destekleme boyutuna kadar çeken bu guruplara Türk ve Müslümanlar hiç kuşkusuz gereken cevabı verecektir.
Dr. Gülümser Heper
İlk Kurşun
