2013 Cumhuriyet
Bayramı 90.Yıl kutlamaları, önceki yıllardan farklı ve görkemli olacağının
işaretlerini vermekte. Sadece İzmir 1 milyon kişiyle Andımız’ı okuma kararı
verdi.
Ulusal
bayramları bürokratik kutlamalardan
kurtarıp, halkın sahip çıktığı günlere dönüştürülmesine katkı sunanları
kutlamak gerek.
Gençler ve
halkımızın diğer kesimleri Cumhuriyet ile kazandıkları hakları iyi kavrarsa, Cumhuriyet’e o denli sahip çıkar.
Cumhuriyet ile
ülke, bir ailenin babadan oğula geçen yönetiminden kurtuldu.
Halk,
padişahlığı yanında, peygamberin temsilcisi kabul edilen halifeliği de elinde
bulunduran kişilerin, tabası ve kulu olmaktan çıkarak vatandaş oldu.
Egemenlik kişiye
değil, siyasi partiler aracıyla millete geçti.
Yöneticiler
yaptıkları yanlışlıklardan sorumlu ve yargıya hesap verir duruma geldi. Halk,
yapılan seçimlerde beğenmediği siyasiyi değiştirebilir konuma geldi.
Yaşam şeriat
koşullarına göre biçimlendirildiğinden bir anayasa yoktu. Padişahların yaptığı
yanlış, aynı zaman da halifeliği de ellerinde bulundurmaları nedeniyle; dini
kurallara uysa da uymasa da itiraz edilemiyordu.
Halk onların
kulu olduğundan; suçlu veya suçsuz olduklarının belirlenmesi için yargılamaya
gerek kalmadan cezalandırılabiliyordu.
Keyfi
kararlarını, şeyhülislamları atama ve görevden alma yetkisi kendilerinde olması
nedeniyle; şeyhülislamlar aracıyla dine uygun fetvasıyla
çıkarttırabiliyorlardı.
Din; Tanrı ve
kulu arasındaki sevgi bağına dayalı bir kuram olduğundan; devletin dini olmaz
denerek, laiklik getirildi.
Kız çocuklarına baba
mirasından pay almayı mahrum eden, çalışma hayatından dışlayan ve 1erkeğin 4
bayanla evlenmesine izin veren şerri kurallar yerine, medeni kanun kabul
edildi.
Vatandaşların
suç işleyip işlemediklerine karar verilmesi sonucu, kişinin cezasını nasıl
çekeceğine ilişkin detayları belirten ceza kanunu kabul edildi.
Bir cemaatin
müridini, diğer cemaatlarin müritlerinden ayıran giyim kuşamın yerini, çağdaş
ülkelerdeki kıyafeti esas alan reform gerçekleştirildi. Cami ve tarihi
binaların bakımı için bırakılan ve yönetimi cemaatlerin denetiminde olan vakıf
malları, devlet idaresine alındı.
Padişah eşittir
devlet anlayışı yıkılarak, devlet birbirinden bağımsız yasama (TBMM), yürütme
(Hükümet) ve yargı erkinden oluştu.
Bir erki eline
geçirenin diktatörlük hevesinin önleyecek, hukuksuz uygulamalara karşı çıkacak
bir yapılanma oluşturulmak istendi.
Kapitülasyonlar
nedeniyle çökme noktasına getirilmiş, toplu iğne bile yapamayan toplum,
Etibank, Sümerbank, demir çelik işletmeleri ve çimento fabrikaları kurarak, ülke dışa bağımlılıktan
kurtarıldı. Alınan radikal siyasi kararlar sonucu yaratılan ekonomik
bağımsızlık, doğal olarak siyasi bağımsızlığı perçinledi.
Sosyal devlet
anlayışıyla hareket edilerek, eğitim ve sağlık parasız hale getirildi.
Cumhuriyetin ilk
yıllarında % 5 olan okuma yazma oranı, Arap Alfabesinin yerini Latin
Alfabesi’nin alması ve hızla okullaşma ile %90 seviyelerine çıkarıldı. Kurulan
sağlık tesisleriyle, bebek ve çocuk ölümlerindeki oran düşürüldü.
Sanayileşme sonucu
ortaya çıkan ve Cumhuriyet döneminde artan İşçiler, sendikalı ve sigortalı
duruma getirildiler. Toplusözleşme, grev ve miting gibi demokratik haklarını
kullanır duruma geldiler.
Dini kendi
bireysel çıkarlarına alet edip, halkın saf ve temiz duygularını istismar eden,
Cumhuriyeti tanrı ile kulun birleşmesinde engel olarak gösteren söylemlerle,
Osmanlı’ya özenenler, gerçekleri bilerek davranış sergilerse; neye düşman
edilmeye çalışıldıklarını daha iyi kavrayacaktır.
Osman
Gazi Oktay
Ulusal Eğitim Derneği İzmir Şubesi Başkanı
