
Türkiye Ortadoğu’da olup bitenleri nasıl değerlendiriyor? Büyük Ortadoğu Projesi’nin gün gelip kendisini de “ham” yapacağını aklına getiriyor mu?
Mısır, Tunus ve Libya’da yaşananlardan ve bugün gelinen noktadan Türkiye’nin rahatsız olduğunu, ulusal çıkarlar doğrultusunda bir dış politika izlediğini hiç sanmıyorum.
Küresel güçlere ve emperyalizme teslim, vahşi kapitalizmin kıskacına girmiş “ılımlı İslam” başta ABD olmak üzere İngiltere, Almanya gibi ülkelerde ilgi görüyor.
Avrupa ülkelerinde “Alman İslam”ı, “İsveç İslam”ı adım adım ilerlerken, bir dönem “terör örgütü” olarak görülen Müslüman Kardeşler, vahşi kapitalizmle sarmaş dolaş olduğu için Ortadoğu’da egemenliğini kurdu.
***
Bugün Suriye iç savaşın içinde değil mi?
Suriye ordusundan kaçmış Sünni subayların ülkemiz topraklarında yaptıkları açıklamalar, televizyonların bunu “Özgür Suriye Ordusu” sözcüleri olarak vermesi ve dış basında çıkan haberler...
Türkiye’nin Sünni muhaliflere her türlü desteği vermesi, bunların dış basında haber olarak çıkması Başbakan Erdoğan’ı kızdırıyor.
Elbet Esad rejimi baskıcıdır...
Buna kimse “Hayır, değildir” demiyor...
Suriye’de bugün yaşanan, Sünni-Alevi çatışmasından başka bir şey değildir.
Bir benzerini Irak ve Libya yaşıyor...
Irak’ta mezhep çatışması, Libya’da aşiret çatışması...
***
Kardeş kardeşi boğazlıyor, özellikle Libya’da neler olup bittiğini dünya kamuoyu bilmiyor.
İstanbul’da ve Cenevre’de yapılan toplantılardan bir sonuç çıkmayacağı, Esad’ın öyle Kaddafi benzeri keklik gibi avlanamayacağı ortada.
Daha açık söyleyeyim; Rus donanması, Suriye karasularının içinde tam siper olmuş bekliyor.
Ankara temsilcimiz Utku Çakırözer, Şam’a gitti, Esad’la görüştü. Utku öyle çanak sorular yöneltmedi, sıkı sorular sordu.
Utku’nun Esad’la yaptığı söyleşi bu gerçekleri anlatıyor...
Yaşanan olaylar, komşumuz Suriye’de silahlı isyancıların varlığı, Müslüman Kardeşler, Özgür Suriye Ordusu.
***
Öyle sözü uzatmadan, var olan gerçeği söylemenin yararı var:
“Suriye’de bir iç savaş yaşanıyor!”
Küresel ve emperyal güçler, Yugoslavya modelinin benzerini Ortadoğu’da gerçekleştirmek için, Suriye’de mezhep çatışmalarını “demokratik hak ve özgürlükler” adıyla yaşama geçirdi.
ABD’de seçimler olduğu için, Obama savaştan yana bir tavır almadı, ihaleyi Türkiye’ye verdi.
Suriye sınırımız kevgire döndü, isyancılar botlarla Samandağ’dan sabah Suriye’ye gidip akşam döndü.
Sonunda Suriye bir uçağımızı uluslararası hava sahasında vurup düşürdü.
Şimdi aklıma şu soru geliyor:
“Bu uçak İsrail’in olsaydı, bunu yapabilir miydi?”
Yanıtı açık:
“Yapamazdı!”
Çünkü İsrail, Suriye’nin tepesine binerdi...
***
Emperyal güçler bizi parmağının ucunda oynatıyor, dönüşü olmayan bir maceraya doğru sürüklüyor.
Türkiye bu oyuna asla gelmemeli!
Bugün Hakkâri’den Hatay’a değin binlerce kilometrelik sınırımızdan artık terör örgütü PKK sızabiliyor.
Bakın, İran’dan gelen gazın teknik zorunluluklardan ötürü durdurulması ve tonlarca altının Türkiye’den İran’a ihraç edilmesinin arkasında ne olduğunu bile bilmiyoruz.
AKP hükümeti, eli silahlı isyancı güçlere her türlü yardımı yaparken, muhalif silahsız örgütlerin istemlerini de engellemiş oluyor, mezhep çatışmasında Sünnilerin yanında yer alıyor.
İç ve dış odaklı ittfaklar hep geri tepmiştir bu tür olaylarda...
Bir ülke önce kendi çıkarlarını korur...
Küresel ve emperyal güçlerin boyunduruğuna girmez...
4 Temmuz 2012 - Cumhuriyet