Barzani’nin neyi ile gurur duyuyorsunuz?



Televizyonda AKP kongresini izliyorum.
Peşmerge Mesut Barzani kürsüye çıkıyor.
Bütün salon kendinden geçmişcesine bağrıyor:
- Türkiye seninle gurur duyuyor.
Bağıranlar sıradan insanlar değil, ülkeyi yöneten güruh!
Atılan bu slogan üzerine Barzani’nin neyi ile gurur duyduklarını düşünmeye koyuldum.
Ailesi diyeceğim ama orada sözde muhafazakar AKP’lilerin gurur duyacağı bir tablo yok!
Kimilerine göre bu Barzaniler, Musevi kökenli ki İsrail’in onlara ilgisi ortada!
İlaveten Mesut Barzani’nin babası Molla Mustafa Barzani, tam bir Türk düşmanı ve de İngiliz ile Amerikan kuklası!
Baba böyle, peki ya oğul Barzani?
O da Emperyalizmin bölgedeki en faal figürü!
En iyi hatırladığım ifadesi yakın geçmişte sarf ettiği, “Türkler, K. Irak’ı ağzına alır oraya   karışmak isterse ben de Diyarbakır’a karışırım” beyanı ya da tehdididir.
Keza yıllar yılı PKK’ya bölgesinde kucak açan ve ona Kandil’de üs yani Karargah veren o!
Bütün dünya biliyor ki Barzani istemese PKK orada barınamaz!
Dahası, Türk Ordusunun K. Irak’taki PKK inlerine kara harekatı yapmasına ısrarla direnen  yine o!
Hepimiz biliyoruz; PKK, K. Irak’tan geliyor, vuruyor ve dönüyor.
Dolayısıyla akan kanlar ile işlenen cinayetler de PKK’dan sonra en büyük sorumluluk, bu Peşmerge Barzani’de!
Adam zaten PKK’ya silah çekmeyeceğini kendi söylüyor, “Kürtlere asla fiske vurmam” diyor.
Bitmedi, amacının Büyük Kürdistan olduğu aşikar.
Suriye Kürtlerini eğittiğini kendisi açıklamadı mı?
Söyleyin lütfen! AKP kongresinde slogan atan o  kalabalıklar, bu Barzani’nin neyi ile gurur duyuyor?
PKK’yı bağrına basmasını mı, Büyük Kürdistan Devletinin fiili adımlarını atmasını mı, yoksa ABD’ye köpeklik etmesini mi? Neyini?
Yoksa K. Irak’ta iş yapan ve büyük paralar kazanan kimi AKP’lilerle Barzani’nin mamayı pay etmesini mi ya da paylaşılan Amerikan kardeşliğini mi?
Meşal’den Tayyip’e ‘Sen öndersin’ gazı ve örtülü ödenek
AKP kongresinde, pardon şovunda sahne alan aktörlerden biri de CIA tarafından devşirilen Hamas’ın sürgündeki lideri Halid Meşal’dı.
Meşal’a göre Tayyip Erdoğan, İslam aleminin lideri imiş! Halid Meşal, söylesene hangi İslam alemidir kast ettiğin? Amerika’ya uşak olan İslam ülkelerini kastediyorsan, belki. “Tamamı” diyorsan orada dur!
Söylesene Meşal! İran, İslam ülkesi değil mi?
Peki ya Irak, Suriye ve Lübnan?
Ne yani? Tayyip Erdoğan onların da mı lideri ve önderi?
Yağ çekip gaz verecek ya, sallıyor işte!
Kim bilir, Türkiye’nin örtülü ödeneğinden kaç on milyon dolar yardım alıyor -ki Başkent’te böyle bir fısıltı var-.Al parayı, ver gazı! Oh ne ala!
Yok bu iddia yalan ve yakıştırma ise derhal bir açıklama yapılmalı ve fısıltı sonlandırılmalıdır. 
Hülasa, Tayyip Erdoğan, İslam ülkelerinin önderi değil, ABD’nin kullanmak isteği sunni  liderlerin önde gidenidir.
Cezaevinde seks izni Öcalan için mi?
Fısıltı dalga dalga!
İddiaya göre cezaevinde seks talebinde bulunan bizzat Abdullah Öcalan imiş!
Talep büyük yerden yani Öcalan’dan olunca AKP, “hayhay” demiş.
Şaka yapmıyorum, sanal medya’da bu yönde spekülasyon sağanağı var.
Öyle ki iş çığından çıkınca Adalet Bakanı hemen bir açıklama yapma gereği duymuş ve şöyle demiş:
- Sadece resmi nikahı olanlara seks izni olacak.
Kimilerine göre bu açıklama suçüstü hali yani “Bakın, bu izin Öcalan için değil çünkü o evli  değil” demek istenmiş!
Bakan’ın açıklamasına karşı atak anında geldi ve “Öcalan’a  nikah için motor aranıyor”   mesajları yayıldı.
Kuşkusuz bunlar işin şamata ve espri tarafı ama toplumda oluşan algı, Öcalan’ın AKP için  çok önemli ve değerli bir figür olduğudur.
Neredeyse Mümtazer Türköne’nin dediği gibi Öcalan’ı, Bodrum’a paşa yapacaklar!
Sadece AKP değil, medya bile birkaç gündür Öcalan’ı, Mandela gibi sunmaya başladı!
Ne diyelim, mübarek olsun!
Akreditasyonda asker ve AKP
Arşivler ortada, Tayyip Erdoğan 90’lı yıllarda aynen şunu demişti:
- Demokrasi bizim için tramvaydır. Gideceğimiz yere kadar onunla gider, hedefe vardık mı   o tramvayda ineriz.
Evet! Erdoğan, demokrasinin kafasındaki rejim için amaç değil araç olduğunu bu şekilde  deklare etmişti ki bugün artık tramvaydan inilmiştir.
Düşünün, ülkeyi yöneten bir partinin kongresine muhalif olan kitle gazeteleri çağrılmıyor ki Aydınlık onlardan biridir.
Bunun adı, AKP’nin demokrasi karşıtı ve hatta düşmanı olduğunun belgesi değil mi?
Yahu siz değil miydiniz, onlarca yıl askerlerin akreditasyon uygulamalarına feveran edip demokrasi vaveylalarını koparan?
Bakın askerler bugün kendine her gün söven F Tipine bile kucak açarken siz yüz binlerce tırajı olan gazeteleri düşman ilan edip dışlıyorsunuz!
Sahi, o ukala, sözde demokratlar bu işe neden susuyorlar?