Korku imparatorluğu



Merhaba, merhaba ey insanlık merhaba;
Biliyor musunuz niye ey insanlık dedim! Sanki yazımı bütün insanlık mı bilecek yoo! Ben insanlığın ruhuna sesleniyorum.. Bugün güzellikler, iyilikler, hoşluklar diliyorum, tüm insanlık için! Bu ruh güzeldir aslında biliyorum. Canlılıktır, çalışkanlıktır, çabalama ve umuttur ve yeryüzünün hakim gücüdür. Gerçek veya hayali çok düşmanı olduğuna inansa da, hiçbir düşmanı ondan güçlü değildir. Ama o hep korkar! Bu korkusu onu daha çok güçlendirir ve korur. İnsanlık adına ne varsa güzeldir aslında.. Bir tek, SAVAŞ hariç! Ama onu bile korunmak için yapıyorsa insan; asildir.

Bence insan korktuğu zaman en korkunç haline bürünür. Hapishanelerde yatan o insan katilleri, seri katiller hep çok korktukları için bu vahşete bürünmüşlerdir. Adam vardır, sevdiği onu terk edecek diye çok korkar ve onu öldürür. Veya hiçbir kadının onu beğenmediğini düşündüğü için yalnızlaştırıldığını düşünüp ne kadar imrendiği kadın varsa satırlarla doğrar. Ya da kocası onu çok dövüyor, eziyor diye kurtuluşu öldürmekte bulur. Ya ideali uğruna adam öldürenlere ne demeli.. Neden bu insanı öldürdün desen; insanlık için yaptığını düşünüp susar. Bunu bende düşünmüştüm mesela. İnsanlık adına… Onu kirletenleri öldürebilme isteği..

Türkiye’de yaşıyoruz. Ve hepimiz biliyoruz o günleri.. Türkiye’de iç savaş, karmaşa, adı konmamış bir başkaldırı, herkeste mide bulantısı, doğru bildiğini kusma sancısı.. 1970’li yıllar! Ben o yıllarda yaşım müsait olmadığı halde, bu kaos ortamından etkilenip, herhangi bir örgüte yazılmakla yazılmamak arası apartta bekliyordum. Tüm dişlerimi bilemiştim. Herhangi bir örgütten biri mi öldürüldü, hemen koşup o örgüte yazılasım geliyordu. Ama biz siyasi yetiştirilmemiştik. Babam subaydı, Allah’tan o günlerde emekli olmuştu. (yani şimdi hepsine yapıldığı gibi, karalanması mümkün değil)

Ve kesinlikle devlet işine karışmak gibi bir düşünce ona tersti. Annem oldukça dominant tavırları ile bizi dizi dibinden ayırmadığından, onlardan habersiz kuş uçuramazdık, ama isterdik!

Bazı geceler; gün içindeki bu örgüt hesaplaşmalarından doğan vahşet haberleri ile uyuyamazdım. HAYALİMDE, o gencecik insanları öldüren, diğer gencecik insanları, vahşice… makinalı tüfekle tarardım. Niye; ülkemizin huzurunu bozuyorlar diye.. Bu bir korkudur, yaşadığın ülkenin huzurunun kaçması ve o ülkenin gittikçe küçülmesi ile ilgili bir korku.. Bu korku bana ne yaptı. Katil olabilme duygusu verdi. Oldum mu? Hayır!

Ama 1980 ihtilalinden sonra rahatladığımı anımsıyorum. Evet, çok enteresan, o kabus yıllarda ben rahatlamıştım. Şimdi geriye bakınca ne kadar acınası ve yanlış düşüncelerle birbirimize düşman edildiğimizi daha iyi anlıyoruz. Sağcıysak solcuya; solcuysak sağcıya kin ve nefret duyguları ile bakıyorduk. Neden; çünkü onlar satılmış vatan hainleri diye.. Ve onlarda bizi öyle görüyordu üstelik!
Hiçbir zaman ne doğru ne yanlış bilmeden kin ve nefret kustuk karşılıklı. Şimdi hala yürütülmeye çalışılan bu kaos ortamında artık ne sağcı kaldı ne solcu diyeceksiniz.

Peki sorarım size hala korku imparatorluğu bizi yönetmiyor mu? Kürt, bir gün toptan asimile olmaktan, Türk, topraklarını Kürtlere kaptırmaktan, dinci dinsizleştirilmekten, ateist şeriattan, açık kadın kapanmaktan (misal ben!), kapalı kadın saçının açtırılmasından!..

NEREYE KADAR! Bu korkuların bizi yönetmesine daha ne kadar izin vereceğiz. Tamam Akdeniz kanı var ruhumuzda, çok heyecanlı, genç bir ulusuz ama biraz daha serinkanlı olabilmek daha iyi olacak ve bulanıklığı sağlayanın kendi iç tepişmelerimiz olduğunu anlayınca ortalık durulacak. Umuyoruz!

Herkese mutlu haftalar diliyorum.

Berrin Aksu