Fenerbahçe sevgisi hesapları her zaman bozar


Derbinin üzerinden 3 gün geçti biz hala tartışıyoruz.
Herkes Fenerbahçe’ye saldırıyor.
Başbakan bile grup toplantısında Fenerbahce taraftarını, yönetimini suçluyor.
Galatasaray’lı yöneticiler de şampiyonluğu kutlayacaklarına Fenerbahçe’yle uğraşıyorlar.
Medyanın belli kesimi de öyle. Fenerbahçeyi yerin dibine sokmak için çaba harcıyor.
Polis derseniz evlere şenlik.
Bir avuç kendini bilmez insanın yarattığı olayları büyümeden önleyeceğine, çığrından çıkması için önüne geleni dövüyor, çoluk çocuk demeden taraftarların gözlerine biber gazı sıkıyor.
Nedir bu hınç, bu düşmanlık?
Uygar ülkelerin hangisinin polisi önüne her çıkana çocuk, yetişkin demeden sopa atıyor, gözlerine gaz sıkıyor.
Ülkeyi yönetenler bu kabul edilemez durumu sorgulayacaklarına, polisi yönetenlerden hesap soracaklarına Fenerbahçe taraftarları ile yöneticilerini suçluyor.
Oysa olan biten ortada. Bir sürü görüntü var. Acaba Fenerbahçe’yi suçlayanlar bu görüntüleri izlediler mi?
İzleselerdi olayları kimlerin çığrından çıkardığını görürlerdi.
***
Peki, Fenerbahçe neden hedef seçildi?
Bu sorunun yanıtını aramakta yarar var.
Operasyon bir yıl önce başlatıldı. Olayların ne kadar planlı bir şekilde yürütüldüğünü hepimiz gün be gün izledik.
Koca camia önyargılarla suçlandı. Kulübün başkanı ve bazı yöneticiler tutuklanıp yalan yanlış ve uydurma haberler her gün medyaya sızdırılarak linç edildi.
Sürekli şampiyonluğun geri alınacağı söylentileri yayıldı.
Türkiye Futbol Federasyonu aldığı bir kararla Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ne gitmesine izin vermedi yerine Trabzonspor’u gönderdi.
Fenerbahce milyonlarca lira zarara uğratıldı.
Onunla da yetinilmedi, akıl almaz suçlamalar medyaya sürülmeye devam edildi.
Bu curcunaya, bu iftira yağmuruna rağmen Fenerbahçe sarsılmadı.
Bütün zorluklara göğüs gererek hem futbolda, hem de bütün spor branşlarında liderlik için savaşım verdi.
Futbolda şampiyonluğu son dakikada yitirdi ama öteki branşların tamamına yakınında ipi göğüslemeyi başardı.
Yaratılan bu mucize Fenerbahçe’yi yıkmak isteyenleri çıldırttı.
Peki neden Fenerbahçe hedef olarak seçildi? Nedendi bu hınç?
Dünkü gazetelerde çıkan bir tablo bunu anlamaya yetiyor.
Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’ın borsadaki piyasa değerlerine bakalım:
BJK: 201 milyon 600 bin lira, Galatasaray: 542 milyon 282 bin lira, TS: 281 milyon 250 bin lira, Fenerbahçe: 1 milyar 350 milyon lira.
Bu rakamlar 14 Mayıs tarihe ait olan durumu veriyor. Yani derbiden, yani Galatasaray’ın şampiyonluğundan sonra…
Derbiden önceki borsa rakamları daha ilginç.
BJK: 208 milyon 800 bin lira, GS: 553 milyon 434 bin lira, TS: 283 milyon 750 bin lira, Fenerbahçe: 1 milyar 443 bin lira.
Şampiyon olamadığı için Fenerbahçe’nin değeri düşmüş ama aynı düşüş Beşiktaş, Galatasaray ile Trabzon’da da olmuş.
Eğer Fenerbahçe şampiyon olsaydı büyük olasılıkla borsa değeri 1.5 milyarın üzerine çıkacak, aradaki fark daha da açılacaktı.
Ama baktığınız zaman bugünkü durumda Fenerbahçe yine de en yakın rakibi olan Galatasay’ı ikibuçuğa katlamış.
Bu kıskançlığın, öfkenin, hınçın nedeni bu olabilir mi?
Olmaz diye, olmamalı diye düşünüyorum.
Rekabet budur zaten. Kıskanmak, öfkelenmek ve hınç duymak değildir, yarışmak, rakibini geçmek demektir.
Öyleyse bunun arkasında ne var?
Sorunun yanıtı gayet basit: Fenerbahçe’yi ele geçirmek.
Ama hesap edemedikleri bir şey var.
Fenerbahçe koskoca bir camiadır. Bu camianın dünyada bir benzeri olmayan milyonlarca taraftarı, sarı lacivert renklere hiçbir çıkar beklemeden gönül vermiş insanlardır.
Onların sevgisini, bağlılığını altetmek olanaksızdır.


Tufan Türenç