Şemdinli’den Halep’e giden yol


Halep’in Suriyeli isyancılar tarafından saldırıya uğramasından hemen sonra PKK da Şemdinli’ye karşı benzer bir saldırı başlattı. 500’den fazla PKK’lı Şemdinli’ye saldırıp bütün kamu binalarını ele geçirme planı yaptı. Ancak güvenlik güçleri bunu erken fark etti ve çatışmalar kırsal kesimde günlerden beri sürüyor.
Hükümetin bu olaya bakışı “PKK, tıpkı Suriye’nin Halep kentinde olduğu gibi kente sızıp kontrolü ele geçirme stratejisi olarak” yansıdı kamuoyuna.
İsyancılar Suriye’de Halep’i ele geçirmek için savaşıyor, Türkiye’deki isyancılar da Türkiye’nin bir kentini ele geçirmek için saldırıyor.
Orada da isyan var burada da!
Orada da silahlı mücadele var burada da!
Orada da “özgürlük isteyen” insanlar savaşıyor burada da!
Sorun şu:
Ortaya konulan eylem terördür. İstekler terörist saldırılarla karakol basılarak, asker öldürülerek dile getiriliyor.
Karşımızda “özgürlük” istediğini iddia eden bazı grupların terörist kalkışması var.
Türkiye, kendi ülkesinde terörist kalkışmanın başını ezmeye çalışıyor, Suriye’deki terörist kalkışmayı ise destekliyor. Destek ne kelime başbakanımız Halep’e sızıp şehir kan gölüne çeviren, onlarca polisi öldüren Suriyeli isyancılar için “Suriye’nin öz evlatları zafer kazanacak” diye dua ediyor.
Suriye’de kendi halkını özgürleştirmeye çalışan teröristlere kucak açıp, Türkiye’de “kendi halkımı özgürleştireceğim” diyen teröristlere silah çekerseniz bu konudaki tutarsızlığınızı kimseye anlatamazınız.
Özgür Suriye Ordusu’nun kullandığı argümanlar ile PKK’nın kullandığı argümanlara bir bakın, hemen hemen aynı: Özgürlük, hak, adalet, merkezi baskıya isyan...
Yani her iki taraf da kendilerine merkezi otorite tarafından baskı yapıldığını bundan dolayı isyan ettiklerini söylüyorlar.
Siz karşı tarafın isyancılarına hak verip desteklerseniz o ülke de sizin isyancılarınıza destek verir ve Suriye’de bütünlüğü sağlayayım derken Türkiye’nin bütünlüğünü bozarsınız.
Terör her yerde terördür.
Türkiye’nin iç karışıklıklar olan komşu bir ülkenin rejimini yıkmak gibi bir misyonu olamaz, olmamalıdır da.
Yakıp yıkılan bir ülkenin bu hale gelmemesi için komşuluğun gereği olan diplomatik atakları yapması gerekenler şimdi mermi koydukları şarjörlerin Halep’te yaptığı kıyımı seyrediyor.
Ateşin bir benzeri Şemdinli’ye yani kendi topraklarına sıçrayınca da ülkeyi teröre karşı korumak için nasıl savaştıklarını anlatan beyanatlar veriyorlar.
Türkiye, BM tarafından tanınan bir devletin rejimini ve liderini yok etme misyonuna soyunarak tarihindeki en büyük hatalardan birini yaptı.
Bu misyon utanç verici bir misyondur.
Bu misyon tarihimizde başımıza gelecek en büyük belalardan birinin kapısını açan bir misyondur.
Bu misyon “kanlı bir misyondur.”
Hiçbir olayın olmadığı hatta sokaklarında protesto yürüyüşü bile yapılmayan Halep’i bir anda dünyanın en kanlı şehir haline getirerek Suriye’de özgürlük getirmeyi umanların yolu rezil i rüsva yoludur.