Gerçek demokrasi, baskıcı iktidarlara karşı mücadeleyle kazanılır!
BÜYÜK beklentiler yaratan “Demokrasi Paketi”nin fare doğurmasıyla birlikte AKP eliyle bu ülkeye özgürlük ve demokrasi gelmeyeceği bir kez daha görüldü. Biz zaten defalarca dile getirmiştik. Gerçek bir demokrasi ve özgürlükler, gençleri sokaklarda öldüren bir iktidar eliyle değil ancak ona karlı verilecek bir mücadeleyle kazanılır. Sokaklar Haziran ayında ülkenin dört bir yanında her gün bu gerçeği söyledi.
Hakl›lar. Çünkü iktidar Gezi sürecinde Başbakan ile halkın taleplerini görüflmeyi bile suç, görüşenleri suçlu say›yor. Savcılar DİSK’i de hedef alan soruşturmalar açıyor. Özgürlük mü istiyorsun sık biber gazını. Eşitlik mi istiyorsun ver kimyasal suları. Ekmek mi istiyorsun al sana polis copu, polis kurşunu. Adalet ve hukuk mu istiyorsun buyur F Tipi cezaevine. Avrupa’nın en büyük adliyesini yaptırmaktan boşuna övünç duymuyorlar.
İş kazalarında Avrupa şampiyonu olarak ihracat rekorlar› kıran bir ülke ancak en büyük adliyeleri ve hapishaneleri kurarak yönetilebilir. Zaten iş güvenliği olmadan, güvencesiz, üç kuruşa çalıştırılan emekçilere karşı yeni saldırı planlıyorsanız, daha da büyük hapishanelere, adliyelere, daha da büyük “polis destanları”na ihtiyacınız olacaktır.
DİSK olarak öteden beri ifade ediyoruz. AKP patronların talebi doğrultusunda tüm çalışanları daha güvencesiz ve ucuza çalıştırmak istiyor. Ulusal istihdam Stratejisi’nde daha güvencesiz istihdam ve daha esnek çalışma modellerinin yer alması boşuna değil. Şimdi açıkça söylüyorlar. Kıdem tazminatını sulandırarak iş güvencemizi yok edecekler. Yaygın taşeronlaştırma ve Özel istihdam Büroları’yla insan ticaretini teşvik edecekler.
Tam da bu emellerine kavuşmak için Eylül ayının sonunda “10. Çalışma Meclisi” toplandı. Ancak işçi ve işveren örgütleri arasnda mutabakat görüntüsü yaratmak isteyen AKP’nin hevesini kursağında kaldı. Çünkü o toplantıda DİSK vardı!
Orada da söyledik, şimdi de söylüyoruz; biz DİSK olarak daha esnek bir emek piyasası ve daha ucuz işçiliği hedefleyen hiçbir düzenlemeye izin vermeyeceğiz! İşçi sınıfının “esneyecek” yeri kalmadı! Siyasi iktidar bunu zorlar, yaşam koşullarını biraz daha aşağıya doğru çekiştirmeye çalışır ve bir diktatörlük biçimi olan “Taşeron Cumhuriyeti”ni dayatırsa işçinin kayışı kopar! Ve yeni toplumsal patlamalar kaçınılmaz olur.
AKP iktidarı, sokaktaki seslere kulak vermeli, görüntüde bile zevahiri kurtarmayan paketler açıklayıp abesle iştigal etmek yerine, halkın demokratik taleplerine ve emekçilerin gerçek sorunlarına doğru yanıtları aramalıdır.
Kani Beko
